VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Suçumuz edebiyat ve şiir olsun!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Suçumuz edebiyat ve şiir olsun!

İki büyük şairden, Melih Cevdet Anday ve Turgut Uyar’dan kışkırtıcı kitaplar; “Suçumuz Edebiyat” ve “Bir Şiirden”... Okumaya, düşünmeye, sormaya, yazmaya, hatta yazmamaya kışkırtan.

HAYDAR ERGÜLEN


Melih Cevdet Anday, kendini tasarlamış, kurmuş, bir yapı gibi inşa etmiş bir şair, yazar, düşünür. Adı soyadı da, ne ilginç, bu kuruluşa uygun, onu bütünleyen bir büyüklük taşıyor. Anday’dan pek az şey bile okumuş olsanız, onun yapıtının görkemini, çeşitliliğini, çokluğunu hissedersiniz. İster bir şiirinden dizeler, ister bir romanından, oyunundan bölümler, ister bir yazısından birkaç satır okuyun. Anday her yerde Anday’dır ve her yazdığı bir başka yazısını, yapıtını doğrulamak, sağlama yapmak ve bütünlüğe kavuşturmak içindir adeta.

Şimdi artık yerinde yeller esen ‘genç Cumhuriyet’in ideallerine sıkı sıkıya bağlı ve özgürlüğün bir uygarlık olarak gelişmesi, yaşanması için çabalayan diğer yazarlar, şairler, sanatçılar, aydınlar gibi Anday da Aydınlanma düşüncesini taşıyor. Şiirinden yazılarına dek, hemen her sözcüğü bu düşü görmüş, bu ışıkla yıkanmış gibi.

Sadece düş görmekle kalmamış, ne yazık ki erken gelen geleceği, yani bugünleri de görmüş, yazmış, anlatmış, uyarmış ama…Yalçın Armağan’ın yayına hazırladığı edebiyat yazıları kitabının adı “Suçumuz Edebiyat”. Anday, Oktay Akbal’ın “Suçumuz İnsan Olmak” kitabına gönderme yaparak, bunu “suçumuz edebiyat” ile değiştirmeyi öneriyor: “Bizde ozanı, romancıyı, oyun yazarını düşman yerine değilse de, insan yerine koymayanlar yine bizleriz, düşman değil. Eğer bir yerde yazın erinin küçük düşürüldüğünü görürseniz, ‘Suçumuz edebiyat’ tanımını anımsayın. O kişi, yazınla uğraşacağına, herhangi başka bir uğraşı edinseydi, daha saygın bir durumda olurdu.”(agy., s.25)

Melih Bey hayatta olsaydı herhalde ‘kültürel iktidar’ konularına da girerdi, çünkü Cumhuriyet’in 2. sayfasında yazıyordu cumaları, ‘iktidar olduk ama kültürde olamadık’ diyenler de ‘hooop bi dakka dur bakalım!’ derdi. Hem dünya görüşünden ötürü derdi bunu hem de kültürü de bir iktidar biçimi ve aracı olarak gören indirgemeci, faydacı yaklaşıma karşı.
Tabii kitaplara yasaklama, sansür uygulaması hiç değişmediği için, o günün sorunu bugünün sorunu olarak da sürüyor. Hiçbir şey değişmemiş de diyebilirsiniz, daha duyarlı olunsa bunlar olmazdı da! Özellikle siyasal iktidarın hoşuna gitmeyen yazarlara yaptıkları ve her zaman derinde varolan ‘muhafazakar’lığın getirdiği kısıtlar. Anday, Mevlana’nın “Mesnevi”sinden yaptığı alıntılarla cinselliğin doğallığını vurguluyor.

“Beklemek” yazısında, pek çok şairin de yaşadığı bir sorundan söz ediyor: “Bizde ozana, yazara düşün adamı diye bakılmaz. Toplumumuzun gözünde ‘esin adamı’dır ozan, yazar. ‘Esin’ dedikleri de öyle baştacı edilecek bir şey değildir hani, sarhoşlukla delilik arası bir şeydir.”(agy., s.210)

Kitap hepimizi ‘edebiyat suçu’na davet ediyor,“Suçumuz Edebiyat” olsun!

Bir de şiirden olsun suçumuz!
“Bir Şiirden” kitabını 1983’de yayımlamıştı Turgut Uyar. İlginç bir çalışmadır. Tabii inceleyen de Turgut Uyar olursa kıymetine paha biçilmez. İlk yazı 1960’da a dergisinde, diğerleri 1967-69 yılları arasında yayımlanmış, çoğu Papirüs, birkaçı da Yeni Dergi’de.
Önsöz yerine yazdığı Zincir’de çok dikkate değer şeyler söylüyor Uyar. Hatta bu bir sayfalık yazının tamamı çok yol açıcı, düşündürücü, özgün şeyler: “Şiir üzerine, gerçekten yeni olan şiirle, yeni bir şeyler öğrenebiliriz ancak; şiir üzerine yazılanlarla değil.” Peki, Uyar da yazmış işte şiir üzerine, böyle demekle kendi yazdıklarını da yoksaymış olmuyor mu? Hem oluyor hem olmuyor. Şiir ve şair üzerine yazmanın, konuşmanın yine de bir şeylere yarayacağına varıyor: “O büyük şairin geleceği güne kadar, bazı şeyleri anlamamıza yarar.” İyi de o büyük şairin gelmesi bazen yarım yüzyılı bulabilir, o zaman neye yarayacak? “Bazı hallerde olsa olsa küçük ve ortanca şairlerin biçimlenmesine yarar. Yahut tam tersi, onların daha kötü, bazı kurallara uygun olduğu için daha kötü şiirler yazmalarını sonuçlandırır.” Gördünüz mü şimdi, Turgut Uyar daha baştan tavrını koyuyor; okuru tavlama yoluna gitmiyor, hatta bu yazıları okuyacakları da kötü şair ilan ediyor! Acımasız ama gerçek görüşlerine devam ediyor Uyar: “... şiir üstüne bütün çözümlemeler, bütün kurallar, hep ama hep ortalama şairler için.” Burada duruyoruz.

Borges bir söyleşisinde ‘haberci’ şairlerden söz ediyor. Çok yerinde bir kavram. Ben de Uyar gibi, Borges gibi düşünüyorum, şöyle ifade ediyorum bunu da: Uzun yıllar pek çok şairin yazdıkları bir şairi hazırlar, bir büyük şairin çıkışı için çalışırlar farkında ya da değilken. Bu da az şey sayılmaz bana kalırsa. Bir büyük şair için çalışmak da şiire çalışmak, emek vermek demektir. O halde çalışmaya devam, kendimize kötü, ortalama şair filan demeden!

Önsözü o kadar önemli ki kitaba ancak sıra geldi. Uyar, Abdülhak Hamit’ten Cemal Kırca’ya 21 şairin birer şiirini inceliyor. Kimler yok derseniz, Haşim yok, Ziya Osman, Dağlarca, Melih Cevdet, Necatigil, Ahmed Arif, Gülten Akın, Attilâ İlhan, Can Yücel, Asaf Halet ve İkinci Yeni’nin hiçbiri yok! Üstelik yazılar da Cemal Süreya’nın dergisinde, Papirüs’te yayımlanmış.

Turgut Uyar’ın yargıları kesindir: Abdülhak Hamit “Türk şiirindeki yenilikçilerin en gözü pekidir”, Mehmet Emin Yurdakul “hiçbir yoruma imkân bırakmayacak ölçüde ilkel bir şairdir”, Kemalettin Kamu “yeteneği boşa gitmiş bir şairdir”, Bedri Rahmi “şiirimizin bugünkü anlayışı karşısında çağını ve çevresini şaşırmış bir halk ozanı durumundadır.” İyi yargıları da var. Ahmet Muhip Dıranas “bir rastlantıdır şiirimizde. Mutlu bir rastlantı. Külebi “sıcak şair”dir.

Turgut Uyar’ın benzersiz, şaşırtıcı yorumları, sadece ele aldığı şiirle değil, daha çok da o şairle, şiiriyle ilgili.











Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163