VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Haziran 2012 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Sayısal dünyadakiler edebiyata züccaciyeye girmiş fil gibi giriyorlar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sayısal dünyadakiler edebiyata züccaciyeye girmiş fil gibi giriyorlar

İnternet fenomeni haline gelen Zaytung""u ve “Zaytung Almanak”ı yaratıcısı Hakan Bilginer anlattı.

Yonca Boztunalı

İnternette takipçilerin Zaytung’u yakından izliyordu, devamında “Zaytung Almanak” fikri nasıl ortaya çıktı?

Tamamen kendi arşivimizde bulunsun mantığıyla ortaya çıktı. Arşivimizi matbu olarak görmek istiyorduk. Yeterince içerik birikmesi de önemliydi benim için... Diğer bir nokta da, ben bir Zaytung okuru olsam evimde böyle bir şey bulunmasını ister miydim sorusu. Evet, bunu basılı olarak da görmek isterdim. Son olarak üç beş kuruş kazanma derdimiz de vardı tabii.

Seçkiyi nasıl yaptınız, almanakta yer alacak haberi neye göre seçtiniz?

Bizin en sevdiğimiz haberlerle, okurun en çok ilgi gösterdiği haberlerin bir karması, bir seçkisi olsun istedik.

Zaytung’un hikayesine baktığımızda büyük kaygılar, bir misyon durumu yok. Daha çok kendiliğinden gelişen büyüyen bir oluşum bu. Hep beraber eğlenelim hem de güzel bir iş yapalım diye yola çıktınız. Devamında olay büyüdü ve gittikçe de daha önemli bir hal alıyor. Zaytung’un yaptığı ahlaksız habercilik tüm etik dışı habercilik içerisinde bir anda biricik habercilik haline geldi.

Öyle bir misyon varsa bile yokmuş gibi davranmayı tercih ediyorum. Diğer türlü lüzumundan fazla kendini ciddiye almaya döner ki bundan korkarım ben. Sıkıcı bir noktaya döner olay ve işin tadı kaçar. Bunun için misyon, kaygı düşünmek istemiyorum. Zaytung’a tek başıma başladım, devamında beş kişilik bir ekip olduk, kendi yazdıklarımızı okuduk ve çok eğlendik. Şimdi de o şekilde devam ediyoruz. O ruhu taşımak ve korumak, kasmadan eğlenmek anlamına geliyor. Misyonsuz, kaygısız da değiliz şüphesiz; insanları ilgilendirmeyen, gündemin dışında işler yapıyor değiliz. Kendi sinir olduğumuz şeylerle ilgili dalga geçiyoruz ve okurlarımızla paylaşıyoruz.

Mühendislerin edebiyat dünyası içerisinde farklı bir durumları var. Uçta, sınırda metinler kaleme alan, özgün metinler kazandıran isimler oldu Türk edebiyatında ve aralarında mühendisler vardı. Oğuz Atay önemli bir örnek. Sayısal dünyadan gelerek, edebiyatı böylesine incelikli işleme halini nasıl değerlendiriyorsun?

Mühendise indirgemek ne kadar doğru bilmiyorum ama başka bir disiplinde eğitim almış, edebiyatın dışında işlerle uğraşan insanlar için edebiyat önemli bir kaçış alanı. Daha özgür olduğu, kendini daha özgür ifade edebildiği bir alan. Kendi mesleki eğitim gördüğü disiplin içinde alanlar çok nettir ve hareket alanı çok yoktur. Hem insani ilişkiler hem de yapılan işin doğası gereği her şey çok matematikseldir. Edebiyat bir kaçış alanı olarak hem sizi rahatlatan hem de özgün şeyler çıkarabileceğiniz bir mecra haline gelebiliyor.
Dahası sayısal dünyadakiler edebiyatın dışında oldukları için bu dünyaya girdiklerinde zücaciyeye girmiş fil gibi giriyorlar. Dinamitlerinden, kurallarından bihaberler ve böylece özgün bir şey yaratma şansları daha bile yüksek oluyor. Mesleki deformasyon yaşamamış oluyorlar. Kendine özgü kuralları bilmemek daha iyi belki. Yeni tonlar yaratmayı, yeni sesler getirmeyi önemli buluyorum.
Senin takip ettiğin siteler, oluşumlar var mıdır?
Ekşi Sözlük tabii, üçüncü nesil sözlük yazarıyım, 2001’den beri. Zuxxi vardı ondan önce. Benim internette yazma hikayem orada başladı. 2000’de kapanınca Ekşi Sözlük’ü keşfettim ve yazmaya devam ettim. Sözlüğün en hızlı ve en keyif aldığım zamanlarıydı. Günlük mesaimin çoğu orada geçiyordu. Şu anda da arkadaş çevremin tamamı Ekşi döneminden tanıdığım insanlar. Doğal gelişim içerisinde uzaklaştık. Zaytung’un da ortaya çıkışı böyle oldu. Yeterince keyifli vakit geçiremediğimiz anda kendi alanımızı açtık.

Sence Zaytung’un bir miladı var mı, çok iyi gidiyor ama kapanma çürüme ve başka yerlere göç edelim hali olacak mı bir noktada?

Ekşi’de işleyen mekanizmadan farklı Zaytung, tam anlamıyla sosyal medya ortamı değil. Bir çeşit dergi gibi yönetiyoruz. Ne kadar iyi yönetilirse, ne kadar içeriği yüksek tutulursa, Zaytung o kadar uzun süre kalır.

Paylaş