VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Ocak 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Tadımlık portreler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tadımlık portreler

“Kuş Eppeği” yeni, farklı, zaman zaman sivri dilli bir insan gibi. Tanımak isteyenler için de oldukça ilginç biri… Ama diğer taraftan da yazar için oldukça riskli bir seçim. Kaldı ki Levent Cantek de bu riski göze almış gibi görünüyor ve pek tercih edilmeyen bir yolda ilerliyor.

Canan Hatipoğlu

Belli bir bilgi ve kültür birikimine sahip olduğunu düşünen çoğu insan, meşhur olmak ve entelektüellik arasında bir bağ kurmaktan genelde imtina eder. Sanki meşhur olanı sevmek ölümcül bir günahmış gibi! Çoğunlukla ikisi arasında negatif korelasyon var gibi görünüyor olmasının da etkisi var tabii... Çünkü herkes beş dakikalığına ünlü olabilir ve bunun için herhangi bir sanat dalında eser vermiş olması gerekmez. Ama ne denirse densin, kültür-sanat işlerinde bazıları daha popüler ve bu kimsenin ortaya koyduğu verimi kötüleştirmiyor. Kaldı ki aşina yüzleri görmek güzeldir.

Nitekim Levent Cantek’in yeni kitabı “Kuş Eppeği” de gücünü biraz da bu noktadan alıyor. İsimlere şöyle bir baktığınızda tanımadığınız çok az isim karşınıza çıkıyor. Ama aşinalık iyi bir şeydir esasen, yuva hissi yaratır. Bir şekilde temas ettiğiniz, anlam yüklediğiniz isimleri Levent Cantek’in gözünden görüyorsunuz kitapta. Yazarlar, şairler, oyuncular, gazeteciler… Kitabın isminin “Kuş Eppeği” olmasının bir hikmeti var hâliyle. Yazılar hakikaten kuş yemeği kadar. Kısacık… Cantek, seçtiği isimleri bazen sivri dilli bazen sevgi dolu anlatırken, insan ister istemez o isimlere yüklediği anlamları düşünüyor. Dolayısıyla bazen kızıyor bazen hak veriyorsunuz. Yüklenen anlamlar hem okur hem de yazar için çok kişisel. Diğer taraftan kendini çok da ciddiye almayan bir metin “Kuş Eppeği”…

Yoruma açık
Önce kendisiyle, daha sonra okuyucunun algısıyla dalgasını da geçiyor. Bir yanıyla kimseyi fazla abartmaya gerek olmadığını gösteriyor. Önsözde kedilerin kuyruklarını gagaladıkları için Ankaralı olduklarından emin olduğu saksağanları sevdiğini öğrendiğimiz yazar, daha en baştan kendini yalancı ve hırsız ilan ederek işe başlıyor. Tabii ki bu beyanatı diğer türlü okumak da mümkün. Yazarın, metnini koruma altına almak için aynı ironi çemberine kendini de dâhil edebileceği de akıllara gelmiyor değil. Ama kitap, yorum kavramı üzerine okuru kesinlikle düşündürüyor. Okurun “Kuş Eppeği”ne dair görüşü ne olursa olsun “yorum yapma” eylemi üzerinde düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Evet, edebi metinlerin tamamı bir yorum taşır. Ama zaten uzun süredir bildiğiniz ve düşüncelerinizin zaman içerisine yayıldığı portreleri, başka ya da benzer bir açıdan yorumlayan Cantek, okurun aklını yorum kavramına götürüveriyor.
Aslında nasıl okunursa okunsun, pek çok açıdan kendini garantiye almıyor “Kuş Eppeği” çünkü okurun ya seveceği ya da nefret edeceği bir metin… Duygusal ilişki kurmaya çok açık ve bunu herkesin sevebileceği şekilde yapmıyor. Çünkü kitabın arkasına aldığı isimler fazlasıyla bilindik… Mesela Münir Özkul’a dair herkesin aklında mutlaka bir şeyler vardır. Belki özel olarak üzerine düşünülmemiştir ama diğer taraftan da herkesin hayatına bir şekilde değmiştir; en kötü, çocukluğunuzda yeri vardır. Nihayetinde her yeni metin, yeni bir insanı tanımak gibi… Ve yeni biri, zaten uzun süredir görüşünüzün olduğu bir konuda yeni bir bakış açısı getiriyorsa bunu sevebilirsiniz ya da tamamen yabancı bir şeymiş gibi reddedebilirsiniz.

Kitapta Muazzez Abacı’dan Ayhan Işık’a, Oğuz Atay’dan Reşat Nuri Güntekin’e kadar pek çok ismin portresi yer alıyor ve Deniz Karagül’ün çizimleriyle şekilleniyor.

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157