VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
22 Temmuz 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Şiir başka şey!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Şiir başka şey!

“Bir Kalkışma Yüreğinde Çiçek” ile dostları, öğrencileri ve onu seven genç şairlerin gözünden “şiirin uyumsuz geometri hocası” Ergin Günçe’yi okuyacaksınız. Ali Özgür Özkarcı, Zeynep Köylü ve Olcay Özmen’in son kitaplarıyla ise üç ilginç şiir deneyimi yaşayacaksınız.

HAYDAR ERGÜLEN

Ergin Günçe, sevgili hocam, kısacık bir zaman diliminde ahbaplık ettiğim, çocukluğumun ilk tesadüfi şairlerinden; rastlantının poetikası mı şiirselliği mi, hangisi olsa güzel... İnsan Ergin Günçe okumalara doyamaz! Çok mu kitabı var, yoo, 1, 2 ve çok. İki kitabı var ama çok şiiri var. Benim için o “Türkiye Kadar Bir Çiçek” değil sadece, doğanın tüm çiçekleri diyelim, dikenleri ve ayrık otlarını da unutmadan…

Ben de okumalara doyamadığım gibi galiba yazmalara da doyamıyorum onu. Bu kadar “erken” bir şair. Her bakımdan tabii, iyisiyle ve acısıyla, bu kadar etkileyici bir şiir birikimi, özgün ve Türk şiirinde karşılığı olmayan bir başkalık. “Her yanı elmalar asılı bir çocuktu/Ölmeden az önce gök yüzündeydi”.
Ali Özgür Özkarcı’nın topladığı “Ergin Günçe-Bir Kalkışma Yüreğinde Çiçek” kitabında dostları, mahpushane arkadaşları, öğrencileri ve onu seven genç şairleri bulacak, onların anlatımıyla bu “şiirin uyumsuz geometri hocası”nı tanıyacaksınız.

Murat Belge “Angaje edebiyatı savunuyordu ama öyle bir şiir yazmıyordu,” diyor Günçe için. Tabii angaje edebiyattan, o günkü anlayıştan ve tanımlardan ne anladığımıza bağlı bir saptama bu. Belki de Ergin Günçe tam olarak “angaje” edebiyatın, şiirin diyelim gereğini yerine getiriyor, onu renklendiriyor, farklı yorumluyor ve zenginleştiriyordu. Beni bağışlayın, ama onun sözcüklerini, o lunaparkı, karnavalı, şehrayini düşününce birden “Zengin Günçe” demek istedim. Şiiriyle şiirimizi zenginleştirdi çünkü.
Akif Kurtuluş “Zulme karşı sözün zarafeti, basit sorular sorabilme cesaret ve inceliği”ni buluyor onda. Mahmut Temizyürek’se bir güzel zenginliğe işaret ediyor ve “68’in havasında yazılmış şiirler” diyor yazdıklarına; çünkü 68 de “Kendi yılıyla sınırlı olmayan daha geniş, anlamı daha zengin bir dönemdir.”(agy, s.75) Günçe’nin onca güncel görünen şiirinin de hem dönemini genişlettiği ve hem de şiiri zenginleştirdiği gibi.

Ergin Günçe okumak gibi onunla ilgili yazılanları okumak da bir sevinçtir.

Patikalı şiir
Ali Özgür Özkarcı’nın 6’ncı şiir kitabı “Bitik Ülke Son Atı”. Akif Kurtuluş, Ergin Günçe için bir de şunu der yazısında: “Şair olma hallerini önemsemedi. Şiiri ihmal eden değil, bu rolü umursamayan bir tavır bu.”(agy,s.88)
Şair olarak Özkarcı’yı da kapsayan bir tanım bu bence. Yalnızca bu kitabı için değil, altı kitabı için de söyleyebilirim bunu. Bir nevi “zamanı okumak” duygusu. Pardon çekerek. Ama belki de Ece Ayhan’ın, “Türk şiirinin altını üstüne getirdi” yollu yargıya karşı, “Hayır, biz ayakları üstüne oturttuk” demesine benzer bir okuma bu. Hem kim bilebilir doğrusunu? Ama şiir doğru yanlış demeden kendini “patika”lara vuran bir şiir, “patikalı şiir” diyor zaten. Bir şiirde yalnız itinayla şiir okunabileceğini değil, itinayla tarih, coğrafya, siyaset, ekonomi de okunabileceğini de unutturmamak için bir şiir bu. Şiirin kalıcılığına değil geçiciliğine yazılan ve öyle de okunan. Ali Özgür Özkarcı, şiirin uzun mesafe koşucularından biri ve yolda olmanın iyiliğinde, bilincinde. “Ben. Ali Özgür Özkarcı/Son sözüm: “Beni sevmeseniz de olur!”/Son olarak bunu yürümeliyim, uçlara.”

Buluşma anı
Zeynep Köylü ne kadar az şiir yazıyor ve az kitabı var diye düşünüyordum. Yeni kitabı “Yırtılış”gelince anladım, 10 yılda bir kitap çıkarıyor; 1997, 2007 ve 2017. Şiir böyle bir şey demek için iyi örnekler, Ali Özgür’ün şiiri için “zamanı okumak”tan söz ederken, Zeynep Köylü’nün şiiri için “geniş zamanlar”dan söz etmek mümkün. Yalnızca 10 yılda bir kitap yayımladığı için değil elbette, ama şiir onda bir “buluşma anı”ymış gibi biraz da. Ziyaret gibi, kavuşma belki. Yavaşlık da birden değil yavaş yavaş keşfedilmez mi? “O istediğim saat değildi/şimdi bütün saatler yerli yerinde” deyişinden de belli. Acı dolu olsa da “güzel bir his”le yazıyor şiirlerini, ama “Yırtılış”da tam bu hislerin ortasından doğuyor ve “senin ağzına vardım hay!/bir hayvan çığlığında/…/gözümün içinde kimse/…/uyumuyor” diye çığlık atıyor.
10 yıl uzun bir ara, Zeynep’in ilk iki kitabını da bu arada okuyun bence.

Melez bir şiir
2000’lerde ilk kitaplarını yayımlayan şairlerde, Ali Özgür’de de, lirik bir tat bulduğumu saklayamam, acaba “yeni lirik” mi bu? Olcay Özmen’in şiirlerinde, özellikle ilk kitabı “Üç Yağmur”da (2006) bu tutum daha belirgin. Yeni kitabı “Bir Monarşinin Sonunda Arzu”ya bakarak söylüyorum bunları. Buna sebep şöyle dizeler olabilir mi? “Okşanmış vardın”, “Sevişmiş vardın”, “Yanakların vardın”, “Sıkılmak vardın”. Melez bir şiir de denilebilir. Lirizme yeni bir gazel gibi davranıp, onu yorumlama çabası da sayılabilir. Belki de bu şiir için bir gelenek olan lirizmi yorumlayarak bundan yeni bir şiirle çıkmak: “Yalnızlığın renga sayıldığı yerlere gittim./Ve bunun bir alışkanlık olduğu söylendi. ” Başka şairlerden, başka şiirlerden yeni şiirlere varmak, Cemal Süreya’dan,İlhan Berk’ten, Egemen Berköz’den: “Senin or’dahüseyinferhad okunuyor/kurşun, kalemde oluyor yalnız/bazı rindler mürekkep kanıyor/hayal de keşfediliyor ülke de”.

Üç kitap, üç ilginç şiir deneyimi. Okuyunca, şiir başka bir şey, diye düşünüyor insan. Şiirin başkalığını duyuran yapıtlar üçü de.








































Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayı : 163