VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Mart 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Süper kahramanlar aramızda
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Süper kahramanlar aramızda

Emrah Güler, ikinci kitabı “Sudan Gelen”de şekil değiştirme yeteneğine sahip bir akademisyenin, sıradan bir faniden gizli yeteneklere sahip bir süper kahramana dönüşmesini anlatıyor. Yüzde yüz Türk süper kahramanların sürükleyici ve sürprizlerle dolu öyküsüne kendinizi hazırlayın!

ÖZLEM AKALAN

Ayvalık’tayız. 13-15 yaşlarında bir grup çocuk kumsaldaki şemsiyelerin altına uzanmış hayaller kuruyoruz. “Ben pilot olacağım”, “Ben psikolog olacağım”, “Ben gazeteci olacağım” Elbette her zaman olduğu gibi en çarpıcı ve kıskanılan “meslek” seçimi Emrah’tan geldi: “Ben ünlü olacağım, herkes benimle röportaj yapacak. Hatta size ‘Emrah Güler çocukluğunda nasıl biriydi?’ diye soracaklar.” Fırsatı kaçırmadık; hemen birisi kameraman rolünü üstlendi, bir diğeri fırçasını mikrofon yapıp sorular sormaya başladı, geri kalanlar Emrah Güler hayranı rolüne büründüler. Aradan 30 yıl geçti, işte şimdi o gruptaki çocuklardan biri olan ben, yine o gruptan Emrah Güler ile röportaj yapıyorum.
Emrah Güler’in ikinci kitabı “Sudan Gelen” İthaki etiketiyle geçtiğimiz hafta okurlarıyla buluştu. Bir önceki kitabı “Lost Başucu Kitabı” Doğan Kitap’tan çıkan Güler bu kez Türk süper kahramanların başrolde olduğu fantastik bir romana imza attı. Romanın kadın başkahramanını 2009 yılında kaybettiğimiz ortak arkadaşımız akademisyen Dicle Koğacıoğlu’ndan esinlenerek yaratan Güler, kitabını da ona ithaf ediyor.

ŞEKİL DEĞİŞTİRİCİ AKADEMİSYEN
Romanın kahramanı akademisyen Nehir Nadir, bedeninde hissettiği birtakım değişikliklerin çok özel bir yeteneğe işaret ettiğini anladığında elbette çok şaşırır. Çizgi romanlara, fantastik öykülere pek de meraklı olmayan kahramanımız, şekil değiştirme yani bir başkasının bedenine bürünme özelliğine sahiptir. Çalıştığı üniversitenin dekanı, müdavimi olduğu barın garsonu ve daha pek çok kişinin aslında özel yeteneklere sahip olduğunu öğrenmesi uzun sürmez. Kimi uçabilen kahramanların bazıları ışınlanma, bazıları doğruyu söyletme, bazıları da her kokuyu her sesi duyabilme yeteneğine sahiptir. Hatta içlerinde çöpleri geri dönüştürebilen, insanların burçlarını değiştirenler bile vardır. Elbette süper kahramanların arasında iyiler olduğu kadar kötüler de vardır. Kötülerden biri olan ünlü aktör Demir Atakan’dır. Atakan, gazeteci Asiye Karma’ya vereceği röportajda, üstün yetenekleri olduğunu açıklamaya hazırlanmaktadır. Bunu haber alan “iyiler”in amacı şekildeğiştirici akademisyen Nehir’i Asiye Karma’nın yerine geçirmektir.
Yeteneklerini yeni keşfeden bir süper kahramanın bocalamaları, bildik mekanların gizli arka kapıları, elbette iyi ile kötünün savaşı, temposu düşmeyen kurgu ve sürpriz bir final bu kitabın size vaadettikleri.
Şimdi sözü Emrah Güler’e bırakıp kitabın yazılış öyküsünü dinleyelim.


“Süperler” arasında kadın kahramanlara pek sık rastlamıyoruz. Neden başkahraman olarak bir kadın seçtiniz?
“Süperler” arasında kadın kahramanlara pek sık rastlamıyoruz, çünkü çizgi roman, film ya da dizilerde karşımıza çıkan süper kahramanların çok net bir hedef kitlesi var: Erkek çocukları ya da içindeki erkek çocukları yaşatmaya niyetli erkekler. Dolayısıyla kahramanlar, erkeklerin özdeşleşebileceği erkek kahramanlar oluyor. Kadın karakterler de genelde erkeklerin fantezilerine hitap etmek amacıyla hikâyeye ekleniyor. Benim başkahramanımın kadın olması ise daha kişisel bir nedenden kaynaklanıyor. Romanı yazmaya başlamadan bir ay kadar önce çocukluk arkadaşlarımdan birini kaybettim. Dicle, Boğaz Köprüsü’nden atlayarak yaşamına son vermeye karar verdi. Türkiye’de geçen bir süper kahraman hikâyesi yazmak bir süredir aklımın bir köşesinde geziyordu. O dönem Dicle’nin bakış açısından, ağzından bir şeyler yazmaya karar verdim. Karakterimi köprüye götürdüm, tam atlamak üzereyken de birisi uçarak geldi ve onu kurtardı. Bir yandan Dicle’yi kendi içimde bir şekilde yaşatmış oldum romanı yazdığım dönemde, bir yandan da anlatmak istediğim hikâyeyi anlatmış oldum.

Önceki kitabınız “Lost Başucu Kitabı” da popüler kültürden beslenen bir çalışmaydı. Ne zamandır popüler kültürle bu kadar içli dışlısınız?
Küçüklüğüm Amerika’da geçti ve o dönem Amerikan popüler kültürüyle tanıştım. Televizyon, Snoopy, çizgi romanlar, LEGO beni Türkiye’dekinden farklı bir dünyayla tanıştırdı. Sonrasında, yaşıtım her erkek çocuğu gibi çizgi romanlar, daha doğrusu Tommiks, Teksas, Milliyet Çocuk, Tatlı Cadı, Dallas’ın başı çektiği diziler, Heidi, Şeker Kız Candy gibi Japon animeleriyle tanımlanan popüler kültürle beslenmeye başladım. Lisede ve üniversitede, tırnak içinde, daha ciddi, daha sanatsal, daha edebi bir dünyayla tanıştığımda da popüler kültürden uzaklaşmadım. Klasikleri, çağdaş edebiyat eserlerini okurken, sinemayla ilgilenmeye başladığımda da, Zagor ve Mister No okumayı bırakmadım hiç. Hâlâ da düzenli okumaya devam ediyorum. Popüler kültür kimi zaman benim için büyük heyecan kaynağı olurken, kimi zaman da genel toplumun ya da toplumun belirgin bir parçasının gidişatı ya da algılanışıyla ilgili çok güzel ipuçları veriyor.

Bir süper kahramanın süper kahraman olduğunu açıklaması neden tehlikeli?
Süper kahramanları yaşadığımız dünyanın ötesinde, büyülü, masalsı varlıklar olarak kurgulamamaya çalıştım. “Sen, ben, ailem, arkadaşlarım, iş arkadaşlarım, her gün karşılaştığımız insanlar süper kahraman olsa nasıl bir dünya olurdu” sorusuna cevap aradım. Bu yolu takip edince de, bir sonraki aşamada azınlık psikolojisi işin içine girdi. Etnik ve cinsel azınlıkların körü körüne uğradığı ayrımcılığın benzerini süper kahramanların da yaşayabileceğini ve böyle bir dünyada daha dikkatli yaşamaya çalışacaklarını fark ettim. Farklı olana duyulan korku, sonrasında da nefretin süper kahramanlara da duyulabileceğini düşündüm.

BAŞKALARININ VÜCUDUNDA YAŞAMAK
Süper gücünüz olsa, ne olmasını isterdiniz?

Bir kere, düşünce okumayı ya da görünmez olmayı kesinlikle istemezdim. İnsanların fiziksel ya da düşünsel olarak özel hayatlarına girmenin uzun vadede bir tür eziyet olacağını, yaşamı daha zor kılacağını düşünüyorum. Yükseklik korkumdan dolayı uçmak da çekici gelmiyor.
Yol endişesi olan birisi olarak, ışınlanma fikri çok cazip geliyor. aspx shell Anında dünyanın öteki ucuna gidebilme, üşüyünce üstüne bir şey almak için geri dönebilme, vize eziyetinden ve yol masrafından kurtulma fikri çok hoş geliyor. Şekil değiştirici olmak da hoş olabilir. Yaşadığınız dünyayı başkalarının vücudunda farklı bir şekilde yaşamak zevkli olabilir.
Romanın finali, devamı gelecekmiş hissini uyandırıyor. Bu macera seriye dönüşecek mi?
Romanım “Süper Kahraman Günlükleri” serisinin ilk kitabı. Seriyi Fiyonkmer’in maceralarından çok, süper kahramanların maceraları olarak düşündüm, bu nedenle adını “Günlükler” koydum. Bir süredir ikinci kitabı yazmakla uğraşıyorum. İkinci kitabı her açıdan farklı bir karakter anlatıyor.

Romanda adı geçen ve süper kahramanların kendi aralarında haberleşmelerini sağlayan web siteleri ile gidilen mekanların internet sayfalarını hazırladığınızı biliyorum. Sosyal medyayı da çok iyi kullanıyorsunuz. Yazarın okurla interaktif iletişim kurması her iki taraf için ne tür fayda sağlar?
Profesyonel olarak sosyal medya işiyle uğraşıyorum; Medya GaGa’nın kurucu ortağıyım. İletşim şekillerinin, bilginin akışının, değiş tokuşunun daha demokratik, sansürsüz ve eşit olduğu bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Bir diziyi izlerken dizinin yazarlarıyla, diğer hayranlarla aynı anda sohbet edebiliyorsunuz. O dizideki karakterlerin bloglarını okuyarak izleme deneyiminizi zenginleştiriyorsunuz. İlk kez “Lost Başucu Kitabı”nı yazarken, kültürel yaratma ve tüketim süreçlerinin ne kadar değiştiğine tanık olmuştum. Dizideki karakterlerden birisi yazardı ve adamın kitaplarını satın alabiliyordunuz. Ya da dizide adı geçen şirketlerin web sitelerini ziyaret edebiliyor, olmayan hava yolu Oceanic’ten bilet kestirebiliyordunuz. Yaratılan eserlerin tek bir formata sıkışmak zorunda kalmamaları çok çekici geliyor. Ben de romanda adı geçen süper kahraman barı Gilgamesh’e bir web sitesi oluşturdum http://gilgamesh-bar.com/ ve de bir Twitter hesabı açtım (@BarGilgamesh). Kitabı okurken Gilgamesh’i ilginç bulan okuyucuların web sitesini de eğlenceli bulacaklarını düşünüyorum.
Yazarın okurla interaktif bir ilişki kurmasının ya da kurmamasının tamamen kişisel bir tercih olduğunu düşünüyorum. “Sudan Gelen”in Facebook sayfası ve Twitter (@SudanGelenKitap) hesabı var. Kitabın tanıtımında sosyal medyayı kullanmayı tercih eden de var, etmeyen de. Tamamen tek taraflı bir tanıtım aracı olarak kullanmayı seçen de var. Benim için, kitabı okuyan, kitapla ilgili bir şeyler merak eden, kendini ifade etmek, soru sormak isteyenler için interaktif bir iletişim alanı.

Romanın satır aralarında filmlere, romanlara, müziğe göndermeler yapıyorsunuz. Yazarken en fazla kimden ilham aldınız? Nelerden besleniyorsunuz? Yazarken olmazsa olmalarınız neler?
Normalde çalışırken, yazı yazarken müzik dinleyebilen birisi değilim. Roman yazarken, tam tersi, müziksiz yapamadığımı fark ettim. Tanıdık müzikler, yazarlar, dizilerle daha güvenli bir alan yaratmaya çalıştım yazarken.
Yeni yazarlardan kaçındığım bir dönem bile oldu romanı yazarken. “True Blood” dizisinin uyarlandığı “Sookie Stackhouse” dedektiflik serisi, Anne Rice’ın vampirlerin başı çektiği doğaüstü dünyaları anlattığı romanları, Patricia Highsmith romanlarını o dönem yeniden okuduğumu sonradan fark ettim.

Sudan GelenSudan Gelen

Emrah Güler

Detay için tıklayın

Paylaş

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam