VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Sıra dışı bir av-avcı hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sıra dışı bir av-avcı hikâyesi

Helena, annesini 14 yaşındayken kaçırarak yıllarca bir kulübede tutan tacizci ve katil Jacob’ın hapisten kaçtığını duyduğunda huzurlu yaşamından uzaklaşıp avının peşine düşer. Çünkü onu yakalayabilecek tek kişi kendisidir ne de olsa iz sürmeyi babasından, Jacob’dan öğrenmiştir.

ÖZLEM AKALAN




Helena Pelletier, iki küçük kızı ve doğa fotoğrafçısı eşi Stephen ile sakin, mutlu bir hayat sürmektedir. Evinde yaptığı reçelleri çevredeki marketlere ve internet üzerinden satarak kendine ufak çaplı bir iş kurmuştur. O günkü siparişlerini dağıtıp çocuklarıyla birlikte evine dönerken radyodan dinlediği haberle hayatının değişeceğini ve herkesten sakladığı sırrın ortaya çıkacağını anlaması uzun sürmez. Çocuk tacizcisi ve katil Jacob Holbrook, iki polisi öldürerek yüksek güvenlikli hapishaneden kaçmıştır. Helena’nın annesini henüz 14 yaşındayken kaçırarak yıllarca bir kulübede tutan sadist Jacob yani Helena’nın babası…

Bataklıktaki kulübeden kaçtığında 12 yaşında olan ve o güne kadar annesi ile babası dışında kimseyi görmemiş olan Helena, gerçek dünya ile tanışıncaya kadar vahşi doğayla iç içe olmaktan büyük mutluluk duymuş. Tavşan, geyik, balık avlayabilen, iz süren, bıçak ve silah kullanmayı iyi bilen “Batalık Kralı’nın Kızı” Helena için şehir hayatına alışmak önceleri pek kolay olmaz. Onda annesinden çok babasından izler gören anneannesi ve dedesinin yanı sıra ağır depresyondan kendisini kurtaramayan annesinden ziyade terapistlerden yardım görür Helena. İzole hayatındaki doğrularla yeni hayatındaki doğrular çakıştığında zorlanır ve 18 yaşına gelir gelmez soyadını değiştirerek geçmişini silmeye çalışır. Stephen ile evlenip huzurlu bir yaşama adımını atarken ondan da çocukluğunun ilk 12 yılını gizler.

Radyodan haberi duyduktan sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlayan Helena eve döndükten kısa bir süre sonra polisler kapısını çalar. Stephen bir yandan kendisinden gizlenen akıl almaz sırla yüzleşmeye çalışırken diğer yandan da ailesini güvenli bir yere götürmek ister. Ne var ki Helena babasını durdurabilecek tek kişinin kendisi olduğunu bildiği için Stephen ile gitmez ve babasının peşine düşer.

Andersen masalına gönderme
Psikolojik gerilim türünde dikkate değer işlere imza atan Karen Dionne, üçüncü romanı olan “Bataklık Kralı’nın Kızı”nın giriş cümlelerini rüyasında yazdığını söylüyor. Gecenin bir saatinde uyanıp “Size annemin adını söylesem onu hemen tanırsınız. Annem ünlüydü; hem de hiç istemediği halde. Onunki, insanın sahip olmayı isteyeceği türden bir ün değildi ama” cümlelerini defterine karalamış. Dionne kafasında oluşan hikâyeyi zenginleştirmek için okumalar yaparken düşündüğü hikâyeyle birebir örtüşen bir masala rastlamış; Hans Christian Andersen’in “Bataklık Kralı’nın Kızı” adlı peri masalı. “Burada da bir canavar ile masum birinin çocuklarının hikâyesi anlatılıyordu” diyor yazar.

Roman, bugünden başlayarak geri dönüşlerle Helena’nın annesinin kaçırılışından, özgürlüklerine kavuşmalarına kadar geçen zamanı anlatıyor. Sonrası soluksuz bir av-avcı hikâyesi. Av ve avcı rollerinin sık sık yer değiştirdiği hikâyeyi benzerlerinden ayıran en önemli özellik, kurbanla saldırgan arasındaki biyolojik ve duygusal bağ. Sert hatta sadist olmasına rağmen babasına sevgi duyan küçük kız çocuğunun büyüdüğünde ondan nefret ederken bile hayranlık ve sevgi hissetmesi, ikilemde kalması ise romanın en vurucu yanı.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163