VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
31 Ekim 2009 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Salman Rushdie"nin büyüsü
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Salman Rushdie""nin büyüsü

O meşum ""Ayetler""den sonra sürgün yaşamına başlayan Rushdie bu son kitabıyla da yapacağını yapmış bulunuyor...

Onu bütün dünya "Şeytan Ayetleri" ile tanıdı. Köktendinci İslam"ın hedefi haline gelen yazar ve yapıtının maruz kaldıkları, değişen, farklılaşan dünya konjoktüründeki siyasi anlamı ve bu siyasi anlamın sonraki zamanlara verdiği en akılda kalabilecek mesajı "dünyada hiçbir yerin aslında güvenli olmadığı" yolundaydı. 11 Eylül"ün hemen arkasından Batı dünyasında felaket senaryoları ve neredeyse gotik bir üslupla aktarılan onca kurgunun bu yalın ve hakiki mesajı verme konusunda pek tereddütte kalmadığını biliyoruz. Salman Rushdie de bu üslubu benimseme konusunda kendince haklı gerekçelerden olsa gerek nesnel kalmayı tercih etmemiş bir yazardı. "İslam totalitarizmi" konusunda kendisi gibi mağdur olan Teslime Nesrin gibi yazar, akademisyen ve gazetecilerle "dünyanın karşındaki en büyük tehditlerden birinin Nazizim ve Stalinizm"den sonra İslamizm" olduğu yönünde bir bildiriye attıkları imza hâlâ hatırımızda. Gönül isterdi ki iktidarların yarattığı bu mağduriyeti, Rushdie ve Nesrin gibi asıl mağdur olanlar evrensel insan hakları ısrarlarıyla bertaraf edebilsinler ve barış süreci, yaşama daha hızlı, daha gerçekçi ve daha az yara alır biçimde akabilsin -ki böylece dünyadaki bütün Müslümanlar terör konusunda zan altında kalmasın, iktidarın bin yüzlü suretinin gerçekte ne olduğu, kimlere hizmet verdiği ve insanları nasıl kandırdığı ortaya çıksın... Ne yazık ki böyle olmadı. Hakikat ve hakikatin aranışı buhar olup gitmişti.

BÜYÜDEN VAZGEÇMEDEN
Hal böyleyken Rushdie yazmaya devam etti. Ayetullah"ın fetvalarından 11 Eylül"e, 11 Eylül"den günümüze uzanan süreçte üslubuna yön veren "büyü"den vazgeçmeyerek yazdı da yazdı... Ve bu büyünün tılsımıyla olsa gerek okundukça da okundu!
Son Kitap: Floransa Büyücüsü
O meşum "Ayetler"den sonra sürgün yaşamına başlayan Rushdie bu son kitabıyla da yapacağını yapmış bulunuyor...
61 yaşındaki yazar yaşamının takip ettiği yolun kurguya yansıyan bölümünde bizleri söz konusu büyülerle şaşırtmaya devam ediyor. Hiç kuşku yok ki bu gerçek anlamda bir büyü değil. Büyülü gerçekçilik hissiyatı içersinde kaleme alınmış bütün yapıtlarında olduğu bu kitabında da kurgu çerçevesinde "yaşananlardaki" büyü ya da tılsımın etkisi altında bırakıyor bizleri. Gabriel Marquez"le Günter Grass arasında gidip gelen üslubunu bu kez ağırlıklı olarak bir büyücü kadının saçtığı halelerle aktarıyor okura. "Floransa Büyücüsü" olan bu güzel kadının yazgısı ve bu yazgıyı rotasına oturtma eylemleri eşliğinde çıktığımız böylesi cazibeli, aynı zamanda da cinsellik ve erotizm kokan bu yolda biz okurlar için İtalya"dan Hindistan"a gitmek bu anlamda o kadar şaşırtıcı değil. Zira biliyoruz ki yazarımız Salman Rushdie"dir ve gizemli Doğu yolculuğuna çıkmak işin olmazsa olmazıdır. "Floransa Büyücüsü"nün kendi yazgısını aramak ve o yazgıya sahip çıkmak hayalleri içersinde tanık olduğumuz kahramanlar ve onların deneyimleri romana ayrı bir çeşni katarken savaş ve sadakatin de kavramsal olarak nelere denk düşebileceğini bir kez daha düşünme şansını elde ediyoruz.
Tek bir öykü yerine birçok öykünün içiçe geçtiği "Floransa Büyücüsü", 16. yüzyılda uzak diyarlardaki yabancı, yakışıklı ve çekici Aşk Mughalı"ının tarihle harmanlanmış öyküsü gibidir başlangıçta. Oysa arka planda gerçek bir tarihle düş gücünün, fantazi ile fablın karıştığı çok katmanlı ve neredeyse epik diyebileceğimiz bir romanla karşı karşıyayız. Üstelik sadece biz okurların değil medeniyetlerin de karşı karşıya kaldığı bir romandır Floransa Büyücüsü. Bu işin "olmazsa olmazı" Binbir Gece"yi çağrıştıran kısa öyküler, Rushdie"nin şiiriyle anlam kazanır ve derinleşirken kurguya asıl şeklini veren tarihsel gerçeğin fantastik ögelerle aktarılması romandaki atmosferin giderek bir peri masalına dönüşmesine yol açar. Öyle ki bu masala eşlik eden görselliğin Rushdie"nin lirik fırça darbeleriyle kazandığı panorama izlenmeye değerdir.
Masal olmasına masaldır ama "Floransa Büyücüsü"nde modernliğin eleştirisini de bulabileceğimiz karakterler mevcut. Birçok eleştirmene göre romanın en ilgi çekici karakteri büyük hükümdar Ekber"in ta kendisidir. İkiyüzlülüğü, hayatın çetrefil yollarında afallayışı, asaletin şaşaalı aynasındaki sülietiyle kitaptaki "modern" karakterlerden birisi. İktidarla insan, hükümdarla güç ilişkisini takip edebileceğimiz tanıdık birileri.
Sonuç olarak Osmanlılardan Rönesans Floransası"na, uzaklardan yakınlara (bazen de tersi), merkezden sınırlara (bazen de tersi) yapılan bu renkli yolculukta masalların masallara açıldığı katmanlı, cinsellikle yüklü erotizm kokan bir metin sizi bekliyor. Kaderden güzelliğe, savaştan aşka kadar her şey.

Floransa Büyücüsü/ Salman Rushdie/ Çev: Begüm Kovulmaz/ Can Yayınları/ 23 TL

Paylaş