VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Tadına doyulmaz bir yalnızlık içinde yaşıyorum
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tadına doyulmaz bir yalnızlık içinde yaşıyorum

Bu ay, 1879 - 1955 yılları arasında yaşayan Yahudi asıllı Alman fizikçi Albert Einstein’ın iki kitabı birden yayılandı. İlki, “Son Yıllarım” adını taşıyor ve büyük dehanın bilimsel çalışmalarıyla sosyal ve politik yaklaşımlarını içeriyor. “Albert Einstein ve Mileva Maric Aşk Mektupları” ise adından da anlaşılacağı üzere çiftin karşılıklı mektuplarını içeriyor.

ÖZLEM AKALAN

Ne kadar okusam, araştırsam, anlamaya çalışsam da bir türlü aklımın kesmediği konular var. Mesela lisede tam dört sene kimya eğitimi aldım. Her sınavda en az üç soru mol hesapları üzerine olurdu. İnsan bir kez olsun doğru hesaplayamaz mı? Mümkün değil! Neyle neyi, niçin topladığımı, çarptığımı, amacımın ne olduğunu hatta baş belası molün ne olduğunu bile hiç mi hiç anlamadım. Aynı şey kişisel gelişim kitapları için de geçerli: Son derece basit kelimeler art arda sıralanıyor, hepsini anlıyorum ama o kelimeler bir araya gelince benim zihnimde cümle oluşturmuyor hatta hiçbir şey ifade etmiyor. En zayıf noktam ise, açık ara ile görelilik ve kuantum teorileri. Ve elbette kader, 2014’te de ağlarını benim için ördü ve iki eşsiz Einstein kitabıyla yeni yılı açtım!


İlk kitap, Kırmızı Kedi Bilim Dizisi’nden çıkan “Son Yıllarım”. Kitabın adı ve “Einstein’ın Kendi Sözleriyle Bir Bilim İnsanı, Filozof ve İnsan Olarak Portresi” alt başlığı, sanırım içeriği yeterince anlatıyor. Albert Einstein’ın 1934-1950 yılları arasındaki yazılarının derlendiği “Son Yıllarım”, aslında bir devam kitabı niteliğinde. Nobelli fizikçi 1922-1934 yılları arasındaki yazılarını da “Benim Gözümden Dünya” (Alfa Yayınları - 2012) kitabında bir araya getirmiş.
İki Dünya Savaşı’nı da görmüş, hatta ABD’nin Almanlardan önce atom bombası üretebilmesi için girişimlerde bulunmuş dâhinin “son yıllarını” okurken, 70 yaşını birkaç yıl önce geride bırakmış bir Alman hanımla tanıştım. Birinci Dünya Savaşı’nı da gören ninesinin, anneanne ve annesinin hayat hikâyelerini anlattı uzun uzun. Ülkedeki tüm erkekler cepheye gitmiş, en varlıkların bile serveti bir-iki yıl içinde tükenmiş, kıtlık baş göstermiş. İkinci Dünya Savaşı’nda ise tüm bunlara ek olarak bir de Hitler kâbusu! Alman hanım, çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıklarını anlatırken annesiyle evdeki diğer kadınların savaşta aldığı ruhsal yaralardan dem vuruyor, onun da hayatını etkileyen bazı kararlarına ne denli kızsa da ister istemez “Onlar savaşta çok zor günler geçirmişler” diyordu. Görelilik teorisi, kuantum teorisi dururken neden konuyu savaşlara getirdiğimi merak ediyorsunuzdur eminim. Nedeni basit; her iki dünya savaşını gören, yaşı yüzü geçkin, kaç kişi kalmıştır acaba dünya üzerinde? İşte “Son Yıllarım”, bu iki savaşı da gören, atom bombasının yapımında ve ABD’nin kullanmasında etkili olan Einstein’ın daha iyi bir dünya üzerine, bir kısmı ütopik, yaklaşımlarını içeriyor. Einstein’ın fizik ya da matematik kuramları üzerine yazılmış pek çok kitap bulmak mümkün. Felsefesini, siyasi ve insani yanlarını kendi kaleminden okumanınsa çok daha özel olduğunu düşünüyorum.


“Fikirler ve inançlar”, “Bilim”, “Bilim ve yaşam” gibi bölümlere ayrılmış kitapta Einstein, Yahudilere, Kepler, Newton gibi önemli kişilere ayrıca değinmiş. “Neden sosyalizm”, “Zenci sorunu” gibi başlıklarla siyasi yaklaşımını gözler önüne seren büyük deha, elbette “Görelilik teorisi”, “E = mc2”, “Kuantum teorisi ve fiziğin temelleri” gibi başlıklardan okurlarını mahrum etmemiş. Einstein “Kendi portrem” adını verdiği kısa sunuşta; “Acı ve tatlı dışarıdan, zorluk ise içeriden, insanın kendi çabasından kaynaklanır” diyor ve devam ediyor: “Genellikle kendi doğamın benden yapmamı istediği şeyi yaparım. Bunun için böylesine sevgi ve saygıyı hak etmek mahcup edici bir duygu. Nefret oklarının da hedefi oldum; ancak bu oklar hiçbir zaman bana isabet etmedi, çünkü bu oklar ne şekilde olursa olsun hiçbir bağlantımın olmadığı başka bir dünyaya aitti. Gençken ıstırap veren, ama olgunluk yıllarında tadına doyulmaz bir yalnızlık içinde yaşıyorum.”
Kendisini bu denli öz anlatabilen Einstein, fikirlerini de son derece net ve sade aktarıyor. Şahsen, en çok atom bombası hakkındaki fikirlerini merak ediyordum bu nedenle alıntıları o bölümlerden seçtim. Yine de siz kitapta sosyal, bilimsel, siyasal ve insani pek çok önerme bulabileceksiniz.

Einstein’dan Maric’e
Zürih, 16 Şubat 1898

Size yazma arzum, uzun zamandır mektubunuzu yanıtlayamadığım için hissettiğim ve eleştiren bakışlarınızdan kaçınmama neden olan suçluluğunu sonunda yendi. Fakat simdi, bana kızmakta haklı olsanız da çürük bahaneler arkasına sığınarak daha büyük suç islemediğim ve dosdoğru bağışlanmak ve en kısa zamanda bir cevap istediğim için biraz olsun hakkımı vermelisiniz. Öğrenime devam etmek için buraya dönmek istemeniz beni mutlu etti. Çabuk gelin; kararınızdan pişman olmayacağınızı biliyorum. En önemli çalışmalarımıza en kısa zamanda yetişebileceğinizden eminim...
Kısa ya da uzun süreliğine Bächtolds’da yeniden oda bulmada sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Zaten henüz kiraya vermedikleri bir odaları olduğu kesin. Ve tabii ki Zürihli bir cahilin simdi işgal ettiği eski güzel odanızdan vazgeçmek zorunda kalacaksınız... Bu da size müstahak, sizi küçük kaçak sizi!
Artık kitaplara dönme zamanı. En iyi dileklerimle...


Einstein’dan mektuplar

Dünyanın en önemli fizik kanunlarını geliştiren, adını herkesin bildiği ve dehası asla tartışılmayan bir bilim insanının biz sıradan ölümlüler gibi aşk mektupları yazması heyecan verici. Hele bir de mektuplaştığı kişi kendisi gibi bir fizik öğrencisi olunca mektuplar bambaşka bir anlam kazanıyor. Sınıfının tek kız öğrencisi Sırp asıllı Mileva Maric, Einstein’dan üç yaş büyüktür. Tarih sayfalarında onun hakkında fazla bir şey bulunmadığı gibi fazla mektup da kalmamıştır Mileva’dan geriye. Kitapta yer alan toplam 54 mektuptan sadece 11’ini yazmıştır Mileva. Mektupların ilki 1897 yılına aittir; Einstein henüz 18 yaşındadır. 1903 yılına, yani evlendikleri tarihe kadar devam eder mektuplaşmaları.
1905 Einstein’ın art arda yayınlanan makaleleriyle bilim dünyasında parladığı yıldır. İşte bu mektuplarda genç fizik öğrencisinin Einstein olma yolundaki adımlarına da tanık oluyoruz. Kitabın önsözünde de yazdığı üzere, “İlişkileri gelişip derinleştikçe Einstein, iç dünyasında olup biten pek çok seyi onun için hissettiklerini, kendini ve ailesini, çevresinde gördüğü hayatı ve onunla geçirmek istediği hayatı Maric’e daha açık ve özgür bir biçimde yazar”. Üstelik Mileva’dan bahsederken “Bana eşit biri, benim kadar güçlü ve bağımsız!” der Einstein. Ne var ki hayal ettikleri hayat, 10 yıl kadar sürer, sonrasında ise sancılı bir boşanma süreci gelir.
Çünkü Einstein ve Mileva, doğan gayrimeşru çocuklarını evlatlık vermelerinin ardından evlenirler, iki çocukları olur. O dönemde bağımsızlığı, özgüveni ve bilim aşkıyla çağının çok ötesinde bir kadın olan Mileva’nın Einstein’ın gölgesinde kalmayı tercih etmesi ise okuyanda burukluk yaratıyor. On üçüncü mektuba kadar birbirlerine siz diye hitap eden Einstein ve Mileva’nın bu özel mektupları, büyük dehanın gizli kalan dünyasını gözler önüne seriyor.



Son YıllarımSon Yıllarım

Albert Einstein

Detay için tıklayın

Paylaş