VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ocak 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Seni çok özleyeceğiz Buket...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Seni çok özleyeceğiz Buket...





Yayın yönetmenimiz Buket Aşçı Gürel’i kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü ve acısını yaşıyoruz. Bir buçuk yıldır kanser tedavisi gören ve 41 yaşındayken aramızdan ayrılan Buket, onu seven ve tanıyan herkesin bildiği gibi edebiyata, ailesine, eşine, dostlarına ve hayata aşkla bağlıydı. Bugün bu satırları okumamızı ona, Vatan Kitap’a ve kitap dünyasına olan katkılarına borçluyuz. Buket Aşçı Gürel, 29 Ekim 1976’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu ve ilk olarak E Yayınevi’nde editör olarak mesleğe başladı. Daha sonra Aktüel Dergisi, Sabah hafta sonu ekleri, Milliyet Sanat Eki’nde görev aldı. SKY Türk ve TV8 ’de edebiyat ve kitap üzerine televizyon programları yaptı. 2002’de Vatan Gazetesi’nin kuruluşunda rol alarak haber merkezinde muhabir olarak çalışmaya başlayan Buket, 2006’da Vatan Gazetesi kitap ekinin yayın yönetmeni olarak görevine devam etti. 2007 yılında böbrek nakli oldu. 2015’te hayatını basketbol menajeri ve spor yazarı Serdar Gürel ile birleştirdi. Ekim 2016’da kanser teşhisi konulan Buket, 1.5 yıldır amansız hastalıkla mücadele ediyor ve tedavi görüyordu. 19 Aralık’ta durumu ağırlaştığı için yoğun bakıma alındı. 28 Aralık 2017 Perşembe günü öğle saatlerinde aramızdan ayrıldı. Hepimizin onun için söyleyeceği çok şey var… O’nun ardından, dostları Buket’i anlattı. Kıymetli anısının önünde eğiliyor ve onu özlemle anıyoruz.

Buket’i çok özleyeceğiz…



Yakın dostumdu/Ahmet Ümit

Buket’le tanışmamız 1998 yılında olmuştu; “Kar Kokusu” isimli romanımın röportajı için gazeteci olarak gelmişti. Sonra bu tanışıklığımız bir dostluğa, bir abi kardeş ilişkisine dönüştü. Sadece edebiyat alanında uzmanlaşmış başarılı bir gazeteci olmaktan çıkıp giderek çok yakın arkadaşlarımdan, kız kardeşlerimden birisine dönüştü Buket. Buket işine inanılmaz sadık bir insandı. Çok cevvaldi. Ne yapar eder gündemde olan bir kitapla, yazarla ilgili haberi yakalardı. Son derece girişken aynı zamanda çalışkan bir insandı. Onun bu kararlığına her zaman saygı duydum. İnsanları kırmadan, üzmeden işini yapardı. Çok da uzun olmayan hayatında, kitap dünyasını, edebiyat dünyamızı zenginleştirecek önemli işler yaptı. Buket’in kaybı benim için ailemden birini, çok yakın bir dostumu kaybetmek anlamına geliyor. Gerçekten çok üzgünüm. Kelebek kadar kısa süren ömründe güzel işler yaptı. İsmi güzellikle anılacak. Işıklar içerisinde uyusun. Yazmakta olduğum romanımda Buket var. Keşke kitabı erken bitirebilseydim de görebilseydi.



O benim küçük gelinciğimdi/Nazlı Eray

Sevgili küçük gelinciğim, seni hiçbir zaman unutmayacağım. İstiklâl’de buluştuğumuz Dilek Pastanesi, orada heyecanla bana anlattığın şeyler. Sonra koşup gidip Tozkoparan’ın oralarda yokoluşun... Hayata tutunuşun... Sen gittikten sonra benim için Bodrum artık yarım, İstiklâl yarım; İstanbul yarı karanlık. Küçücük gelinciğim. Gittiğin yerler hep aydınlık olsun. Seni çok sevdim. Seni hep uzun topuklu kırmızı papuçların ve o kırmızı elbisenle hatırlayacağım.
Kız Kulesi senin için ağlıyordur şimdi.


Son yazısı benim içindi/Selim İleri

Çok erken, çok haksız bir ölüm. Çok değerli bir edebiyatseverdi, benim aziz bir dostumdu. Bana en çok dokunan şey yayımlanan son yazısının benim edebiyattaki 50. yılımla ilgili olması. O yazı da çok aziz bir anı olarak bende kalacak. Buket’le tanışıklığımız kitaplar veslesiyle olmuştu; kitaplara vurgun gencecik bir kızdı. Gezi Pastanesi’nde buluşup saatlerce sohbet etmiştik. Ve sonrası yıllar içerisinde büyüyen dostluk. Gazetede yaptığı iş, kitapları okurlarla buluşturma çabası bende büyük bir saygı uyandırıyordu. Onun sayesinde güzel dostluklar da edindim. Güzel insanlar tanıdım. Buket’i iyi ki tanıdım.


Gözyaşlarıyla olduğu kadar gülümsemeyle de anılacak/ Hamdi Koç

On beş yıl, yetişkinlik hayatımın neredeyse yarısı. On beş yıl Buket’in tüm hayatının neredeyse yarısı. Hayatlarımızın bu büyük dilimi boyunca Buket’le arkadaştık. Zaman içinde kızkardeşim kadar yakınım oldu. Her şeyini anlattı, her şeyimi dinledi. Ağabey olan bendim ama akıl veren oydu. Oydu çünkü benim ve etrafımdaki benzerlerimin, yaşıtlarımın aksine onun kendi iç sıkıntılarına kapanıp kalmamak, açılmak, açıklara yüzmek, ileriye koşmak, ertesi haftayı, ertesi seneyi düşünmek, onlara hazırlanmak gibi istisnai bir enerjisi, iradesi vardı. Birçok kez haftalar sonra evden çıkmamın tek sebebi Buket olmuştur. Haftalar sonra masa başına tekrar geçmemin de. “Hayat güzel” sözünü, inanır mısınız, ömrüm boyunca bir tek ondan duydum ve hayata tutunma azmine bakınca ona inanmamak mümkün değildi. Her arkadaşlık değerlidir elbette, ama insana bir şey öğreten, hele hele ilham veren bir arkadaşlık olağanüstü değerlidir. Buket ilham veren biriydi. Onu uzaktan izlemek bile insanda bir şeyler yapma, boş durmama, yakınındaki böyle bir gencin inat dolu çabasına katılma isteği uyandırırdı. Gülmeyi, kitapları ve çayı çok severdi. Hepsini onunla birlikte çokça tükettiğim için mutluyum. Tanıyan hiç kimsenin unutamayacağı biri olmak; işte bu, hayatın anlamlı geçtiğinin en büyük kanıtı. Gözyaşlarıyla olduğu kadar gülümsemeyle de anılmak. Buket’in böyle güçlü bir izi var, kısacık hayatının ardından hepimizin iç dünyasına bıraktığı böyle güçlü bir izi.


Hep o Buket/ Haydar Ergülen

Coşkuyla, merakla, hevesle, ilgiyle, tazelikle dolu bir yaşamı, yakından, çok yakından bilmeye gerek var mı, sanmıyorum. Buket’i ne zamandır tanıdığımı hatırlamıyorum. Cağaloğlu da var bunun içinde TÜYAP Kitap Fuarı’nın Tepebaşı yılları da. Neredeyse beraber dergi çıkarmışız gibi çok eski zamanlar. Hep o Buket. Hep O Şarkı der gibi. Hep o güleç, hep o aydınlık insan. Bazı insanların anıları hep tazedir, çünkü daha yeni başlayacak gibidirler her şeye. Yazıya, şiire, dostluğa. Buket işte hep o anı.



Bir esin perisiydi/Levent Tülek
“Varoş Haikuları” adlı benim bile pek inancım olmayan dosyamı koltuğumun altına koyup büyük bir yayınevinin genel yayın yönetmenine gittik beraber. Buket’in de tanıdığı benim de yıllardır çevirilerini çok sevdiğim genel yayın yönetmeni dosyayı kibarca aldı. Buket evladına sonsuz inancı olan bir ebeveyn gibi “Bence harika bir fikir ve çok şahane bir iş çıkarmış Levent,” dedi bir üst tondan. Ben biraz sessiz kaldım, yayın yönetmeni sohbet edip gönderdi bizi. Ben olmayacağını bildiğim bir maceraya biraz da Buket’in gönlü olsun diye gitmiştim. O işin olmamasına kendimden çok Buket’in adına üzülmüştüm. Ancak o, yenilgiyi seven insanlardan değildi. “Başka yaz, yine yaz, hadi yaz!” deyip durdu. Geçen yıl çıkan Pitbull kitabım için beni en çok destekleyen eşim Pelinsu dışında, Buket de büyük esin kaynağı oldu bana. O esin perisinin kanat çırpışlarını duyacağım. Her okuduğum kitapta yine o peri yıldızlar saçıp geçecek sayfaların üzerinden. O hep var olacak ve yine “Hadi, devam, vazgeçme!” diyecek eminim.



Severse güzel severdi/Özen Yula

Okumayı ve farklı bakmayı, farklı bakış açılarını sever Buket. Hayatı, kitapları, bir de Serdar’ıyla annesini sever. Severse güzel sever, öyledir işte. Kısık gözlerle gülümser. Yazılarına bakın aslında. Derin, kimi zaman kederli, kimi zaman hayatın özüne dair konuları öyle büyük bir incelik ve sadelikle anlatır ki, yazıları bir gazete ya da köşe yazısının sınırlarını aşar. “2017 dileklerim” yazısında “Füruğ Ferrruhzad okumak” demiş Buket. Okuyalım beraber: “Kuş ölür / Sen uçuşu hatırla”


Çiçekli elbiseleri, saçları, ışıl ışıl gözleri/ Şebnem İşigüzel

Hep cıvıl cıvıl bir Buket hatırlıyorum. Telefonlarda heyecanlı, söyleyeceklerini hızlıca aktaran seri konuşan bir Buket. Edebiyat, kitaplar vardı bu konuşmalarda. Karşılaştığımızda çiçekli elbiseler, güzel saçlar, ışıl ışıl gözler hatırlıyorum. Hayata bağlılık hatırlıyorum. Sonra bazı fotoğraflar, evinin önünde mor salkımla çektirdiği gibi. O güzel yazılarından tatlı ayrıntılar: Gece evinin balkonunda mutlulukla okuduğu romanlar, gazetede pek sevdiği çalışma odası, işler hafifleyince iş arkadaşlarına “Bir çay içelim mi?” teklifini yaptığını anlattığı satırlar… Her neşeli şeyin içinde hüznün kırıntısı vardır. O’nda da vardı. Hayattan zamansız ayrılacağını sezmiş bundan korkar gibi anlatılamayan bir şeyin hüznü, burukluğu. Seni güzel kitaplar gibi her hatırladığımızda gülümseyeceğiz Buket.


Sevgi doluydu/ Mario Levi

Onu uzun yıllar önce, çok gençken Gendaş Yayınları’nda tanımıştım. Edebiyat anlamında bir şeyler yapmanın heyecanını yaşıyordu. Bir kitabımla ilgili bir röportaj yapmıştı. Onun heyecanını ve kitabı özenle okuduğunu iyi hatırlıyorum. “Bu kadar genç ve özenli; ilerde neler yapacak acaba?” diye düşünmüştüm. Buket daha sonra kitapların dünyasına çok büyük bir gönülle bağlandı. Kitapların tanıtımı için çok büyük bir çaba sarf etti. Bunu hiç bitmeyen heyecanıyla yaptı. Her zaman aramız iyi oldu. Bana karşı hep saygılı ve sevgi doluydu. Sadece bana karşı değil, yazmaya ve edebiyata gönül vermiş herkes için böyleydi. Belki de bu yüzden aramızdan ayrılışı nedeniyle çok fazla insan göz yaşı döktü. En son onu Foça’da görmüştüm. Yeni evlenmişti ve çok mutluydu. Biraz sohbet etmiştik. Sonra bu sürecin içerisine girdiğini öğrendim. Buket edebiyat dünyamız için çok fazla şey yaptı. Ardında kendisini gerçekten seven çok insan bıraktı.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163