VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2017 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Şiiri ‘herkesin anısı’ kılma hüneri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Şiiri ‘herkesin anısı’ kılma hüneri

Belki de hasat zamanı ya da bağbozumu şiirleridir bunlar. Uzun bir hasat ve içli bir bağbozumunun. Her zaman üzümün iyisinden değil ya, bazen de şiirin iyisinden şarap yapmalı. Tuğrul adını bile koymuştu, “Gelecek Günlerin Şarabı.” Daha önce, yine Tuğrul Tanyol şiirine ilişkin yazarken o klişeyi kullanmışımdır mutlaka: Bazı şaraplar ve bazı şiirler yıllandıkça…

HAYDAR ERGÜLEN


Yıllandıkça tazeleşiyor. Dinginlik kazanıyor. Berrak bir görünüme değil yalnızca, içeriğe de kavuşuyor. Sanırım Türk şiirinde, şu ‘yalın şiir yazmak kolay görünür ama, yalınlığa ulaşmak çok zordur, ustalık gerektirir’ cümlesinin en yalın, en açık karşılıklarından birisi de Tuğrul Tanyol şiiri.

1997’de şiirlerini topladı, ilk dönemin ürünlerini bir kez de topluca sundu. Tam da, yeniden başlamak ya da yeni bir başlangıç için daha uygun olamayacak bir yılda, 2000 yılında “Büyü Bitti”yle büyüleyici yalınlıktaki şiirlerine başladı. Bu ‘büyü’ ve ‘büyülenme’de hiç kuşkusuz aynı kuşaktan olmamızın, ömrümüzün sonbaharını yaşamamızın da payı vardır. Ama bağbozumu, ‘büyübozumu’ değildir, tam tersine yalınlığın büyüsünü ya da büyünün yalınlığını anlama, sezme vaktidir.
“ Bir çekitaşı gibi üstümde zaman”, Tuğrul Tanyol’un da çok sevdiği bu Oktay Rifat dizesi ve bir Edip Cansever dizesi olan “vakit, vakit incelen vakit” tir ki bu şiirleri yazdırır. Bir de elbette ‘Haşimi’ bir duyuş ve söyleyiş olan “Bir Günün Sonunda Arzu”.

Devingen bir dinginlik
Şairlerin bunu kendilerine söylemeleri neredeyse olanaksızdır ama okurlarının söylemesinde bir sakınca yok. T. Tanyol, bence, ‘arzu’ ettiği şiire iyice yaklaşmış durumda. Bir sezgi olarak da söylüyorum bunu hiç kuşkusuz, ama 2000’den bu yana yazdığı şiirlere bakarak da: “Büyü Bitti” (2000), “Her Şey Bir Mevsim” (2006), “Öncesi ve Sonrası” (2012), “Gelecek Günlerin Şarabı” (2015) ve “Ansızın Yaz” (Kırmızı Kedi, Mayıs 2017). 17 yılda yayımladığı bu 5 kitapta da ‘devingen bir dinginlik’ hüküm sürüyor. Günün en dingin şiirleri. Vakitlerden ikindi. İkindi, günün ortasındaki yazdır, günün ortasındaki şiirdir.

Ağustos, mevsim, yaz, ikindi, dinginlik…Tuğrul Tanyol bir anlamda başlangıca dönüyor gibidir, söylemiştim, Gelecek Günlerin Şarabı, Türk şiirindeki en sevdiğim kitap adları arasında ilk sırada, kitap da Tanyol’un son dönem verimleri arasında öne çıkan, beğenilen, ödüllendirilen bir kitap. İlk kitabı için de benzer şeyler söyleyeceğim, Elinden Tutun Günü( 1983) de Tuğrul Tanyol şiirinin süssüz, yalın ama uzun etkili özelliklerini taşıyan şiirlerle doludur. Tabii “Cem Gibi”, özel bir şiirdir ve doğrusu her bakımdan görkemli bir şiirdir, söyleyiş, yapı, müzik, ölçü, tartım…

“Büyü Bitti” ile başlayan dönemi, Tuğrul Tanyol’un ‘eve dönüş’ şiirleri olarak okuyorum. Hepimizin yurdu olan doğaya, insanın bir ev olarak duyumsadığı ve yaşadığı yaza, başka şairlere, başkalarının şiirlerine, birdenbire, sanki nedensizce ışıyan anılara, asmaların altındaki uykulara, hepsi içiçe yaşanmış gibi birbirine karışan çocukluğa, gençliğe ve bunların olgun bir övgü olarak taşındığı şiire, belki de bir sessizlik biçimi olan müziğe, ve herkesin kendi tanrısına dönüş saatidir belki de bu şiirlerin bende uyandırdıkları.

Ezcümle, eve yalnız dönmekten daha iyidir eve şiirle dönmek. Hem kalabalık da sayılmaz, zira hepsi artık şiirin içindekilere dönüşmüştür. Tanyol şiirinde adıyla anılan müzikler gibi, resim gibi, hepsi şiirin olmuştur artık. Şiir neyin olmuştur peki? Bunun yanıtını bilmek değil ama anlamak, sezmekse şairin işi, Tanyol’un son şiirleri ve “Ansızın Yaz”, bunun dingin yanıtlarıdır. Acıyla değilse de, bir parça kederle, varlığın sonunda yine doğasına kavuşacağını ve onca şairin, şiirin, kitabın, dizenin “Tanrının Kütüphanesi”ne gideceğini bildirir bize: “Mars’ta şairler var mıydı/her şey yok olup toza dönüşmeden önce/penceresinde oturup sessizce/övgüler yağdıran geceye/Mars’ta şairler var mıydı/peki, nereye gitti onca dize/…/Homeros, Dante/Li Po, Shakespeare, Yunus Emre/ kim bilecek onları/ dünya sona erince”.

Şiirlerindeki yaz
Büyük, geniş ve hakiki bir gülümseme gelmiştir şiirin yüzüne. Burada keder diye andığım biraz da o gülümsemenin yaydığı ‘tevekkül’ duygusudur. Hatta daha çok da bu duygudur. Kim bilir belki de şiirin şaire bir faydası dokunacaksa, o fayda da budur. Şiir yazan birisi olarak doğrusu bana da böyle bir faydası dokunsun isterim şiirin.

Tuğrul Tanyol şiiri “Ansızın Yaz”la birlikte, aynı zamanda şiirin varlıkla ilişkisi, insanın kendini değerlendirmesi, gözden geçirmesi, dünyadaki yeri gibi , bazen büyük gelen bazen de küçücük gözüken soruları ve sorunları da derinlemesine ele alıyor. Bu derinlik, kapalılık ya da karmaşıklık içermediği için, öylesine söylenmiş sözlerden ibaretmiş gibi görünebilir. Aforizmacı bir şair değildir Tanyol, dizeci de değildir. Ama şiirlerindeki bütünlük, unutulmaz aforizmalar ya da dizelerin tadını da verir. Daha da önemlisi, bir-iki okumada insanda bir anı gibi yer edebilir. Kişisel olanı, herkesin anısına dönüştürebilme hüneri. Belki de hüner değil, bu şiirin doğal bir sonucudur. Öyle ya, “şiirlerdeki yaşa gelen biri/anımsar birden Necatigil’i” .
Sonsuz bir yaz duygusu: Belki de bir tek mevsim vardır ve o da yazdır. Şiirin ve ömrün mevsimi. İnsan hep o mevsimle ölçer her şeyi, aşkı o mevsime yakıştırır ve ayrılık yazın bizi terketmesidir, güzse yazdan düşen gözyaşıdır. Tıpkı şiirin anayurdunun çocukluk olması gibi, ömrün mevsimi de yazdır. Şiir de “Ansızın Yaz”dır. Ve “ bir yaz gecesi her şey olabilir”:”bu kalp! bu gizli duvar/ona çarpıp savrulan rüzgar/bir sırdı, unutuldu/aramızda hala/söylenmemiş şeyler var”.

Galiba yazı keşfetmek de olgunlukla ilişkili bir bilgi. Dönüp çocukluğa gelmek gibi yeniden, yaz da içinde olduğumuzu, yaşadığımızı keşfetmek. Bazı keşifler zaman alabilir. Keşfetmek, yeniden başlamaktır. “ Ansızın yaz bitti” dizesinde bile keşfedilen yazdır ve çocukluğun da, ömrün de, aşkın da, şiirin de ‘uzun bir yaz’ın anıları olduğudur. Şiir, bir yaz anısıdır. Zaman, yazdır.
“ Zamanın geçişini duyuyorum” diyor Tuğrul Tanyol, ben de Ansızın Yaz’da “şiirin geçişini duyuyorum” derin izler, ürpertiler bırakarak: “ neden güzel olan her şeyde bir acı var” diyen şiirin.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162