VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Savaş, aşk ve para hırsına engel değil
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Savaş, aşk ve para hırsına engel değil

İzmir işgal altındadır. Ancak yeni zengin Rasim Bey için para, oğlu Selim içinse aşk, memleket meselelerinden daha önemlidir. Ancak gelecek günler hayatlarını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirecektir...

ÖZLEM AKALAN


Merve Küçüksarp’ın “Hazan Vakti”, 1922 yılı İzmir’inde bir konakta başlıyor. Sert mizaçlı Rasim Bey, savaş sayesinde Anadolu’dan ucuza kapattığı malları şehirde yüksek fiyatlara satan yeni zengin, kurnaz ve düzenbaz bir tüccardır.
O, Yahudi ortağı ile gül gibi geçinmektedir ancak son dönemlerde şehirde huzurdan eser kalmamıştır. Rumlar ve Ermeniler işgal kuvvetlerine alkış tutarken, Yahudiler ve özellikle Levantenler tarafsız kalmaya çalışmaktadır. Rasim Bey ise memlekette olan biteni zerre kadar umursamamaktadır.

Oysaki; “İki yıldan uzun zamandır işgal altındaydı İzmir. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından tam bir hafta sonra başlamıştı İzmir’in İtlaf Devletleri tarafından Yunanistan’a altın tepsiyle sunmak üzere el altından işgali. Önce bir İngiliz gemisi yanaşmıştı limana. Çıkardığı düdük sesiyle onu dört gözle bekleyenleri selamlamış, gelişine eseflenenlere de bundan sonra olacakların ihtimalini bildirmişti. Nitekim çok değil bir ay sonra bir de Yunan torpidosu gelmiş, bir daha geri dönmeyecekmiş gibi vakur bir edayla demir atmıştı rıhtıma, asırlardır kurdukları hayalin şimdi gerçek olduğunu görenlerin tertip ettiği debdebeli karşılama merasimi eşliğinde...”

Evlat acısıyla değişen hayat
İşte tam da Rasim Bey’in hâlâ kahvesini getirmeyen konak çalışanlarına içten içe söylendiği o sabah, İzmir’de yaşayan gayrimüslimlerin göğüslerini gere gere sokaklara döküldükleri, Müslüman mahallelerininse sessizliğe büründüğü gündür. Çünkü Yunan Kralı Konstantinos, maiyetiyle birlikte, bir fatih edasıyla İzmir’e gelecektir.

Rasim Bey’in memleket işleriyle hiç ilgilenmemesinin tek sebebi, büyük oğlu, gözbebeği Mustafa’yı savaşta kaybetmiş olmasıdır. O acı haberden sonra, her durumu fırsata çevirmeyi bilen, zaman içinde parasını ve sosyal statüsünü katbekat artıran bir adama dönüşmüştür. Okul çağındaki kızı Afife ve karısı Sebahat Hanım Avrupa butiklerinden çıkmaz olmuşlardır. Oğlu Selim ise… Selim tam bir hayal kırıklığıdır Rasim Bey için. Âşık olduğu Behiye ile evlenip çocuk sahibi olması bile Selim’i “adam” etmemiştir. Sabah erkenden giyinip kuşanıp soluğu kulüpte alan Selim, eve herkes uyuduktan sonra dönmeyi âdet edinmiştir. Eşi bu duruma elbette ses çıkarmıyordur; ne de olsa baba evinde sahip olamayacağı bir konfor içinde saygın bir hayat sürmektedir!

Selim dertlidir bu sevgisiz, heyecansız evlilikten ama en çok da abisinin ölümü yüzünden vicdan azabıyla yanıp tutuşmaktadır. Babası iki oğlunu birden askere göndermek istememiş, “Mustafa büyük, başının çaresine bakar” diyerek Selim’i saklamıştır. “Benim yerime abim öldü” diye hayıflanan Selim’in dertleri elbette bununla da bitmez; âşıktır. Hem de en olmayacak kadına; Madama’nın evinde çalışan Rum kızı Maria’ya… Ancak tüm ailenin hayatını değiştirecek olaylar bunlarla sınırlı kalmayacaktır.

Daha önce “Körkütük” (2012) ve “Ab-ı Hayat” (2014) romanlarını yayımlayan Merve Küçüksarp “Hazan Vakti”nde, kendini savaşın dışında, Kordon’un ışıltılı dekoru içinde tutmaya çalışan son dönem Osmanlı burjuvazisinin önce işgal, sonra kurtuluş ve şehri saran büyük yangınla birlikte değişen hayatını yasak bir aşkın ekseninde anlatıyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163