VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Sürprizlerle dolu bir yazar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sürprizlerle dolu bir yazar

Çağdaş İrlanda edebiyatının önemli isimlerinden John Banville, başarısız ressam ve kleptoman Oliver’ın yasak ilişkisini umutsuzluk, hayal kırıklığı, insan naturasının, alışkanlıkların ve ahlakın ters yüz edildiği yoğun bir mizahla anlatıyor.

LEVENT TÜLEK


Yeni bir yıla girerken tüm klişeler birbirini takip eder. İyi dilekler, umutlar, yeni yılın bereketi falan derken eski yılın olumsuz yanlarından dem vurulur ve “tu kaka” yapılır. Ardımızda bıraktığımız yıl kanlı canlıymışçasına ona veryansın edilir. Yeni yıla bir sürü iyimser beklentiyle sarınılır. Biraz da çocukça bir heyecan ve coşkudur bu. Olumsuzlukları unutmaya, belleği yeni bir zamana ve olacaklara açmaktır biraz da bu heyecan. Fakat hepimizin artık iyiden iyiye hissettiği global bir gerilimin bu yeni yıla girerken herkesin üzerine sindiğine kuşku yok sanırım. Tam barış, umut, birlik, kardeşlik derken kötü bir haberle umutlarımızın sisli bir duman içinde kalmasını yine çocuksu bir şaşkınlıkla izledik. Ve her yeni yıl başlarken yaşadığımız klişeler tuzla buz oldu diyebilirim. Bu yazıyı yazdığım sıralarda o tuhaf karamsar sis henüz dağılmış değildi. Umarım siz bu satırları okurken yaşama, dünyaya ve insana dair tüm güzelliklere ait umut kıvılcımı çakılmış olur. Olacaktır da muhakkak. Çünkü umut etmek iyidir, umut insanın ekmeğidir.

Hayata sanat dopingi
Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan İrlandalı yazar John Banville’in “Mavi Gitar”ını okurken kafamda dolaşan binlerce düşünceden küçük bir kısmını anlatarak başladım yazıma. Açıkça okuyucu olmak, edebiyatsever olmak, kitapla aranızda geçen süreçte zamanın gerçekliğinden bir an kopartsa da sizi, yine de pencerelerinizden giren tuhaf sisli puslu memleket havası adeta kitapla kurduğunuz dünyaya yabancılaştırma efekti görevi görüyor deyim yerindeyse. Elimdeki vasat bir kitap olsaydı hiç şansı yoktu bu anlarda. Okuyucu konsantrasyonu ya da kitap lezzeti denen o mahrem anları yakalamamın olanağı yoktu gerçekten. Ancak “Mavi Gitar” tam tersine edebiyatın, resmin, müziğin, tiyatronun, sinemanın, topyekûn sanatın işte tam da bugünlerde ne kadar önemli olduğunu, yaşama gücümüze kattığı dopingin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anımsattı bana.

John Banville, Çağdaş İrlanda edebiyatının en önemli isimlerinden. Onu İrlanda’nın edebiyat tanrısı ve dünyanın 20. yüzyıla damgasını vurmuş en büyük yazarlarından James Joyce’la kıyaslayanlar da var, yine geçtiğimiz yüzyılın en önemli yazarlarından Vladimir Nabokov’la da. Ben kişisel olarak yazarların, sanatçıların dillerinin, tarzlarının birbirleriyle kıyaslanmasının faydasız ve beyhude olduğunu düşünenlerdenim. İrlanda edebiyatının kendine ait renkli bir dili ve kendine özgü bir mizahı olduğu malum. Kendi topraklarından beslendiği mitleri, masalları ve soğuk kış gecelerinde Irish Pub’larda sarhoşların birbirlerine anlattıkları acayip hikâyeleri ile çokça Flann O’Brien ve de Joyce, Wild, Shaw hatta Beckett’te benzeş mizaha, karakterlere ve hatta betimlemelerle rastlamaz mıyız? Aşklarının hoyratlığı, insanlarının diğer Kuzey ülkelerinden farklı olarak canlılığı ve sıcakkanlılığı, yağmurlu, sisli ve doğanın keskin renklerinin de etkisi ile sanatlarındaki çok renklilik İrlandalıları biraz farklılaştırıyor gibi sanki. İşte Banville’in “Mavi Gitar”ını okurken sıkça bu duyguya kapıldım diyebilirim.

Destansı kaybeden
Başarısız ressam ve kleptoman Oliver en yakın arkadaşının karısı Polly ile yasak bir ilişki yaşar ve her şey tersine, bir peri masalına döner. Umutsuzluk, hayal kırıklığı, insan naturasının, alışkanlıkların ve ahlakın ters yüz edildiği yoğun bir humor ama çokça da derin bir lezzetli dille su gibi okunan bir metin kaleme almış yazar. Su gibi okunan desem de katmanlı, düşle gerçeğin birbirine girdiği, süregiden yaşamın en ince detaylarına vurduğu hançerle paramparça edişiyle sizi sersemleten bir tarafı da var romanın.

“…Genç ve yaşlı diyoruz, geçmiş ve şimdi, yaşayanlar ve ölüler; sanki biz bu zamansal döngünün dışındaymışız gibi, bir Arşimet kaldıracı uyguluyoruz ona. Yaşayanlar, demiş bir filozof, ölülerin ender görülen bir türüdür; aynı şekilde, gençler de yaşlıların bir türü olmalı ve apayrı bir sınıfmış gibi ele alınmamalı, bize bu kadar tuhaf gelmeselerdi alınmazlardı da zaten…”
John Banville sürprizlerle dolu bir yazar. Öyküsünün her anını bir çocuk gibi şaşarak ve bir bilge gibi didik didik ederek deşiyor, betimliyor ve içini tuhaf bir çekici lezzetle dolduruyor. Anlattığı sıradan şeyleri öyle anlamlarla ve betimlemelerle süslüyor ki metinden uzaklaşmak bir yana her satırını kaçırmamak için pürdikkat kesiliyorsunuz. Ayrıca kitabın geneline yayılan bir renk kullanımı var. Tatlı tatlı renklerle, tonlarla ve peyzajla dolu her öykü sahnesinin betimlenmesi. Zaten ressam olan kahramanının dilinden her bir anı öyle ince ince resmediyor ki roman sanki bir sürü tablodan ibaretmiş ve onlara bir öykü yüklenmiş de bize anlatılıyormuş duygusuna kapılıveriyorsunuz.

“Mavi Gitar”ın anlattığı öykü sıradan bir adamın karısını aldatmasına ve bununla birlikte kendine, erkekliğe, kadınlığa, aşka, insan naturasına, aile ilişkilerine, küçük burjuva yaşamına ve inceden sınıfsal farklılıklara odaklanıyor. Ve bunu adeta kafası karışık ve bununla dalga geçen filozofik bir edayla anlatıyor. Kahramanın ağzından dinlediğimiz öykü, başarısız bir aşk macerası, fiyasko bir cinsel tutku ve felaket bir sanatsal kariyeri olan bir adamın öyküsünü deyim yerindeyse destansı bir şekilde anlatıyor. Yazarın bu kadar tartışılıp, konuşulup diğer büyük yazarlarla kıyaslanmasının nedeni de işte bu farklılığı.

“Mavi Gitar”, okuyucuya keyifli bir okuma vadediyor. Çevirmen Işıl Özbek Arslan ise bu okumanın lezzetine, kıvamına temiz çevirisi ile çokça katkıda bulunmuş. Yeni yılın başında okuduğum ilk kitap olan “Mavi Gitar”, yazımın başında da belirttiğim gibi edebiyatın ve sanatın giderek zorlaşan yaşama, umut etme ve mutlu olma gücümüze olan katkısının ne denli önemli olduğunu bir kez daha duyumsattı diyebilirim. Kendi adıma ilginç bir tesadüf de yaşadım kitapla ilgili. Yakın zamanda yaşama veda eden ressam Adnan Turani’nin “Gitar Çalanlar” tablosunu kendime yeni yıl hediyesi olarak almıştım ve resmin inceliği, renk kullanımı ve derinliği beni çok etkilemişken hemen ardından içeriğinde resim sanatından çokça alıntılar yapan “Mavi Gitar” kitabının elime geçmesi bana yeni yılın ikinci hediyesi gibi oldu adeta.

Edebiyatla, sanatla, umutla ve en çok da barışla dolu bir yıl dileğiyle iyi okumalar…

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163