VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Sıkılmak aldatmaya gerekçe olabilir mi?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sıkılmak aldatmaya gerekçe olabilir mi?

Monotonluktan bıkan bir kadının ağzından, günlük tarzında yazılan “Aldatmak”, Paulo Coelho’nun sadık okurlarını hayal kırıklığına uğratabilir. Çünkü yazar bıkıp usanmadan hakiki sevginin peşinden koşmaya devam ediyor.

ÖZLEM AKALAN


Yazıya bir özürle başlamak istiyorum; başta Paulo Coelho olmak üzere, tüm dünyada “Aldatmak” romanının yayınlanması için emeği geçenlerden ve yazarın sadık okurlarından. Bu romanda hayatıma dokunan, ilişkilerimi, dünyaya bakışımı şekillendirecek felsefi bir yaklaşım da bulamadım, okumaktan keyif alacağım, inandırıcı bir hikâye ya da güçlü bir kahraman da. Bir gün uyanıp hayatının çok monoton olduğuna karar veren, ilk fırsatta kocasını aldatan sonra sevgilisini terk edip kocasına geri dönen bir kadının hikâyesi bu. Her sayfayı “Şimdi beklenmedik bir şey olacak” heyecanıyla çevirip, hep hüsranla karşılaştım.

“Brida”da İrlandalı; “Veronika Ölmek İstiyor”da Slovak, “Elif”te Türk karakterlere hayat veren Paulo Coelho, bu kez İsviçreli bir karakterin gözünden öyküsünü anlatıyor. “On Bir Dakika” romanında Brezilyalı Maria’yı İsviçre’ye “yollayan” yazar, bu ülkeyi ikinci kez romanında fon olarak kullanıyor.
Linda, 31 yaşındadır ve ülkenin en zengin adamlarından biriyle evlidir. Linda, dünyanın en sakin ülkesinde, dünyanın en heyecan verici işini yapmaktadır: Gazetecilik. Ne var ki her şeyin önceden tahmin edilebileceği, kimsenin bir diğerinin hayatıyla ilgilenmediği İsviçre’de gazetenin manşet haberleri “Tarihi geçmiş yiyecek satan bakkala ceza”nın ötesine geçememektedir. İki çocuğu, zengin eşi ve sevdiği bir işi, kısacası mükemmel bir hayatı olan Linda, güzelliği ile erkeklerin başını döndüren, kadınların da kıskanç bakışlarını üzerine çeken bir kadındır. Bir sabah, bir önceki sabahtan hiçbir farkı olmayacağını bildiği güne istemeyerek uyanır. Hayatında neyin eksik olduğunu çok iyi bilmektedir; tutuku ve macera. “Mutlu musun?” sorusuna “Hayır” cevabını vermese bile “Evet” de diyemeyen Linda’nın yaşam arzusu giderek tükenmekte, bir 50 yıl daha böyle yaşamak istememektedir. Evlendiğinden beri zamanın durduğunu düşünen Linda, eşini çok sevmesine ve sevginin karşılıklı olduğunu bilmesine rağmen monotonluktan gelen sıkıntıdan dolayı depresyonun eşiğindedir. Henüz 15 yaşındayken bir kez öpüştüğü lise arkadaşı Jacob König siyasete atılmıştır. Onunla yapacağı röportaj Linda’nın hayatını bir süreliğine değiştirecektir. Heyecan verici seks deneyimlerinin ardından, König’in evliliğini mahvetmeye niyetlenen Linda, başarısız sabotaj girişiminin, üç psikiyatr ve bir şamanla yaptığı konuşmanın, eşiyle çıktığı tatilin, paraşütle 1500 metreden atlama deneyiminin ardından “Gerçek Sevgi”nin varlığını fark eder ve kuzu kuzu eşine döner.

NEDEN POPÜLER?

Herkesi ilgilendiren soruların, sorunların üzerine giden Paulo Coelho, kendini o denli basit bir dille ifade ediyor ki, romanları su gibi akıp gidiyor. Üstelik az ve öz yazmak, satırlar dolusu laf kalabalığı yapmaktan çok daha zor. Bunun için gerçek bir yeteneğe sahip olmak gerekir.
Büyülü, ruhani, felsefi, ışık saçan cümleleri ve yan karakterleriyle okurun gizem arayışını tatmin ediyor. Yolunu bulmaya çalışan okura bir nevi kişisel gelişim danışmanlığı yapıyor.
Doğru zamanda, geniş bir kitlenin ilgisini çekecek konulara parmak basıyor. Günümüzde herkes hayatın ve ilişkilerin monotonluğundan şikayetçi değil mi? Herkes en çok da bu nedenlerden ötürü depresyonda değil mi? İşte Coelho’nun ilham kaynağı. Üstelik bunu ben değil, bir Portekiz gazetesinde verdiği ender röportajlardan birinde yazarın kendisi söylüyor.

Coelho, “Simyacı” ile öylesine büyük bir başarı etti ki bu başarının rüzgarı 1988’den bu yana, yani 26 yıldır, yelkenlerini şişirmeye devam ediyor. Yaşarken, kitapları en çok dile çevrilen (80) yazar olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi, 168 ülkede 160 milyonun üzerinde kitap sattı.

Tüm bunların yanı sıra özellikle 14. ve son romanı “Aldatmak”ta sıkça görüldüğü üzere, hikâyenin geçtiği mekanı bir gezi yazarı gibi anlatıyor. Klasik İsviçrelilerin özelliklerinden görülecek yerlere, Cenevre’nin yüzyıllardır süren barış havasına darbe indiren Calvin’den Frankenstein’ın temellerinin Lord Byron’un şatosunda nasıl atıldığına uzanan tarihi ve edebi olaylar hakkında da okuru bilgilendiriyor.
Birinci Dakika”da Brezilya’dan İsviçre’ye gelip fahişelik yapmaya başlayan Maria’nın gerçek sevgiye giden yolda seks deneyimleri yaşaması gibi, “Aldatmak”ta da Linda
aynı yolla aynı gerçek sevgiye ulaşıyor. Üstelik “Grinin Elli Tonu”nu hatırlatan aşk sahneleriyle.

Özetle Coelho, herkesin pençesine düştüğü monotonluk canavarından kurtulmaya çalışan Linda’nın özelinde, aslında önemli olanın gerçek sevgi olduğunu bir kez daha anlatmış. Ancak romanın ismi “Gerçek Sevginin Peşinde” olsa kimse okumayacağı için de hikâyesinde sadakatsizlik sosu eklemiş.

Paulo Coelho, sosyal medya sayesinde kendini çok iyi ifade ettiğini söyleyerek son yıllarda röportaj vermekten kaçınıyor. “Aldatmak” romanı sonrası Brezilyalı “O Globo” gazetesine verdiği röportajdan kısa bir bölümü aktarıyoruz.

Roman fikri nasıl doğdu?

Son dönemde bugünlerin en önemli sorunlarından biri olan depresyon üzerine düşünüyordum. Sosyal ağlar aracılığıyla insanlar bu konudaki düşüncelerini öğrenmek istedim. Binlerce cevap geldi. Yüzde 90’ı depresyonun sadakatsizlikten ve aşkla ilgili hayal kırıklıklarından kaynaklandığını söylüyordu. Forumlara girdim ve bu sorunun bir türlü çözümlenemediğini gördüm.

1979 yılından bu yana sanatı Christina Oiticica ile birliktesiniz. Bu romanı yazarken evliliğinizden de etkilendiniz mi?

Romanın hikayesinin benim hikayemle bir ilgisi yok. Birincisi Christina depresyonda değil, ikincisi aldatma teması bizim hayatımızda bir problem teşkil etmiyor. Karşılıklı güven ve özgürlüğe dayalı bir evliliğimiz var.

Bir kadının bakış açısından yazmak zor olmuyor mu?

1994 yılında yayınlanan “Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum ve Ağladım”a kadar evet, zordu. “11 Dakika”da kadın yanımı daha fazla çalıştırdım. Herkeste feminen bir ego vardır.

AldatmakAldatmak

Paulo Coelho

Detay için tıklayın











Paylaş