VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Ocak 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > Savaş, hep savaş
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Savaş, hep savaş

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Jose Saramago’nun henüz tamamlayamadan hayata veda ettiği romanına ait notlar derlenerek yayımlandı. Saramago’nun hasta yatağından kalkıp kalkıp yazdığı romanına dair “İnanılır gibi değil ama iyi olacak gibi gözüküyor” cümlesi Saramago’nun heyecanını göstermesi bakımından son derece çarpıcı.

ETHEM BARAN



Körlük”te insandışılığı derinlemesine ele alan, “Filin Yolculuğu”nda edebiyatın masalsı özüne saygı duruşunda bulunan, “Kabil”de dinsel miti kökünden yıkan, “Görmek”te demokrasinin tutarsızlığına eğilen, “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş”ta ölümü ortadan kaldırarak ondan nemalananların iktidarını sallayan José Saramago, hastalığının son döneminde -bu kez gerçekten ölümün kıyısında-, yeni bir romanla yine bir çengel atmak istiyor hayata. Ölümü düşünmeyen insanlardan o. “Gerçekten ölümü hiç düşünmüyor musunuz?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Doğduğumda köyümdeki yaşam beklentisi 33 yıldı. İlk kez 17 yaşımdayken insanların aramızdan ayrılması gerektiğinin bilincine vardım. Bunun karşısında büyük bir panik yaşadım! Sokakta yürürdüm ve bu düşünce giyotin gibi aklıma düşerdi. Durur ve ‘lanet olsun, lanet olsun, ölmem gerekiyor!’ diye haykırırdım. Ama bu saplantı aynen geldiği gibi gitti. Ve 84 yaşında ölümü düşünmüyorum.” (Bu söyleşiden dört yıl sonra, 88 yaşında ölüyor Saramago.)

Ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan José Saramago bir yıl kadar yattığı hastaneden 51 kiloya düşmüş olarak çıktığında tüm hekimlerin tahminlerini boşa çıkararak 24 saat geçmeden çılgınlar gibi “Kabil”i yazmaya başlıyor. “Kabil” yayınlandıktan hemen sonra “Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler”in ilk satırları düşüyor taşınır bilgisayarın ekranına. Adını birkaç kez değiştirdikten sonra bu isimde karar kıldığı ve tamamlamaya ne yazık ki ömrünün yetmediği “Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler” şimdi Türkçede…

SİLAH FABRİKASI

Birbirinden güzel onca romana imza atmış Saramago’nun aklındaki sorular hiç azalmamış demek ki. Bu son romanında, “Bir silah fabrikasında neden hiç grev olmaz?” sorusundan yola çıkmış.
Adamın adı, Artur Paz Semedo. Yirmi yıldır Bellona Anonim Şirketi Ürünleri ticari unvanıyla bilinen silah fabrikasının hafif silahlar ve cephane imalatı bölümünün muhasebesinde çalışıyor. Bellona ismi boşuna seçilmemiş; Bellona, Roma savaş tanrıçası demek çünkü. Romalıların kullandığı bazı kalkan, zırh, miğfer, mızrak ve kılıçların Bellona adlı bu tanrıça tarafından Roma’da kurulan bir demirhanede yapıldığı rivayet edilir.

GÖREV VE YURTTAŞLIK

Artur Paz Semedo karısı Felicia’dan ayrı yaşamaktadır. Pasifist militan karaktere sahip bir kadındır Felicia. Doğduğunda kendisine verilen Berta ismini Felicia yapan, (Çünkü birinci Dünya Savaşı’nda Paris’i 120 km mesafeden bombalayan Alman topunun adı da Berta’dır) kocasının silah üreten bir şirkette muhasebecilik yapmasını kabul etmeyen tutarlı bir kadındır.
Semedo’nun en büyük hayali hafif silah bölümünden ağır silah bölümüne geçmektir. İşte bu hayal bile nasıl bir kahramanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor bize. Herhangi bir nedenle ya da hiçbir neden olmaksızın falanca kitabı okumanın bir yurttaşlık görevi olduğunu düşünenlerdendir Artur Paz Semedo. Önemli iki kelime: Görev ve yurttaşlık… Bir de bu ikisi bir araya gelince… Semedo, savaşla ilgili her konunun içinde tabii ki olacak, savaş filmlerini izleyecek, savaşı ele alan kitapları tabii ki okuyacaktır. Andre Malraux’nun İspanyol İç Savaşı’nı işleyen “Umut” adlı romanını okumayı ve romandan uyarlanan filmi izlemeyi çok ister bu yüzden. Silah, insanoğlu var olduğundan beri olagelmiştir, dolayısıyla savaşlar silah olduğu için değil, ölmesi gerekenlerin ölmesi gerektiği için üretilmektedir ona göre. Semedo bilinçaltının onu aşağılaması sonucu güç arayışına girmiş bir kahraman olabilir mi? Bu sorunun cevabını ne yazık ki hiçbir zaman bilemeyeceğiz. “İnsan duygusu dengesiz bir kaleydoskoptur” diyen Saramago bilir doğrusunu. Semedo, birlikte çalıştığı insanları arkadaş ya da meslektaş olarak değil, astları olarak görür.

Kurumunun tarihini araştırmaya başlayarak aradığı heyecanı yakalamışken roman yarıda kalır, Saramago’nun ömrü yetmez.
Saramago birkaç gün arayla tuttuğu notlarında, kahramanının, ilerleyen bölümlerde neler yaşayacağını, olacakları planladığını gösteren ifadelere yer veriyor. Hasta yatağında her gün romanını düşündüğü anlaşılıyor. Kitabın adını “Bellona Anonim Şirketi” olarak düşünmüş başlarda. İlk üç bölümü yeniden düzelttikten sonra “İnanılır gibi değil ama iyi olacak gibi gözüküyor” cümlesi onun heyecanını göstermesi bakımından son derece çarpıcı.

ETİK DEĞERLERE DÖNÜŞ

24.10.2009 tarihli not şöyle devam ediyor: “Yeni kitap üzerinde daha büyük bir sebatla çalışmaya söz verdim. Eğer hayatta olursam gelecek yıl okurların karşısına çıkacak.” İki ay sonra, hiçbir şey yazamadığını, bu gidişle kitabın ancak 2020’de tamamlanacağını söylüyor. Kitabın adı ise tamamdır artık: Gil Vicente’nin traji-komedisi Exortaçao da Guerra’zından alınma bir cümle, “Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler Tüfekler”.
İnsanın insanlıktan çıktığı durumlarla, kötülük ve suç Saramago’nun üzerinde önemle durduğu konulardı. Uydurduğu masallarda bile insan varlığının karanlık bölgelerine, bilincin ve insan ilişkilerinin değişik yönlerine eğilmeyi ihmal etmiyordu. Ahlaki duyarsızlığı sertçe teşhir ederek etik değerlere dönüş çağrısı yapıyordu yazdıklarında.

Silah sanayi ve içinde çalışanların acımasız dünyasını deştikçe kim bilir nerelere varacaktı Saramago bu bitmemiş romanında. Disiplinli, itaatkâr, çalışkan, üstlerine saygılı, iyi yurttaş olduğunu düşünen sıradan biridir Semedo. Görevini aşkla yaparken yaptığı işin sonuçlarını görevinin bir parçası olarak düşünür. Saramago onun karşısına Felicia’yı koyarak gerçeğin sesini duyurmak ister. Saramago, Hannah Arendt’in kötülüğün sıradanlığı adını verdiği, Hitler döneminde görev yapan bir Nazi subaylarının duruma benzer bir düşünceden yola çıkmış olabilir mi?
Aslında biz Artur Paz Semedo’yu tanıyoruz. Çevremizde onlardan çok var. Kimi bürokrat kılığında, kimi gazeteci; kimi siyaset adamı kılığında kimi iş adamı; kimi esnaf kılığında, kimi işsiz; kimi güvenlik görevlisi, kimi eğitim çalışanı…

Günter Grass’ın harika desenleri (bir kitabı nasıl da güzelleştiriyor bu tür çizimler) ve Işık Ergüden’in usta çevirisiyle… Evet, “Basit kelimelerin hoş yanı aldatmayı bilmemeleridir.”

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163