VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > ‘Sürpriz Müzik’i bestelerken...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

‘Sürpriz Müzik’i bestelerken...

Müge İplikçi, Eylül ayında yayımlanacak olan yeni çocuk kitabı “Sürpriz Müzik’i kaleme alma sürecini Vatankitap için yazdı.



Temel çıkış noktam olan mülteciliği 11-12 yaşındaki çocuklara nasıl anlatabilirim diye düşünüp durdum bir müddet. Zor konu... O zaman yardımıma Londra’da doktorasını tam da bu konularda yapmış olan eski öğrencilerimden Doğuş Şimşek yetişti. Kadıköy Baylan Pastanesi’nin yaz bahçesinde, kışı hızlı hızlı soluduğumuz soğuk bir günde ona kafamdaki soruları sorup durdum. O da eksik olmasın anlattı da anlattı. Kitapta Afrikalı bir çocuğun İstanbul’daki geçici konar göçerliğine değinmek istiyordum. Doğuş bana bu konuda varılacak yerleri, soyut ve somut durakları anlattı.

Mültecilik, nereden bakılırsa bakılsın zor işti. Salif’in (evet kahramanımın adı bu), Mali’den İstanbul’a, İstanbul’dan muhtemelen Paris’e uzanan yolculuğunda, okur kitlemin ilgi alanlarını zihnimde canlandırmaya çalışarak olabildiğince renkli, neşeli bir öykü kaleme almalıydım. Ancak mülteciliğin neşeyle kurabileceği bağın ilmeklerini atarken epey zorlandığımı söyleyebilirim. Bereket Salif doğuştan neşeli bir çocuktu da öykü boyunca özel bir şey yapmama gerek kalmadı! O da benim gibi neşeyi sığınacak, daha da ötesi insanı dirençli kılacak bir liman olarak görenlerdendi.

SENFONİ İHTİYACI
Bir yandan da içinden müziğin geçtiği bir öykü yazmak istiyordum. Özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik müzik çalışmalarına referans verebileceğim bir çalışma yapma arzusu hâkimdi bende. Son yıllarda Türkiye bu konuda çok yol katetmişti. Günışığı’nın Müren Beykan’ıyla bu konuda epey konuşmuştuk. Müren her zamanki özenli haliyle bana bir sürü materyal yolladı. Hemen hepsini gözden geçirdim ama kafam hâlâ karışıktı. Müziğe yetenekli çocuklardan oluşan bir orkestra fikri çok cezbediciydi ama bu yetmezdi... Yine de orkestra için acilen bir senfoniye ihtiyacım vardı.

Uluslararası piyanistimiz İris Şentürker’e bu noktada danıştım. Onun önerisiyle Haydn’ın 94 No’lu Senfonisi devreye girdi. Salif’in İstanbul’a, Türkçeye, yeni yaşamına ayak uydurmasının ön koşulu bu senfoni oldu. Salif, baterist babasından kaptığı müzik yeteneği ile bu senfoninin ilkokul çağındaki çocukların orkestrasının vazgeçilmezlerinden biri oluverdi. Bu arada, müziğin kendine özgü dili aracılığıyla bir sürü arkadaş edindi. Elbette müzik öğretmeni ile bu sayede tanıştı. O yaşında tanık olduğu şiddete müzik öğretmeninin şefkati ile göğüs gerebildi. Onların ilişkisini yazarken öğretmenlikten kalma alışkanlığımla eğitimin önemine biraz abanmış olabilirim. “Her şeyin başı eğitim” cümlesi, insanın yaşlandıkça anlamını keşfettiği bir cümle. Oysa hatırlıyorum lisedeyken, hatta 20’li yaşlarımda çok dalga geçerdim bu cümleyle. Meğer öyle değilmiş!

HABABAMIN MÜZİĞİ
Bu kitabı çok kültürlülüğün tavan yaptığı diyarlardan birinde, sadece Kadıköy’ün değil, İstanbul’un en kendine özgü yerlerinden biri olan Yeldeğirmeni’ndeki ofisimde yazdım. Hemen yanı başımdaki tarihi Osmangazi İlkokulu’nun ‘Hababam Sınıfı’ film müzikli teneffüs zilini her duyduğumda Salif ve arkadaşlarının bahçeye çıkıp koca çınar ağacının altında oyunlar oynadıklarını hayal ettim.

Öyküde mekan olarak hep böyle bir yer canlandı gözümde. Yeldeğirmeni’nin sokakları, evleri, insanları, esnafı... İstanbul’un, Salif ve arkadaşlarının böylesi bir mekana çok yakıştıklarını düşündüm. Eski ile gencin birlikteliğiydi bu ve öyküde çok işime yaradı.
Bir diğer yandan Salif, sürekli olarak babasının özlemi içersindeydi. Salif, babası Koca Reis’i bekleyedursun, ben de Salif’in umutlarının bir gün gerçeğe dönmesini istedim, can-ı gönülden. Annesiyle verdiği yaşam mücadelesini çok önemsedim. Bu arada zaman zaman kaybolmasına da izin verdim. Salif geçmişini ararken, onun şimdiki zamanda bulabileceği dostlar için köprüler kurdum öyküde. Belki biraz iltimas da geçtim; Salif’in o köprülere bir an önce ulaşmasını diledim. Salif’in öyküsü esnasında ülkesi Mali’de karışıklıklar sürüyordu. “Neden Mali?”sorusuna ise verecek net bir cevabım yoktu. Hâlâ yok. Sanırım bunda bir uçak yolculuğunda rastgeldiğim ve yaklaşık 4 saat boyunca Afrika’yı ve Afrikalılığı konuştuğum Gineli bir Afrikalının etkisi var. Bir petrol şirketinde çalışıyordu ve evinden hep uzaktaydı. Karısının ve kızının fotoğraflarını tek tek göstermişti bana. Bizim Koca Reis’i orada buldum işte.

ÇOKSESLİLİK İHTİYACI
Müziğe gelecek olursak... Öyküdeki Koca Reis tam bir müzik insanıydı. Oğluna ünlü Malili müzisyen Salif Keita’nın adını vermesi de tesadüf değildi. Salif’in arayışları devam ederken bol bol Keita’nın müziğini dinledim. Umarım bu satırları okuyan genç okurlar da onunla tanışır. Elbette Haydn’ın müziğiyle de... Ve asıl ihtiyacımız olanın çokseslilik olduğunu, insan olmanın en temel paydamız olduğunu hiç akıldan çıkarmaz.
Şimdilik adı “Sürpriz Müzik” olan bu kitabı da tıpkı “Uçan Salı” ya da “Acayip Bir Deniz Yolculuğu”ndaki gibi bir coşkuyla yazdım. Huban Korman’ın müthiş desenleriyle çok daha keyifli bir kitap olacağından da eminim.
Bu kitabı yazdığım sırada Berkin Elvan yaşam mücadelesi veriyordu. Bu kitabı ona ithaf etmek istedim. Dahası bize bir sürpriz yaparak iyileşeceğini umut etmiş, kitabı ona elden teslim etmeyi hayal etmiştim. Olmadı... Ancak inanıyorum ki çocuklarına daha çok sahip çıkan, onları hayalleriyle kucaklayacak bir ülkeye bir gün kavuşacağız. Er ya da geç.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam