VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Ekim 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Suat Derviş hazineleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Suat Derviş hazineleri

Cumhuriyet döneminin önde gelen kadın yazarlarından Suat Derviş’in gazetelerde tefrika edilmiş ancak daha önce hiç yayımlanmamış 3 romanı ilk kez kitaplaştırıldı.




ENİS KISMET


Fosforlu Cevriye’yi duymayan var mı? Ya da Fosforlu Cevriye dendiğinde gözünün önünde Türkan Şoray ve Gülriz Sururi canlanan?
Ve peşi sıra cesur, boyun eğmeyen ama naif bir kadın: Cevriye. Fosforlu Cevriye. Buruk bir aşk hikâyesi fonunda, insanlık olarak nitelendirilen tüm o değerleri sırtına yükleyen, İstanbul’un o nostaljik yüklü havasını buram buram hissettiren o hikâye. Bu hikâye aslında Suat Derviş’in hikâyesidir bir bakıma. Onun iç haykırışlarının koca bir yansıması, kağıda dökülmüş halidir. Suat Derviş’in başyapıtlarından yalnızca bir tanesidir “Fosforlu Cevriye”. Tiyatroya ve beyazperdeye defalarca aktarılan bu romanının yanı sıra Suat Derviş’in sayısı otuza yaklaşan romanı, hikâyeleri, makaleleri, eleştirileri ve çevirileri vardır. Bunlarla birlikte o, Avrupa’ya giden ilk kadın muhabirdir; ilk basın sendikasının başkanlığını yürütmüş ve bir de edebiyat dergisi kurup yönetmiştir. Unutulmuş, kadri pek de bilinememiş bir yazardır aynı zamanda o. Yine ne yazık ki bir kısım eseri de bir şekilde kaybolup gitmiştir.
İthaki Yayınları yanılmıyorsam 2012 yılından bu yana Suat Derviş kitaplarını yeniden yayımlıyordu. Ama bu ay öyle bir hazine çıkarıyor ki gün yüzüne ayakta alkışlamamak içten bile değil. Evet, 19 Ekim’de Suat Derviş’in daha önce hiç kitap olarak yayımlanmamış, gazetelerde tefrika ettiği üç romanı yayımlanacak: “Kendine Tapan Kadın”, “Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır” ve “İstanbul’un Bir Gecesi”
Bunlardan ilki “Kendine Tapan Kadın”, 1947’de Etem İzzet Benice’nin Gece Postası gazetesinde tefrika edilmiş, sonra kimseler anmamış. Selim İleri kitaba yazdığı önsözde “Kendine Tapan Kadın’ı -gerçekten soluk soluğa- okuyup bitirdiğimde, bu yaz, Ağustosta, ‘kendi kendime ‘Unutulmayacak bir roman!’ dedim. Anlatışıyla, ele aldığı sorunla, bazı benzersiz sahneleriyle, kurgusuyla, hele Etmeyezli Sârâ’sıyla. Sârâ, Suat Derviş’in ‘yalçın’ demek isterdim mesafeli anlatışıyla romanımızın en ayrıksı kişilerinden biri. Kendine Tapan Kadın’ın yan kişileri de iz bırakıyorlar, biraz da ‘tefrika roman’ mimarisinin gerekleri, zorunlulukları çerçevesinde. Ama Sârâ korkunç yalnızlığını, irkiltici albenisini, her an yoğunlaşan kötülüğünü, hiçbir merhamete ihtiyaç duymayarak ‘açıkça’ dışa vuruyor. Suat Derviş, romancı, bu açıkça dışavurumu, Etyemezli Sârâ’nın anne ve babasını, Mahmure Hanım’la Mahmut Bey’i öylesine canlı kılarak gerçekleştiriyor ki, bir kez daha ürperiyorsunuz.”
“İstanbul’un Bir Gecesi” ise 1939 yılında Haber gazetesinde tefrika edilmiş.sıradan bir gecenin farklı sınıftan insanlarca nasıl yaşandığını, bir yanda tek sefer giyeceği bir elbiseye servet ödeyen kaymak tabakadan bir kadınla, diğer yanda oğluna kan parası bulmak için bedenini satan veremli bir anneyi anlatıyor. Çimen Günay Erkol kitabın önsözünde “Bir düğün etrafında Türkiye’nin çarpık kapitalistleşmesinin gündelik tarihini sunar,” diyor.
“Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır”, Tan gazetesinde 1937 yılında tefrika edilmiş. Menekşe Toprak’ın önsözüyle yayımlanan kitap, bir dokuma fabrikasında sömürülen, bütün hakları gasp edilmiş bir avuç insanın hayatının anlatıldığı roman toplumcu gerçekçi çizgide yayımlanan ilk kitaplardan.
Her biri Serdar Soydan’ın titizlikle hazırladığı kronolojik biyografiyi de barındıran bu romanlar, Türk edebiyatı için birer nimet.

Paylaş