VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2018 Salı | Anasayfa > Haberler > Şiir anımsamak değilse nedir?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Şiir anımsamak değilse nedir?

İyiliğiyle, beyaza çalan yalınlığıyla, olumlayan tutumuyla, apaçık umuduyla bir ‘dirim’ şiiridir Sabri Altınel’inki. Bir de ‘görselliği’nden söz etmeli, ki özellikle uzun anlatı şiirleriyle bize gösterdiği ‘manzara’lar gri ve siyah olmaktan çok, sarı ve mavidir. Bir buluşma yani.

HAYDAR ERGÜLEN


Memet Fuat ‘kimsenin aldırdığı yok’ demişti onunla ilgili yazısının sonunda. Yakınlarda yayımlanan toplu şiirlerinin başlığı da Memet Fuat’ın bu sözlerine bir gönderme gibi sanki: “Anımsamıyor Hiç Kimse”(Kırmızı Kedi Yayınları, Nisan 2018). Kimsenin aldırmadığı ya da anımsamadığı şairse Sabri Altınel.
Kitabın ‘sunu’sunu yazan Cevat Çapan şairin ‘yalnızlığı’na değiniyor: “İlk şiirleri 1940’lı yıllarda Kaynak, Genç Nesil, Edebiyat Dünyası, Yağmur ve Toprak gibi dergilerde yayımlanan Sabri Altınel şairaneliğe, olumsuz anlamda edebiyata karşı çıkışıyla, dilinin yalınlığıyla, sıradan insanların gündelik yaşantılarıyla ilgilenişiyle o yılların yenilikçi ‘Garip’ şairlerine yakınlık duysa da, onların şiirlerindeki gerçeküstücü ögeleri benimsemiyor, barış, özgürlük, kırsal kesim insanının çilesi gibi konuları işlese bile bu konuların sözcülüğünü daha kalın çizgili bir romantizmle dile getiren o dönemin öteki toplumcu şairlerinden de ayrılıyordu.”(agy., s.5-6)
Hiçbir yerde olmamış. Cevat Çapan’ın dediği gibi olmuş, ‘yakınlık mesafesi’ni hep korumuş bir şair. Attila İlhan ‘fedailer mangası’ diyerek övdüğü 1940 Toplumcu Şairleri’nden haz duyarak söz eder: “Sosyalistler arasında Niyazi Akıncıoğlu, Ömer Faruk Toprak, A. Kadir, Suat Taşer, Cahid Irgat, Mehmet Kemal, Rıfat Ilgaz, Sabri Soran vs. sayılabilir. Ben, Ahmed Arif, Arif Barikat(Damar), Şükran Kurdakul, bu takımın genç şair adaylarıydık…”(“Gerçekçilik Savaşı”, Yazko Y., 1980, s.10)

Altınel ‘fedailer mangası’ndan değildir ama onlardan olmaması için de hiçbir sebep yoktur aslında. Onların en gençlerinden biri sayılabilirdi, Ahmed Arif gibi. 1925 doğumludur, yani yaşı da tutar şiiri de. Siyasal olarak da uzak değildir, çoğuyla aynı ‘toplumcu’ dergilerde görünmüştür. Onlar arasında neden anılmaz bilmem?
Bana kalırsa ‘Garip’le fazla yakınlığı olan bir şair değildir Sabri Altınel. İlk kitabı “İnsanın Değeri”(1955) yayımlandığında ortada ‘Garip’ filan kalmadığı gibi, İkinci Yeni’nin ilk verimleri de dergilerde görünmeye başlamıştı bile. İlk kitabındaki ‘Garip’ söyleyişine ve temalarına uygun birkaç kısa şiiri dışında, ‘Garip’le hiç ilişki kurmadığı da söylenebilir. Orhan Veli’nin ünlü “Birdenbire” şiirinin tekrarlarla gelişen güzelliği, Altınel’in “Biliyorum” şiirinde de kendini gösterir: “Biliyorum babalar iş tutar/Biliyorum analar yas tutar/Biliyorum çocuklar akşamları eve geç döner/Biliyorum sevişiriz/Biliyorum dövüşürüz”. Ya da Oktay Rifat’ın şiiriyle benzerlik taşıyan “Sak” şiiri: “Odun alsak/Alsak/Ateş yaksak/Yaksak/Tencere bulsak/Bulsak/Ocağa vursak/Vursak”. Ama ‘Garip’le o kadar benzerlik Özdemir Asaf’ta da vardır.

40 Kuşağı ya da Mehmet Kemal’in deyimiyle ‘Acılı Kuşak’tan olan Niyazi Akıncıoğlu’nun şiiri, Altınel’in şiirinden daha toplumcu değildir sözgelimi. Ayrıca o dönemde bu şairler, Attila İlhan’ın da yazdığı gibi, kendilerini sosyalist saysalar da, hiç kuşkusuz o yıllarda faşizmi, savaşı ve içerdeki baskıları da hesaba katarak söylüyorum, teorik bilinç bakımından ancak sosyal demokrasiye denk düşecek bir anlayışa sahiptirler. Bir de Nazım Hikmet sevgisi elbette.
Bu bakımlardan Sabri Altınel’i de ‘toplumcu’ ya da ’40 Kuşağı’ndan saymamak için hiçbir neden göremiyorum. Yalnızca bu kadar değil elbette, belki de ‘toplumcu bir Ziya Osman Saba’dan bile söz edilebilir. İyiliğiyle, beyaza çalan yalınlığıyla, olumlayan tutumuyla, apaçık umuduyla bir ‘dirim’ şiiridir Sabri Altınel’inki. Bir de ‘görselliği’nden söz etmeli, ki özellikle uzun anlatı şiirleriyle bize gösterdiği ‘manzara’lar gri ve siyah olmaktan çok, sarı ve mavidir. Bir buluşma yani. Bereketin, doğruluğun, iyiliğin, alınterinin, çabanın, emeğin, barışla, özgürlükle, insani değerlerle, sevgiyle, açıklıkla buluşup, daha iyiyi, güzeli, yeniyi var etmesi. Sarı yeryüzü, mavi gökyüzü.

Daha ilk kitabındaki şiirlerden biridir “Yaşama Sevinci”: “En güzel çiçekler dünyada açar/Dünyada verir ağaçlar en güzel meyvelerini/Dünyada doğar bir sevişmeden çocuk” der ve yineler: “Benim sevincime katılın”.

Kitaba adını da veren, uzun “İnsanın Değeri” şiiri, Altınel’in sonraki döneminin de habercisidir. Toplumsal duyarlılığını taşıdığı tüm şiirlerinde Anadolu’yu Asya’dan, Beyrut’u Konya’dan ayırmayan şair, toplumsallığını ve tekilliğini “Toprağın Sonunda” şiirindeki şu dizeleriyle açıklar bence: “Konuşmayan dilimin arkasında konuşan bir dil var konuşan dilimin ardında susan bir dil”. ‘Toplumcu Ziya Osman’ tavrını sonraki kitaplarında enine ve boyuna uzun dizeleriyle sürdüren şairin şiirsel yakınlığı yalnızca onunla sınırlı değildir. 40 Kuşağı’ndan da sayılan büyük şair Ahmed Arif’i anımsatan dizeleri de vardır. Sözgelimi Ahmed Arif’in “Anadoluyum Ben” şiirindeki duruşu ve duyuşu sık sık hatırlarız Sabri Altınel okurken: “Bir dağ yeli gibi Yozgat kırında yüreğin ıssıza karışan/Çatlayan kara toprak gibi Urfa’da sıcakta/Düşlerin daha yırtıcı gerçeklerden/Yepyeni bir zaman ellerinde kardeş bir zaman elcil kinsiz”.

Sabri Altınel güçlendirdiği düzyazı şiir eğilimiyle de mütevazı öncülerden biri oldu. 1967-68 yıllarında yazdığı “Yaban Yazıları” başlıklı uzun şiir bu anlayışın yetkin bir örneğidir. Bu belki toplumcu şiirin yeni bir yorumu, yeni ve yüksek bir yorumu diyelim, Altınel’in asıl şiiri olabilirdi. Bundan niye vazgeçmiş bilmiyoruz: “Bir yarım güneş yüreğimizde, yüreğimizde kuş suskunluğu/Bu birbirimizi yitirdiğimiz toprakta, birbirimizi bulduğumuz toprakta/ölüm indi artık, kar indi üstlerine/Havada dolaşan sabah ezanları, sonra ölen vakitleri götüren sala”.
Sabri Altınel, şiirimizde bir ‘yarım güneş’ olarak ışımasını sürdürüyor.

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam