VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Haziran 2010 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Saklı korkuların avcısı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Saklı korkuların avcısı

Stephen King""in çizgi roman dünyasında yeniden hayat bulan başyapıtı ""Kara Kule"" Türkçede!

Mine Akvedi

Kan, cinayet, dehşet ve gizemi kağıda dökme işiyle uğraşanlar pek tekin değildir. Böyle şeyler yazanların ya hayatlarının bir döneminde bazı karanlık ve korkun olaylarla karşı karşıya kalmış ya da yaşadığı gizemli, ürpertici bir şeyler yüzünden ruhu ve zihninin fena halde sarsılmış olduğu varsayılır.

Örneğin ünlü polisiye yazarı Agatha Christie"nin, İngiltere"nin güneyindeki evinden bir gece esrarengiz şekilde kaybolduğu ve 11 gün sonra bir otel odasında hiçbir şey hatırlamaz halde bulunduğu efsanesini herkes bilir. Bu olay Agatha Christie"nin şöhretine şöhret katmıştır. Çünkü yaşadıkları yazdıklarına yakışmıştır.

KENDİ KORKTUĞUM ŞEYLERİ YAZIYORUM
Kısacası gizemli, karanlık konular yazıyorsanız; hayatınızda da bir para karanlık ve gizem olması gerekir! Ancak yazın dünyasının en büyük korku krallığını kuran ve dehşet veren, tüyler ürperten romanlarıyla "korku-gerilim türünün en çok satan yazarı" ünvanını yıllardır omuzlarında taşıyan Stephen King"in hayatında kanlı sahneler, korkunç canavarlar, psikopatlar, caniler, katiller yok. Ama onun deli bakışlarını ve hayalgücünü besleyen şeyi görebilmek için dışarıya değil asıl içeride yaşadıklarına mercek tutmak gerekiyor. Çünkü Stephen King sırrını şöyle aıklıyor: "Kendi korktuğum şeyleri yazıyorum."

1947"de, ABD"de, Maine eyaletinin Portland kentinde dünyaya gelen Stephen Edwin King bir kasaba çocuğuydu. Deniz ticaretiyle uğraşan babası o henüz 2 yaşında iken, sigara almak üzere dışarı çıkıp bir daha asla geri dönmediğinde, "korku"yla tanıştı. Terk edilmişti! Yıllar sonra babasının hayatta olduğunu ve Brezilyalı bir kadınla evlenip 4 çocuklu yeni bir aile kurduğunu öğrendiğinde bu korku, dehşete dönüşecekti. Annesi ve babası ayrıldıktan sonra, ağabeyi David ile annesi Nellie Ruth"un yanında büyüyen King, 4 yaşındayken en sevdiği arkadaşı gözlerinin önünde tren altında kalarak can verince başka türlü bir dehşeti, 6 yaşında kulak zarı patladığında çektiği korkun acıyla bir diğerini yaşadı.

HER GÜN GAZETEDEN ÖLÜM İLANLARINI OKUYORDU
11 yaşına geldiğinde annesi çocuklarını yanına alıp bakıma muhtaç yaşlı anne-babasının yanına, Durham, Maine"e yerleşti. Yaşlı büyükanne ve büyükbabasının ölümü ve annesinin bunun ardından bölgedeki bir akıl hastanesinde çalışmaya başlaması da King"in içindeki korkuları besledi. Okul arkadaşlarıyla her gün yerel gazetedeki ölüm ilanlarına bakıp daha sonra da telefon rehberinden ölen kişilerin isimlerini silme oyunu onun için bir geleneğe dönüştürken King de belli ki içindeki o dehşet duygusunu artık kontrolü altına almayı öğreniyordu. Ergenlik çağında bir seri katil olan Charlie Storkweat hakkında bulduğu bütün bilgileri toplamaya girişmesi de bunu kanıtlıyordu; artık korkuyu avucunun içine almıştı. Sonunda onu kendi istediği gibi işleyip dışarıya akıtmanın bir yolunu da buldu; korku, dehşet ve gerilim hikâyeleri yazmaya başladı!

İlk hikâyelerini 1963"te henüz 16 yaşındayken yazdı King. Ama bunları ancak 20 yaşındayken "Startling Mystery Stories" adlı toplama bir kitapla yayınlayabildi. Maine Üniversitesi"ni bitirip hemen ardından, 1971"de kendisi gibi bir yazar olan Tabitha King ile evlenmesi ise yazarlık kariyerinde büyük rol oynadı. Çünkü, İngilizce öğretmenliği yaparken bir yandan da roman yazan King"in beğenmeyip çöpe attığı "Göz" (Carrie) romanını öpten çıkarıp yayınlatmaya teşvik eden kişi karısı Tabitha"ydı.

King"in telekinetik güçleri olan bir kızın hikâyesini konu alan ilk romanı "Göz" 1974"te yayınlandı ve King"in yıldızı hemen parladı. İki yıl sonra King"in ikinci romanı "Korku Ağı" (Salem"s Lot) ile büyük çıkış yapması ve "Göz"ün filme çekilmesi ve ardından Stanley Kubrick"in çektiği filmle unutulmazlar arasına giren "Medyum"um (The Shining) bomba gibi patlaması ile olan oldu. Stephen King, en ünlü korku-gerilim romancısı olarak tacını başına taktı.

Tıpkı bir dönem alkol ve uyuşturucuyla yaşadığı bağımlılık gibi yazmak da içindeki korkuları atmak aısından bir bağımlılık oldu onun için. Zira günde 3000 kelime yazmadan rahat duramayan, hatta uyuyamayan bu adam "Kujo" (Cujo), "Christine", "Hayvan Mezarlığı" (Pet Sematary), "O" (It), "Sadist" (Misery), "Esaretin Bedeli" (The Shawshank Redemption), "Yeşil Yol" (Green Mile) derken 1970"lerden bu yana çoğu sinemada da hayat bulmuş 60 kadar kitaba imzasını attı. Ve yazdığı nerdeyse tüm kitapları bestseller olma mertebesine erişti.

Bugün, yazdıklarıyla kırk milyonun üzerinde hayranının kanını donduran, tüylerini ürperten, aklını başından alan, kalp çarpıntısı, ruh titremesi yaşatan King, "Bana göre yazdıklarımız bizim yarattıklarımız (ve kendimize bunun için pay ıkaracağımız) eserler değil, kazıp çıkardığımız, zaten olan varlıklardır" sözleriyle "Ancak korkuları olan birisi bu kadar dehşeti yazabilir" düşüncesini doğruluyor. Ama daha da önemlisi kendi korktuğu şeyleri yazmakla her birimizin içinde en derinlere gizlemeye alıştığımız korkuları yakalayıp onları serbest bırakmayı da biliyor. Kuduz bir köpeği, zayıflamayı, seks oyunlarını, hatta bir çamaşır makinesini bile korku unsuruna dönüştürebilmedeki ustalığıyla, ister sıradan ister doğaüstü her öyküsünde yarattığı "Bu sizin de başınıza gelebilir" hissiyle okuyucuyu avucunun içine alıyor.

Korku-gerilim yazarı olduğu için kimi edebiyat çevrelerinde ciddiye alınmasa da, çok satan yazar olduğu için kimilerince hor görülse de King"in bir avuç tozda bizlere korkuyu yaşatabilme yeteneği akılları baştan almaya yetiyor. O, modern korkunun kralı ünvanını kesinlikle hak ediyor.

Bir Stephen King Evreni: Kara Kule

Bu acımasız korku kralının başyapıtı denince öne çıkan eseri ise şüphesiz "Kara Kule" (The Dark Tower). Çünkü King"in daha 19 yaşındayken JRR Tolkien"in efsanevi eseri "Yüzüklerin Efendisi"nden ilham alarak tasarladığı, ilk kitabını 1982"de yayınladığı ve ancak 22 yılda tamamladığı 7 kitaplık "Kara Kule" serisi onun tüm yazarlık kariyerine ve hatta tüm hayatına tanıklık ediyor. Onca bestseller romanı kaleme aldığı uzun yıllar boyunca zihninde ve ruhunda var olmayı sürdüren bu kallavi eserin "Modern fantastik kurgunun en büyük destanlarından biri" olarak anılması boşuna değil. Zira King "Kara Kule" serisinde, tıpkı Tolkien"in "Yüzüklerin Efendisi"nde yaptığı gibi kendine özgü bir orta dünya yaratmayı başarıyor. Dahası merak uyandıran renkli karakterleri ve korku öğelerinin yanısıra, bilimkurgu ve western öğeleriyle dolu bu fantastik dünyada diğer romanlarına da birok kapı aılıyor.

King, başyapıtı "Kara Kule" ile hemen hemen bütün kitaplarını da içine alan akıl almaz ve devasa bir "Stephen King evreni" yaratarak baş
döndürüyor.

2005"te tamamlanan bu zengin serinin büyüsüne kapılıp giden milyonlarca Stephen King hayranı olduğunu biliyoruz. Aynı büyü, ünlü çizgi roman şirketi Marvel Comics"in de aklını çeldi ve "Kara Kule" serisi, o fantastik ve destansı dünyasıyla 2007"den itibaren çizgi roman formatında da hayat buldu. Ödüllü ilüstratör Jae Lee tarafından çizilen ve şu sıralar bizde de Altın Kitaplar tarafından Türke olarak yayınlanmaya başlanan "Kara Kule" çizgi roman serisi ve yakında ekilmesi planlanan "Kara Kule" televizyon dizisinin yeni nesil Stephen King hayranları yaratacağı da aşikâr.

King, her ne kadar 2002 yılında "Kara Kule"yi tamamladıktan sonra artık yazmayı bırakacağını, duyurduysa da içindeki korkuları tüketememiş olacak ki hâlâ yazmayı sürdürüyor. En son romanı "Kubbenin Altında" (Under The Tome) 2009 Kasım"ında yayımlanan ve New York Times En Çok Satanlar listesinde uzun süre 1 numarada kalan Stephen King, görünen o ki daha uzun süre korkutmaya, ürpertmeye, dehşete düşürmeye devam edecek. Taa ki ruhumuzun derinliklerindeki tüm korkuları yazıp bitirene kadar...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam