VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Nisan 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Sumocunun korkusu: Şişmanlayamamak..
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sumocunun korkusu: Şişmanlayamamak..

Fransız romancı ve oyun yazarı Eric-Emmanuel Schmitt’in son romanı “Şimanlayamayan Sumocu”, genç ve asi bir çocuğun Zen Budizmi’yle tanışmasını anlatıyor. Kısa roman, altı çizilecek özlü sözlerle dolu.

Ömer Özgüner

Kendinizde bir şişman görüyor musunuz? Evet biraz kilo aldım, karaciğerim yağlandı gibi süfli yanıtlar vermeyin. Çünkü Eric-Emmanuel Schmitt’in büyük dinleri anlattığı beşinci kitabı bu düsturla açılıyor: Sende bir şişman görüyorum. On beş yaşındaki Cun, yıllar önce evini trk edip Tokyo’nun karanlık kaldırımlarında hem yatmaya hem de aynı kaldırımlarda yaptığı satıcıkla hayatını kazanmaya çalışır. Aile mefhumu unutmuştur. Babası Japonların çok muzdarip olduğu söylenen çalışma hastalığından intihar etmiş, annesi ise sevgisini doğduğundan beri kendisinden esirgemiştir. Başkalarına cömertçe dağıttığı ve Cun’un çocukluğunu daha yedi yaşında bitiren sevgisinden...
ŞİŞMANLAMAK YETMEZ
Bir gün kaldırımda, “sen de bir şişman görüyorum” cümlesiyle ve hayatında çok önemli bir yer edinecek olan Sumo güreşinin duayenlerinden Somintsu’yla tanışır. İstemeyerek girdiği sumo güreşi dünyasında bir türlü yol alamaz çünkü, kendisinde o şişkoyu görmüyordur. Şişmanlamaya çalışmak Cun için aynı zamanda bütün hayatını kısa zamanda gözden geçirmek anlamına gelir.
Şişmanlamak için yemek yetmez. İradesi ve bilinçaltı onu şişmanlamaktan uzaklaştırır. Sumoya giderek tutkuyla bağlandıkça şişmanlamaktan neden uzaklaştığını daha çok sorgular. Bu zor sorular için adresi elbette kendisindeki şişmanı gören Somintsu’dur. “Gerektiği gibi düşünmüyorsun” der Cun’a, “öncelikle çok düşündüğün için sonra da yeterince düşünmediğin için.” Önyargıları, kendisine barikat olmaya başlayan iradesi ve bilinçsizliğini Uzakdoğu felsefesine yakışır kısalık ve özlükte anlatır. Zen Budizmiyle paralel giden bu arayış sonunda Cun’a aradığı kendisini buldurur.
Bunun için kapalı bir kutu gibi kalmakta ısrar eden Cun’u geçmişiyle yüzleştirir:” Kuşkusuz bilmiyorum, ama bunun bana bir zararı yok. İsmini, aslını, travmalarını benden gizleyebilirsin, bu benim yaşamıma devam etmeme engel olmaz. Ama bunları kendinden gizlersen, yaşamına devam edemezsin.” Bu öğütleri alan Cun’dan iyi bir sumocu mu, iyi bir koca mı yoksa zayıf bir Cun mu çıktığını okurun merakına bırakalım. Çünkü zaten tamamı 64 sayfa, (evet altmış dört) bu kitaptan daha fazla ipucu vermek okumayın demek olur.
Ama Zen’e, Uzakdoğu felsefesine, dinler felsefesine ilginiz varsa bu güzel tercümeli novella size uygun. Ne yalan söyleyeyim, Zen benim hiç ilgimi çekmese de, koca bir hayat görüşü, içine şöyle bir dokunup geçilen aşk hikayesi, sumo güreşi ve ana-oğul çelişkisini üstelik sürpriz bir biçimde sonlandıran, kitaba saygı duymamak mümkün değil. Türk halkının, sanırım oldukça küçük bir azınlığının tanıdığı bir isim bu marifeti gerçekleştiren Schmitt. Aslında oyun yazarlığı ağır basan bir isim. Hatta elde ettiği başarılar ve ödülleri yüzünden üniversite hocalığını bırakmasına neden olan da romancılığından önce oyun yazarlığı.
Oyun ve roman karakterlerinde ünlü isimleri de sık sık kullanan Schmitt’in eserleri Türk tiyatrolarında da sahnelendi. Schmitt’in bir Fransız olarak anlattığı Zen Budizm insana, daha öncekileri okuma isteği veriyor. Son sözüm enteresan kitap tasarımına: Değişik bir kitabı okuyacağınızın ilk işareti çünkü. Çeviri için Bahadırhan Bozkurt’a, kapak tasarımı için de Geray Gençer’e tebrikler..

Eric-Emmanuel Schmitt kimdir?

Eric-Emmanuel Schmitt 1960 yılında Lyon’da dogdu. 1991 yılında “La nuit de Valognes” adlı ilk oyunu sahnelendi. 1993 Le visiteor (Ziyaretçi) adlı oyunu da büyük başarı kazanması sonucu üniversitedeki görevini bırakıp yazarlığa yoğunlaştı. 1994 yılında ise, ilk romanı olan “Le Secte des Egoistes” yayımlandı. Eric-Emmanuel Schmitt’in yazdığı oyunlar romanlar otuzun üzerinde dile çevirildi. Yazar oyun ve roman karakterlerinin bir çoğunu, ünlü kişiler arasından seçmiştir. Eserlerinden sinema ve televizyon uyarlamaları yapılan Schmitt, 2006 yılında yazdığı “Odette Toulemonde” filmini, 2009 yılında da tiyatro oyunu olarak yazdığı eserinden de aynı adlı “Oscar et la dame rose” adlı filmini kendisi yönetti.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam