VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2017 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Sadece birilerini koruyan el
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sadece birilerini koruyan el

“Koruyan El” belgesel tarafı ağır basan, ama iyi bir kurmaca ve kurgusallıkla ustaca desteklenmiş bir Dedektif Dengler romanı. Ancak, tarihsel akışla fazlaca oynayan, bu nedenle de okurundan özel bir dikkat talep eden yapısı var.

ÖZEN YULA



Wolfgang Schorlau 1951 doğumlu, amma velakin yazmaya elli yaşında soyunmuş bir yazar. Stuttgart’ta yaşıyor. Gençliği öğrenci hareketleriyle ve siyasi akımlarla iç içe geçmiş. Bu tecrübesi ve vicdani yapısını romanında da konuşturuyor.

Schorlau’nun dedektifi Georg Dengler öncelikle alelade bir adam. Mesleki açıdan ‘Doğrucu Davut’ olduğu için polislerin arasında barınamamış. Haliyle dedektif olmuş. Bir de kendisine hem “mükemmel bir yankesici” hem de “harika bir hacker” (s.118) olan Olga diye sevgili bulmuş.

“Koruyan El” dedektifliğini yedi ayrı macerada sürdüren Dengler’in şimdilik son macerası. Belgesel tarafı ağır basan, ama iyi bir kumaca ve kurgusallıkla ustaca desteklenmiş bir roman. Ancak, tarihsel akışla fazlaca oynayan, bu nedenle de okurundan özel bir dikkat talep eden yapısı var. Olaylar 2004, 2011, 2015 yılları arasında gide gele anlatılıyor. Bununla da sınırlı kalmıyor. Ele aldığı kurgusal kişileri farklı coğrafyalardaki mazileriyle anlatarak daha da zor bir işe soyunuyor.

Yanmış bir karavan, içinde ikisinin de kafatası patlamış iki Neo-Nazi’nin varlığıyla olaylar açılır. Raporlara göre biri, diğerini öldürüp intihar etmiştir. Ama intihardan önce de karavanda yangın başlatmıştır. Polisler gelip durumu araştırmaya başlarlar. Ama akla yatkın olmayan bazı durumlar vardır.

Bir gün, Georg Dengler’e bir zarfta on beş bin avro ve “tek kullanımlık telefon” gelir. Bu “tek kullanımlık telefon”lardan daha sonra da gelecektir. Sesini değiştiren bir aygıt kullanan biri onu bu Neo- Nazi çatışmasını incelemek üzere tutar. Dengler rapor hazırlamak için eski ofisinden beraber olduğu bir kadından ve yakın dostlarından yardım alır. Sonunda, resmi raporlardan yararlanarak bunun bir çatışma olmadığı, bir infaz olduğu sonucuna varır. Bu infazı kim yapmıştır? Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı mı yoksa Thüringen Anayasayı Koruma mı? Bir zamanlar beraberce haksızlığa uğrayıp kızağa çekildiği eski şefi Dr. Schweikert’in de yardımını ister. Dengler, Thüringen Anayasayı Koruma’nın başkan yardımcısı olan, ortak düşmanları Harry Nopper’in bu işe karıştığından şüphelenir. Ama BDN işi de olabilir bu. Ya da “Stay Behind” adında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikalı ve İngilizler’in Avrupa’da kurdukları gizli birtakım orduların işi olduğunu düşünür. Nazi eskilerinden yararlanan bu ordular zor zamanlarda sol kesimden insanları ortadan kaldırmaya yönelmektedirler. Bunlar daha sonra Federal Haber Alma Servisi BND’nin bünyesine katılırlar. Yani derin devletin bir parçası olurlar.

Çarkın dişlilerini anlatıyor
Aslında büyük bir işe soyunmuş bu roman. Eski Nazilerin birdenbire ortadan yok olmadığını, halen gizli servis ve dahi CIA tarafından kullanıldıklarını, o ruhun varlığını sürdürdüğünü söylüyor bir yandan. Öte yandan CIA’in kendi çıkarları yararına Avrupa’da ve özellikle Almanya’da ne gibi oyunlar çevirdiğini ve tarihi olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana neler karıştırdığını anlatıyor. Putin’in, Merkel’in nasıl insanlar olduğundan dem vuruyor. Bir de, çarkın dişlileri olan adamların, ne tür geçmişlerden geldiğini, hepsinde Hıristiyanlığın nasıl baskın bir öğe olduğunu aktarıyor okura. Bu nedenle saygı duyulacak bir çalışma. Bir de bunu belgesel nitelikte bir yapıyla gerçekleştiriyor.
Ancak bir belgeselle bunu anlatmakta kullanılan polisiye yapı ne kadar örtüşüyor sorunun cevabında bir tıkanma yaşanıyor.
Kişi betimlemeleri gayet sarih. Bu açıdan karşımıza çıkan kişileri kafamızda net bir biçimde canlandırabiliyoruz. Çevirmen Hulki Demirel’in tercihi olan ‘mücehhez’, ‘zuhur’, ‘teşrik-i mesai’, ‘muktedir’, ‘hin-i hacette’ gibi sözcükler ve kullanımlar durum anlatımlarında iyi bir atmosfer kuruyor ve sırıtmıyor.
Winchester 1300 Defender tüfeğinin özelliğini öğrenmek için Dengler’in, tutkulu bir silah koleksiyoncusunun evine gidip silahı kontrol etmesi (30. Bölüm) gibi, bir polisiye ya da dedektif romanı için manasızca uzayan bölümler var.

Romanın, Alman yayımcısından kaynaklanan editoryal eksikliği tekrarlarda ortaya çıkıyor. Hem dedektifin hem okurun kafasında oturması için olayların olduğu sırayı tekrar ve tekrar okuyoruz. Bir yerden sonra tekrarlar can sıkıntısına yol açıyor. Zira olayları oturtup kilit nokta olma işlevini yitiriyor. Okurun ikinci bir dedektif olup kendi sezgilerini sınayacağı bir yapı da yok ortada. Hele okurun zaten bildiği tüfeğin işlevselliği ile ilgili bilgileri ikinci kez arkadaşlarına aktarması tahammülfersa.

“Koruyan El” nasıl bir oyunun parçası olduğumuzu hatırlatması açısından birinci sınıf, ancak tekrarlardan medet umması açısından yer yer iştah kaçıran bir kitap.

Ezcümle her şeyin derini tehlikelidir. Gözlerin de, sözlerin de, suyun da, devletin de!


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159