VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2010 Pazar | Anasayfa > Haberler > Senden kalan seni anlatır
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Senden kalan seni anlatır

Solmaz Kâmuran, yeni romanı “Macar”da, ilk Türk matbaacısı İbrahim Mütefferika’yı tarihin kalın çerçevesinden çıkartıp edebiyatın insaniliğinde ele alıyor.

Canan Hatiboğlu

- Kitabın başlangıcında “Bu roman yıllardır zihnimden çıkarıp atamadığım bir hayal ve hatta kimi zaman da katlanılması zor bir kabustu” yazıyor. Romanınızın sırrı nedir?

- Çok uzun yıllar içinde yazılmış bir kitap bu... 10 yıldır bu kitabı yazmak için uğraşıyordum. İbrahim Müteferrika, hakkında çok az bilgi olan bir insan... Gerçek bir karakter oluşu beni çok yordu. Sonra yazarken tıkandım. Tıkanınca tabii başka şeyler de yazdım, ama başladığım işi bitirmek bitirmek zorunda hisseden bir insanım. O kadar uzun süre yazdığım bir şeyi yazamaz olunca uykularım kaçtı, kendimi işe yaramaz hissettim. Yazamamanın verdiği büyük bir sıkıntı... Bu sıkıntı da beni çok yordu. Hem büyük bir hayaldi hem de zaman zaman kabusa döndü.

- Sizi İbrahim Müteferrika’ya çeken şey ne oldu?

- Bütün kitaplarımı kendi merak ettiğim şeyler üzerine yazdım. “Kiraze”de matbaacılarla ilgili bir bölüm vardı. Kendi merakım için Türk matbaacılığıyla ilgili epey şey okudum. Baktım, İbrahim Müteferrika hakkında neredeyse hiçbir bilgi yok. Bir takım doğru olmayan yakıştırmalar var. Orada benim aklıma düştü bu konu. Bir de İbrahim Müteferrika’yı inceledikçe onun sadece bir matbaacı değil, iyi bir entelektüel olduğunu gördüm. O dönemin en aydın insanlarından biri... Hayran oldum sadeliğine.

- İbrahim Müteferrika adı hep hattatların matbaaya itirazlarıyla anılır. Hatta 90 bin hattatın İstanbul sokaklarında yürüdüğü rivayeti var...

- Yok, ben ona inanmıyorum. Patrona Halil İsyanı’yla da paralel bütün bu olanlar. Kışkırtılmış bir ayak takımının gelişimi sekteye uğratması olarak adlandırıyorum onu. Her taraf yıkılırken isyancılar öfkeden sadece binaları yıkmamışlar, ağaçları bile köklerinden sökmüşler. Orada hedef matbaa olsa böyle bir hiddet yaşanabilir mi? Akabinde başka kitaplar da basılmış zaten. Satış miktarları da ortada... Acayip tarihî yorumlamalar var ortalıkta. Yok, dinciler istemedi; yok, hattatlar yürüdü... 90 bin hattat İstanbul sokaklarında yürümüş diyolar. Bizim o zaman 90 bin hattatımız olsa bugün edebiyat dünyasında önemli bir yeri olan bir ülke olurduk; 6 kişiye 1 kitap düşmezdi.

- Tarihte az bilinen bir şahsiyeti kişileştirmek zor oldu mu?

- Çok zor oldu. Çünkü hakkında yazılmış kitaplar hep birbirini tekrarlayan şeylerdi. Hele özel hayatı hakkında hiçbir şey yoktu. Kitabın başında “Ben Kaloşvarlı İbrahim” demese orada doğduğunu bile bilmeyeceğiz. Ama bazı belgeler var işte... Ben de bu belgelerden yola çıkarak İmre Thököly’le gelmiş olduğunu düşündüm. Benim gibi düşünen tarihçiler de var. Bir de kaçırıldı, devşirildi, Türkçe öğrendi, yetiştirdi kendisini gibi şeyler söyleniyor. O zaten yetişmiş olarak gelmiş belli ki... Bu da yayınladığı ve yazdığı kitaplardan belli. Kitaplara eklediği haritalardan, bilgilerden bilgisini görmek mümkün... Bunları burada öğrenmiş değil.

BATI’DA OLSA ROMAN YAZARDI

- Cervantes hayranlığı oldukça baskın kitapta... İbrahim Müteferrika gerçekten Cervantes hayanı olabilir mi?

- O kurgunun bir parçası olsa da Cervantes okuduğunu düşünüyorum. Yazı yazmaya da çok meraklı olduğunu ve kendisinin Batı’da olsaydı bir roman yazacağını düşünüyorum. Onun böyle bir rüyasının olabilceğini hayal ettim. Çok aydın, çok okuyan bir yerden geliyor. Kaloşvar o zamanlar kültürel anlamda çok önemli bir merkez ve özgür bir ortam. Dini inançları tabu ve dogma arasına sıkışmadığı için daha aydınlık bir görüş açısı olan biri olması çok normal... Kitap birebir İbrahim Mütefferika’nın hayatı değil elbette. Benim içgüdülerim böyle bir hayatı olduğunu işaret etti. Nasıl biri olduğunu zaten ölümünden sonra kalan kitaplarda da anlamak mümkün... Tereke dedikleri mirasında her şeyi yazılmış; çok sade bir hayatı var. Kitaplarından ne kadar meraklı bir adam olduğunu da görüyoruz. İbrahim Müteferrika’nın Kaloşvar’da yetiştiğini düşündüğüm matbaa da çok entelektüel bir adamın...

- Kitapta karakterler kadar şehirler de neredeyse bir karakter hüviyetinde ön plana çıkıyor. Budapeşte, Kaloşvar, özellikle de İstanbul...

- Ben her kitabımda İstanbul’u anlatırım zaten. Ben eski İstanbullu bir ailenin kızıyım. Aşığım zaten İstanbul’a... Budapeşteyi’de çok seviyorum, belli olmuştur zaten. Ama İstanbul bambaşka... İstanbul’a gelip de aşık olmayacak biri olsun, zannetmiyorum.

- Kitabınız için ne gibi araştırmalar yaptınız?

- Hem Kaloşvar’a hem Macaristan’a Budapeşte’ye gittim. Onların kiliselerine gittim; çok eski harika bir kolejleri var, oradaki hocalarla konuştum. Budapeşte’de Türkoloji bölümünden hocalarla konuştum. Adım adım gezdim kitabımda anlattığım yerleri... Avrupa’da çok da değişmiyor zaten yapılar. İbrahim Müteferrika hakkında yazılmış bütün kitapları okudum; bütün belgeleri taradım. Tarihçi Erhan Afyoncu birkaç sene önce yeni bir şeyler buldu. Hem doğum tarihini hem terekesini... Senden kalan seni anlatır. Bu yüzden tereke çok önemli...

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam