VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Sonsuza kadar genç Gülriz Sururi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sonsuza kadar genç Gülriz Sururi

Daha önce anılarını “Kıldan İnce Kılıçtan Keskince” ve “Bir An Gelir”de anlatan usta oyuncu Gülriz Sururi, hayat hikâyesini anlatmaya yeni kitabı “Zefiros - Ebedi Gençlik Rüzgârı”nda devam ediyor. 2005 yılından başlayan kitapta Sururi, sanatsal yolculuğunu, hayatındaki iniş çıkışları, fırtınaları ve Engin Cezzar’a olan aşkının bilinmeyenlerini anlatıyor.

LEVENT TÜLEK




Gülriz Sururi deyince herkesin aklına birçok farklı fikir gelir. Tiyatronun efsane kadın oyuncusu, çağdaş Cumhuriyet’in sembol kadını, on parmağında on marifet olan bir usta, her daim zarif, her daim bakımlı şahane bir kadın, çok yönlü sanatçı vb. Benim Gülriz Sururi’yi tarifim “sonsuza kadar genç olan insan” olurdu herhâlde. Tıpkı bu kitabın başlığı gibi. Gılgamış onu görseydi ölümsüzlük, sonsuzluk veya ebedi gençlik arayışında bu kadar umutsuz olmazdı diye düşünüyorum. Belki meslektaş olarak yolum kesişmedi, aynı işlerde buluşamadık, o yüzden muhabbetimiz de olmadı ama kitabı okuduktan sonra onunla ve Engin Cezzar’la bir yerlerde çakışamadığımız, onların sahnelerinde aynı nefesi almadığım ve sofralarında aynı suyu içmediğim için biraz hayıflandım doğrusu. Olsun, benimki bencilce bir pişmanlık ama Sururi’nin ve Cezzar’ın hayatına dokunduğu ve onların yaşamına dokunan o kadar değerli insan olmuş ki. Onların elli yılı aşkın birliktelikleri, yaşadıkları ve ürettikleri, bu ülke sanatı için hep yeni bir heyecan, yeni bir yapı taşı olmuş.

Zefiros’um, Karayel’im
Elli yıllık aşkı, yol arkadaşı, sahne yoldaşı Engin Cezzar “Zefiros” diyor ona… Karayel yani.
“Siz denizle haşır neşir birisiniz. Dolayısıyla rüzgârlarla da. Gülriz Sururi’yi bir rüzgâra benzetecek olsaydınız, hangisi olurdu?
Karayel... Çok özel bir rüzgârdır. Kuzeybatıdan eser. Halikarnas Balıkçısı, ‘zefiros‘ der karayele. Zefiros, ebedi gençlik rüzgârıdır.
Ege’ye serinlik ve dinamizm getirir. O iklimi yaşanır kılar. Karayel olmasaydı Yunan medeniyeti olmazdı.” (Hülya Ekşigil röportajı, Milliyet)
Bundan önce Haldun Dormen ve Yıldız Kenter gibi tiyatro ustalarının anı kitaplarını yazmıştım Vatan Kitap’ta. Hele Yıldız Kenter’in kitabı için Dikmen Gürün’ün yaptığı çalışma gerçekten övgüye değerdi. Doğan Kitap’tan çıkan “Zefiros - Ebedi Gençlik Rüzgârı” ise bir başka tiyatro ustasının değerli bir kitabı. Gülriz Sururi’nin kendi kaleminden özyaşam öyküsünün son on yılına şahit oluyoruz. Daha önce yine özyaşam öyküsü olarak değerlendirilebilecek anılarını çocukluğundan başlayarak anlattığı kitapları “Kıldan İnce Kılıçtan Keskince” ve “Bir An Gelir”le birlikte günümüze kadar bir Sururi Külliyatı’nı tamamlamış oluyoruz. Anı kitapları dışında denemeleri, yemek kitapları da bulunan Sururi, “Zefiros”ta 2005 yılından başlayarak günümüze kadarki yaşamının özelinde sanat ve her ne kadar “politikadan anlamam” dese de cesurca siyasal ve toplumsal bir ülke resmi çiziyor.

Diğer tiyatro ustalarının anı kitaplarında olduğu gibi Gülriz Sururi’nin anılarında da tiyatronun ne kadar dikenli bir yol olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz bir kez daha. Hani klişe “başka ülkelerde olsa…” diye bolca geyiğini yaptığımız evrensel değerlerde olan sanatçılarımızın bir proje için ne tavizler verdiklerini, ne sıkıntılar yaşadıklarını, varlarını yoklarını çocuk gibi heyecan duydukları oyunlar için harcadıklarını okuyoruz. Gülriz Sururi’nin Ayşem Opereti için belediye kapılarında tabiri caizse helak olmasını okurken Yıldız Hanım’ın Kültür Bakanı’nın makamında Kenter Tiyatrosu binasının kapatılmaması için çırpınışlarını anımsayıveriyorum. Her iki sanatçının da ortak özelliği, seksen yaşını devirdikten sonra bile o coşkularını yitirmeden, o Zefiros enerjisi ile koşturup durmaları. Bize de bunları okurken mahcup olmak düşüyor maalesef. Ne zor şey bu ülkede sanatçı olmak deyip boşuna söyleniyoruz işte yalnızca.

“Zefiros”u iki bakış açısı ile okuyabiliriz. Birincisi, yukarıda sözünü ettiğim gibi sanatsal bir yolculuk kitabı olarak; bir diğeri de iniş çıkışları, fırtınaları ve efsanevi adları ile Gülriz Sururi ile Engin Cezzar’ın aşk öyküsü gibi okuyarak. Kitabın geneline yayılmış “Adam ve Kadın” bölümleri var. Burada Gülriz Sururi, Engin Cezzar’la son yıllarda yaşadığı sağlık yönünden sıkıntılı bir süreci ve iki insanın birbirlerine sıkı sıkıya tutunmalarını adeta bir masal gibi anlatıyor. Engin Cezzar’ın geçirdiği rahatsızlıktan sonra Gülriz Sururi bitmeyen yaşam enerjisinin büyük bir kısmını artık hayatının aşkına harcadığına şahit ediyor bizi. Onu bir yoldaş, sahne arkadaşı, tiyatro adamı, aşkı, eşi değil çocuğu gibi pamuklara sarmasını gözlerimiz buğulanarak okuyoruz. Sururi tıpkı tiyatro ve yaşamla ilgili bölümlerde kalemini sakınmadığı gibi bu bölümlerde de açık yüreklilik ve cesur bir dille döküyor bütün yüreğindekileri. Diğer iki anı kitabındaki coşku, enerjik tiyatro ve yaşam macerası bu kitapta yerini biraz hüzne bırakıyor sanki. Ama ustanın inatçı kişiliğinden anlıyoruz ki öyle hüzne, yenilmişliğe, bırakılmışlığa da tahammülü yok. Dur durak bilmiyor, seksen yaşından sonra bile şaşırmadığımız bir dinçlik, sevgi ve enerji ile Engin Cezzar’a ve yaşama adıyor kendini.

Her daim yenilikçi
Ebedi gençlik boşuna Gülriz Sururi’ye yakıştırılan bir söz değil. Geçmişe saplanıp kalmıyor Gülriz Hanım. Teknolojiyi ve bilişimi de yakinen takip ediyor. Etkin olarak kullandığı sosyal medya hesaplarından hem gündemi takip ediyor hem de yazdıklarıyla bu mecrada rüzgârlar estiriyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, sanatçının hele hele oyuncunun yaşı ve emekliliği yoktur. Sevgili Tilda Tezman’ın yine Doğan Yayınları’ndan çıkan “Oyunname”sinde Avrupa’daki tiyatro kastlarını okurken hayrete düşmüştüm. İleri yaştaki oyuncuların hepsi değişik tiyatrolarda sahnedeler. Ya da sahne arkasında. Oyuncu, yazar, yönetmen olarak hep aktifler. Sadece devlet değil, medya ve halk da onları destekliyor ve bir şekilde var olmalarını sağlıyor. Bizde gereksiz bir gençlik fetişizmi var. Gençlere destek olunacak diye ortalık düzeysiz, saçma sapan, tuhaf, kalıcı olmayan, şımarık oyuncular ve işlerden geçilmiyor. Emekli olmaya çok meraklı bir ülkeyiz. Biraz yaşı geçene “hadi yallah” demeye bayılıyoruz. Gülriz Hanım’ın da, Haldun Bey’in de, Yıldız Hanım’ın da kitaplarını okuduğumda yılların deneyimini çağdaş düşünceyle buluşturup kendilerini her daim yenilikçi ve ilerici tutan bu isimlerimize bence plaketten daha fazla şeyler vermeliyiz diye düşünüyorum. Artık daha fazla gereksiz sanat tüketimine değil üretimine gereksinimimiz var.

İşte Gülrüz Sururi’nin “Zefiros - Ebedi Gençlik Rüzgârı” kitabı bende bu duyguları uyandırdı. Yalnızca tiyatroseverlerin değil edebiyatı, sanatı, cumhuriyeti, demokrasiyi ve bu ülkeyi seven herkesin kitaplığında durması gereken bir kitap “Zefiros”. Efsanevi bir cumhuriyet kadının örnek bir yolculuğu onunki. Sürekli kara haberler aldığımız, olumsuz ve puslu günlerden geçtiğimiz şu günlerde Gülriz Sururi’nin enerjisine ve yaşam sevgisine hepimizin ihtiyacı var. İyi okumalar…


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163