VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2018 Perşembe | Anasayfa > Biyografi > Sanat tarihinin büyük âşıkları
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sanat tarihinin büyük âşıkları

Dante ile Beatrice’den Adem ve Havva’ya, Romeo ile Juliet’ten Mars ve Venüs çiftine kadar tarihe adını kazıyan ünlü âşıklar, “Sanat Tarihinde Âşıklar” kitabında bir araya geldi. İşte o âşıklar ve sanata yansımaları:








Sarılan Çift (M.Ö. 1250-800)
Meksika Vadisi’ndeki Tlatilco kültürü, MÖ 1250-800 aralığında Mezopotamya uygarlığının oluşma döneminde ortaya çıktı. Olmek kültüründen etkilenen Tlatilco kültürü, daha kompleks yerleşkeler ve sosyal yapılar geliştirmekle birlikte uzak mesafe ticaretini de artırdı. Sarılan çift Meksika’da, kültürün başlıca merkezi ve önemli arkeolojik bölgesi olan Tlapacoya’da, volkanın ayağında bulundu. O zamanlarda Tlapacoya, heykelcikleri ve görece geniş bir biçimde bütün bölgeye dağılmış çömlekleriyle biliniyordu. Genellikle yerli terakotadan yapılan çömleklerin ayırt edici özelliği stillerindeki sadelikti. Sarılan âşıkların gövdelerinin betimlendiği ve şaşırtıcı olsa da tek parça kalabilmiş (heykelciklerin büyük bir bölümü küçük parçalar halinde bulunmuştu) heykelcik o zamanlar bölgede yaygın bir biçimde kullanılan yeşil taştan yapılmış. Vücutları sadeleştirilmiş olsa da anonim heykeltıraş çiftin kafalarını şekillendirmek için özel bir dikkat göstermiş. Kapalı gözleri ve yüzlerindeki sevgiyi görebiliyor, zarif baş süslerine hayran kalıyoruz. Aşıkların bu yontulmuş portresi erken Mezopotamya uygarlığının ilginç bir örneği olmakla birlikte bu uygarlığın ne denli sofistike bir kültürü olduğunun da kanıtı.

Dante ile Beatrice (13. yüzyıl)
Beatrice di Folco Portinari 1265/66-1290 yılları arasında Floransa’da yaşadı; Simone de’ Bardi ile evliydi. Dante, Beatrice’i mükemmel buluyordu.; çığır açan eser İlahi Komedya’yı yazarken ona ilham veren yine Beatrice’di. Eserin son kitabında, Beatrice, Vergilius’tan Dante’nin rehberi olma ve en yüksek kata girme ayrıcalığına sahip tek kişi olduğu için- Dante’yi Cennet’in katlarına götürme görevini alır. İtalyan şairin Beatrice ile yalnızca iki kez karşılaştığına inanılıyor. Birincisi daha çocukken, ardından da dokuz yıl sonra, yirmilerine yaklaşırken (bu tesadüfi karşılaşmadan sonra Beatrice, Dante’nin diğer çalışması Yeni Hayat’ın da karakteri oldu). Yüksek olasılıkla parşömen üzerindeki illüstrasyonda tasvir edilen de ikinci karşılaşmaları. Bu illüstrasyonda güzel Beatrice şaire dönüp elini uzatır; bu, şairi hem şaşırtır hem de memnun eder. Her iki karşılaşma da Dante için Beatrice’ye duyduğu karşılıksız aşkı başlatan ve pekiştiren olaylardı. İkisi de başka insanlarla evli olsa da Dante hayatının sonuna kadar Beatrice’ye bağlı kaldı. Beatrice’nin yirmili yaşların ortasında erken ölümünün ardından Dante, Beatrice ve eşsiz meziyetlerini ona ithaf ettiği sayısız şiirle ölümsüzleştirmeye, Beatrice’ye duyduğu güçlü ve daimi hislerini keşfetmeye odaklandı.




Âdem ile Havva
Albrecht Dürer (1507’den beri)
İncil’de yer alan ilk çift gerçeğe uygun boyuttaki portrelerinde, Cennet Bahçesi’ndeki iyiliğin ve kötülüğün bilgi ağacında resmedilmiş. Tanrı’nın ağacın meyvelerini yememeleri yönündeki talimatlarına rağmen Havva, üçkağıtçı yılanın hilelerine kanarak meyveyi yemeyi kabul eder. Cepheden iki ayrı panele resmedilen figürler, İncil’in “Yaratılış” bölümünün geleneksel yorumuna uygun olarak çizilmiş. Adem kafası karışmış gibi görünse de ağzını arzusunu belli eder bir biçimde açarak meyveye uzanmaya hazırlanıyor. Yılanla Adem’in arasında bulunan flörtöz Havva yüzündeki tebessümle günaha davet ediyor. Adem ile Havva’nın karşı koyamayacağı baştan çıkma anına tanıklık ediyoruz. Bu geleneksel dini konu, ressamın insan vücudu çizmedeki yeteneğini göstermesi için büyük fırsattı (Dürer bu iki paneli çalışmadan kısa bir süre önce İtalya’ya gitmişti). Ressam her iki vücudu da “şekillendiren” oranlar, kıvrımlar, hatta ten tonlarında ustaydı. Bu, yalnızca Alpler’in kuzeyindeki resim tarihinin ilk nü eseri değil, aynı zamanda her detayın müthiş bir doğru oranla çizildiği bir başyapıt.

Âşıklar
Pablo Picasso (1923’den beri)
Pastel tonlarda resmedilmiş çift Picasso’nun çalışmalarının klasik döneminde (1917-1925 arasını kapsar) yapılmıştır. Kübizmi deneyip gerçeküstücülüğe geçmeden önce, sanatçı klasik Yunan ve Roma mitolojisi ve sanatıyla ilgilenmişti. Bir diğer önemli ilham kaynağı ise 1917 yılında İtalya’ya yaptığı seyahati oldu. Picasso Roma’dayken Ballets Russes için tasarımlar üzerinde çalıştığı sırada Floransa, Napoli ve Pompei’yi ziyaret etti. Müzelerde ve çok sayıda kilisede gördükleri o sıradaki çalışmalarına yansıdı. Örneğin, aşıkları çizdiği bu çalışmada, renklerin sofistike dengesi ve hacimli hatta heykelsi figürler bize klasik güzelliği çağrıştırır. Dökümlü bir elbise giyen kadın başına şık bir eşarp bağlamış, dalgın bir şekilde uzağa bakıyor. Kadının arkasındaki, kırmızı bir kıyafet giyen genç beyefendi, bir elini ona destek vermek istermişçesine kadının omzuna koyarken, diğer eliyle elini tutmuş. Kadını ilgisine ve şefkatine inandırmak istermiş gibi, endişeli bir yüzle kadını gözlemliyor. Ya da belki bu sadece yeni âşıkların, hislerin hala kırgın olduğu ve belirsizlikle dolu buluşmalarının utangaç sevecenliğidir?

Romeo ve Juliet
Eugene Delacroix (1845’ten beri)
Romeo ve Juliet muhtemelen gelmiş geçmiş en ünlü romantik çifttir. Çiftin yüzyıllar önce William Shakespeare tarafından anlatılan trajik hikayesi, sayısız sanatçı için ilham kaynağı oldu. Delacroix da âşıkların şafak vakti ayrılışlarını (Perde 3, Sahne 5) resmetmeye karar vermiş. Romeo ve Juliet, Romeo bunun son vedalaşmaları olduğundan habersiz- Mantova’ya gitmek için yola çıkmadan önceki son gecelerini birlikte geçirirler. Günün ilk ışıklarını gören çift, romantik buluşmalarının sona ermesine üzülürler, ancak gün aydınlanır, artık tehlikededirler. Juliet yakalanmaktan korkarak Romeo’yu gitmeye zorlar. Romeo, birlikte son dakikaları olduğunu biliyormuşçasına, elinden geldiğince bu anı uzatmaya çalışır. Kısa süre sonra Juliet’in annesinin odaya yaklaştığını haber veren hizmetçiyle bu anları bölünür. Romeo, balkonun dışında, Juliet’i tutkuyla kavrar, aşağı inmeden önce bir kez daha öpüp şöyle der: “Hoşça kal sevdiğim, elveda! Bir öpücük daha ver, ineyim aşağıya.” Juliet, hemen o an, sevgilisinin mezarda olduğu korkutucu bir hayal görür. Zaman bu imgenin ne kadar isabetli bir kehanet olduğunu gösterecek, zira âşıklar bir daha kavuşamayacaklar.


Sanat Tarihinde Aşıklar
Agata Toromanoff
Çev. Ayşegül Gürsel Duyan
Hep Kitap
55 TL


Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam