VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Mart 2010 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > “Son Hamle” her şeyi değiştiriyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“Son Hamle” her şeyi değiştiriyor

İrlandalı yazar Ronan Bennett""ın kitabında her hareket siyasi entrika, cinayet, yalan ve ihanetle dolu bir satranç oyunu...

Ümit Kurt

1914 yılında Çarlık Rusya’yı ve St. Petersburg’u tahayyül etmek bir hayli meşakkatli olsa gerek. Tarihin akışını, düzenini ve toplumsal hayatın neredeyse bütün dinamiklerini değiştiren, savaşların, insanların ve toplumların kaderlerini değiştiren Bolşevik Devrimi öncesi Çarlık Rusya’nın tarihsel ve sosyal portresini çizmek, onu tasvir etmek ve aktarmaya çalışmak başlı başına bir sorun. Hele bir de bunun bir roman çerçevesinde, dönemin toplumsal aktörlerini ve yapılarını belirli olaylar silsilesi etrafında resmetmeye girişmek gerçekten bir romancı için zor ve yorucu bir süreç. Ancak ne var ki Ronan Bennett “Son Hamle”de bunun ziyadesiyle üstesinden geliyor ve biz okuyucularını mükemmel bir hikâyenin tanığı haline getiriyor. İrlandalı yazar Bennett aslında hem senarist hem de yazar olarak ayak seslerini daha önce de duyurmuştu.

Özellikle “Catastrophist” adlı romanı Bennett’i kitleler ve edebiyat çevreleri nezdinde çok daha tanınır, bilinir hâle getirdi. Bu eserinde, romancı James Gillespie ve idealist gazetesi Inès’in onulmaz, imkânsız ve yaralayıcı aşkını kaleme alan Bennett’in bu aşkın yaşandığı Belçika Kongosu’ndaki siyasal barışın imkânsızlığını da bu aşkın yansıması olarak başarıyla hikâyeyle buluşturmuştu. Büyük beğeni toplayan “Catastrophist”, Whitbread Roman Ödülü ve IMPAC Ödülü gibi önemli yarışmalarda boy göstermişti. Aynı zamanda sinema ve televizyon için senaryolar da yazan Bennett’ı okuyucular Johnny Depp ve Christian Bale’ın harikulade oyunculuklarıyla başrollerini paylaştığı “Public Enemies (Halk Düşmanları)” filminin senaristi olarak da hatırlıyorlar.

MUHTEŞEM BİR BALO SALONUNDA OYUN BAŞLIYOR
“Son Hamle”, P. A. Saburov’un muhteşem evinin balo salonunda gerçekleşecek olan St. Petersburg’un göz kamaştırıcı organizasyonu, yani heyecan uyandıran bir satranç turnuvası hikâyesiyle başlıyor. Kendi de amatör bir satranç oyuncusu olan romanımızın kahramanı psikanalist Dr. Spethmann, turnuvanın en önemli oyuncularından Rozental’i hastası olarak kabul ediyor. Bu o kadar büyük bir organizasyondur ki ödülleri karşılayan turnuvanın seçkin destekçileri arasında, ikramiye fonuna bizzat bin ruble katkı yapan çar da bulunuyor. Meraklı amatör oyuncu olarak Dr. Spethmann da zamanının el verdiği ölçüde müsabakaları gitmeyi planlıyor. Ancak Spethmann’ın turnuvaya ilgisinin başka bir sebebi var. O da bu turnuvanın kahramanı kederli ve utangaç Rozental. O zamanlar otuz iki yaşında, dehasının doruğunda olan Rozental rakipsiz favoridir. Avrupa’nın her yerinde prensler onu saraylarına, centilmenler kulüplerine, muteber ev sahibeleri yemekli partilerine davet ederler. İçedönüklüğü Rozental’daki gizemi daha perçinleştirir. Ne var ki Rozental ağır bir psikolojik istikrarsızlık geçirmekte ve bu durum onun yeteneğini gölgelemektedir. Rozental’ı tedavi etmeye başlayan Dr. Spethmann onun son günlerde St. Petersburg’da ustaca işlenen cinayetlerde bir bağlantısının olduğuna dair hiçbir haberi yoktur... Oysaki Rozental satranç oynamak dışında olay mahalline başka bir amaçla gelmemesine rağmen, yine kendi hatası yüzünden komplo, ihanet ve sonunda cinayete bulaşır. Aslında bu cinayetler o karmaşık, her şeyin toz duman olduğu ortamda ne ilk ne de sondur. Dr. Spethmann Rozental’a yardım etmek için eline geleni yapar ancak bu yetmez. Rozental’in saf kişiliği onu vicdansız arkadaşlarının düzenlerine karşı savunmaz kılmıştır... Ancak Rozental yoluna çıkan masumlara aldırmaz, oyunlarını sıkıştıran piyonları karşılıklı feda eden satranç ustalarınınki gibi soğuk hesaplarla onları ezer. Rozental, Gulko gibi sokakta can vermemiştir; sonu ne hazin ne de vahşidir. Sonu sadece acıdır. Hepsi de altmış dört karelik damalı bir tahtanın üstündeki bir avuç oyulmuş şimşir ve abanoz parçasının topu topu birkaç hamlesi yüzünden, ömrünü başladığı gibi yoksulluk ve keder içinde tamamlar.

BASİT VE YALIN BİR SORU: İNSANLAR NEDEN CAHİL?
Bolşevik devrimcilerinin, çar sempatizanlarının, Yahudi düşmanlarının ve gizli polis örgütü Ohranka’nın karıştığı büyük bir komplonun içinde bulan ve kendisi de bir Yahudi olan Dr. Spethmann sahip olduğu en kıymetli varlığı kızı ile birlikte bu çıkmazdan kurtulmak için bir satranç ustası gibi düşünüp ustalıkla ilerlemek zorundadır. Bu karmaşanın arasında kalan Dr. Spethmann Bolşevik devrimcilerinin ve yoldaşların nasıl birbirlerini arkadan bıçakladıklarını, birbirlerini şikâyet ettiklerini, söylenti yaydıklarını, birbirilerine ayak oyunları yaptıklarını duyar. Bütün bu kaos içinde Rozental kendine çok basit ve yalın bir soru sorar: Kendi insanları niçin bu kadar sefilce ve yoksul ve cahildir? Niçin bu kadar ahlaksızlık, fahişelik ve hırsızlık vardır? Niçin kendi halkından bu kadar terörist ve devrimci çıkar? Aslında bütün bu içini kemiren soruları Dr. Spethmann da sormaktadır. Fakat Spethmann bir Yahudi’nin ruhunun her köşesinde onun için pusuya yatmış iblislerin olduğunu söyler. Ve bu durum Rozental için de geçerlidir. Dönem Yahudi olmayı kaldıracak bir ortam sunmaz onlara. Suçluluk duygusu yetişip Rozental’in yakasına yapmışmış ve korkunç bir ruhsal bunalıma yol açmıştır.

Son derece zekice kotarılmış, dönemin atmosferini çok iyi yansıtan; ustalıkla kaleme alınmış; mükemmel bir tempoda ilerleyen heyecanlı; hem edebi hem de sürükleyici bir polisiye roman havası tadı da veren “Son Hamle”, cinayet, siyasi entrika ve ahlaki ikilemlerle dolu; her sayfasında yalan ve ihanet barındıran ciddi bir edebiyat eseri.

Paylaş