VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
12 Kasım 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Siz olsaydınız ne karar verirdiniz?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Siz olsaydınız ne karar verirdiniz?

“Ev Kuralları”, bugüne kadar 19 romana imza atmış olan Amerikalı yazar Jodi Picoult’nun April Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılan son romanı.

Özlem Akalan

Jacob, adli tıp ve olay yeri inceleme konularına takıntılı denecek kadar meraklı, üstün zekalı, asla yalan söylemeyen, lise son sınıf öğrencisi, 18 yaşında bir gençtir. Onu yaşıtlarından ayıran özellikleri ise saymakla bitmez: Turuncudan, takım elbise ve kravattan, rutininin değişmesinden ve kendisine gerizekalı denmesinden nefret eder; bir sohbet başlatmayı beceremez, sadece “merhaba” diyen bir kişiye 15 dakika boyunca nefes almadan ilgi duyduğu bir konu hakkında türlü bilgiler sıralar; kendini ifade edecek bir söz bulamadığında film repliklerine başvurur, sıkıntılı anlarında yatışmak için Fibonacci sayı dizimini tekrarlar, krize girdiğinde ise Bob Marley şarkıları ve ağır battaniyelerin altına girerek sakinleşebilir...
Jodi Picoult’nun Türkçe’ye çevrilen son romanı “Ev Kuralları”nın başkahramanı Jacob Hunt, Asperger sendromlu bir gençtir. Onun için hayat düz bir çizgi gibidir. “Dün gece nasıl uyudun” sorusuna “iyi/ kötü” diye cevap vermek yerine “yüzükoyun” diyecek kadar düz bir mantığı vardır.
Sosyal ilişkiler ve kendini ifade etme konusunda Jacob’a eğitmenlik yapan Jess’in ölümü, genç adamın kendini bir anda suçlu olarak jürinin karşısında bulmasına neden olur. Mahkemede geçirdiği krizleri, geçmişte yaşadığı öfke nöbetleri, Asperger sendromunun tipik belirtilerinden kimsenin gözünün içine bakamama ve adli tıbba olan ilgisi, onu ‘ideal’ bir katil gibi gösterir. Jess’in cansız bedenini polisler tarafından bulunduğu yere kadar taşıdığını, o sırada kırılan dişini mendile sarıp cesedin cebine koyduğunu ve üzerine de kendi battaniyesini örttüğünü itiraf etmesi ise işini iyice zorlaştırır... Bir de buna Jacob’ın kellesini isteyen Savcı Helen Sharp eklenince genç adamın ve toy avukatı Oliver’in işi iyice zorlaşır...
Jodi Picoult, diğer romanlarında olduğu gibi ‘Ev Kuralları’nda da romanın kahramanlarını tek tek konuşturuyor, bu sayede olaylara farklı açılardan bakıyor. Jacob’dan üç yaş küçük kardeşi Theo, annesi Emma, avukatı Oliver ve dedektif Rich, romanın dile gelen diğer kahramanları. Roman boyunca asla “neden ben” diye sormayan Emma Hunt, tüm hayatını çocuğuna adamış kendini ve diğer oğlu Theo’yu ikinci plana atmış bir anne. Kendi dertleri yokmuş ve hayatı tozpembeymiş gibi bir gazetede ‘Güzin Ablalık’ yaparak geçimini sağlıyor. Çocuklarının babası ise oğlunun zorlu yaşam sürecini kabullenemeyerek 15 yıl önce evi terk edip kendine yeni bir hayat kurmuş. Theo, abisine abilik yapan hayli yalnız bir çocuk. Arkadaşları evine gelemiyor, pek çoğu da abisinin garip tavırları yüzünden ona mesafeli davranıyor. Anlayacağınız, Jodi Picoult bir kez daha sorumlulukları altında ezilen ve çocuğu için hayatını yaşayamayan bir anneyi ve sorunlu ergenleri romanının merkezine koyuyor.
ROMANIN ÇIKIŞ NOKTASI
KUZENİ DAVID’İN YAŞAMI
“Teyzemin evlat edindiği kuzenim David’i ilk gördüğüm günü hatırlıyorum” diyerek söze başlıyor Jodi Picoult romanın esin kaynağını anlatırken ve şöyle devam ediyor: “Gördüğüm en güzel bebekti. Büyüdükçe, bebeklikten çocukluğa geçtikçe onun sıradan bir çocuk olmadığını anladık. Otistikti ve teyzem için zorlu bir süreç başladı. Ergenliğe adım attığında öfke nöbetlerini kontrol etmek de güçleşmişti. 1.90 m boyunda ve 100 kiloydu; en ufak bir şey onu hiddetlendiriyor ancak sorunun ne olduğunu ifade edemiyordu. 21 yaşına geldiğinde yaşıtı otistik bir grupla yaşayabileceği bir eve yerleştirildi. Ne var ki bir öfke krizi esnasında cama yumruk atınca evin sahibi
onun kontrol altına alınabilmesi için polisten yardım istemek zorunda kaldı. İşte o zaman, ‘dünyanın geri kalanıyla doğru iletişim kuramayan biri, hukuki bir sorunla karşılaşıp mahkemeye düşerse ne olur’ fikri geldi aklıma”.
Otizm tanısı konan çocuk sayısının her geçen gün artması da yazarı bu konuda yazmaya, onların hayatlarını keşfetmeye itmiş. Başlangıç noktası olarak kuzeni David’i seçmiş. Ancak karakterinin okurla iletişim kurabilmesi için otizmin farklı bir noktasında bulunan Asperger sendromlu Jacob’ı yaratmış.
Romanı okurken tek tek kendinizi tüm karakterlerin yerine koyuyorsunuz. Her ne kadar Jacob’ın empati kurma yeteneği olmasa da siz her karakterin kıyafetlerine bürünüp olaylara onun açısından bakıyorsunuz. Başkalarının evlerine girip onların ne kadar ‘normal’ bir aile olduğunu hayal eden Theo’nun da, eski evsahibine gelmeye devam eden yılbaşı kartlarını biriktiren Jacob’ın da merakı aynı aslında. ‘Normal’ ve ‘gerçek’ bir aile neye benziyor? Roman boyunca sorduğunuz en önemli soru şu oluyor: O mahkemenin jürisinde olsanız, Jacob’ı suçlu mu yoksa suçsuz mu bulurdunuz?

Her yıla bir roman

İlk romanı ‘Songs of the Humpback Whale’ 1992 yılında yayınlanan Jodi Picoult, 2011’de basılan 19. ve son romanı ‘Sing You Home’ ile her yıl yeni bir romana imza atmış oldu. Princeton Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık okuyan ardından Harvard’da eğitim masterı yapan Picoult, üniversite yıllarından tanıdığı ve “Robert Redford’a benziyor” dediği Tim Van Leer ile evli. Kyle, Jacob ve Sammy isimli üç çocuğu bulunan Picoult, en büyük oğlu Kylie’in eşcinsel olduğunu kısa bir süre önce öğrenip bu konuyla ilgili fikirlerini medyada paylaştı. Pek çok ödül alan yazarın ‘The Pact’, ‘Plain Truth’ ve ‘The Tenth Circle’ romanları televizyon filmi, ‘My Sister’s Keeper’ (Kız Kardeşim İçin) ise Nick Cassavetes’in yönettiği ve başrolünü Cameron Diaz’ın oynadığı bir Hollywood yapımına dönüştü. Picoult’un ‘Bir Daha Bak’, ‘Abra Kadabra’, ‘Cam Çocuk’, Taş Kağıt Makas’, ‘Yapboz’ ve ‘Kız Kardeşim İçin’ romanları da April Yayıncılık tarafından Türkçeye kazandırılmıştı.

Hunt Ailesi’nin evinin değişmeyen kuralları:
1.Kendi dağınıklığını kendin topla.
2.Her zaman doğruyu söyle.
3.Günde iki kez dişlerini fırçala.
4.Okula geç kalma.
5.Kardeşine göz kulak ol, çünkü şu hayatta sahip olduğun tek kişi o.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam