VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ocak 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Tahripkar ve heyecan verici
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tahripkar ve heyecan verici

“21’inci Yüzyılda Kapital”, sadece iktisat dünyasının değil çok satanlar listelerinin ilgisini çekti. Marks’ın “Kapital”ine selam çakan ve gelir dağılımı eşitsizliğini yorumlayan “21’inci Yüzyılda Kapital”i ekonomi yazarı ve uzmanı Ali Ağaoğlu ile ve Fortune Dergisi finans editörü Kenan Şanlı değerlendirdi.


Fransız ekonomist Thomas Piketty, yazdığı “21’inci Yüzyılda Kapital” adlı 685 sayfalık eseriyle başta iktisat dünyası olmak üzere tüm dünyanın ilgi odağı haline geldi. Küresel gelir eşitsizliği üzerine hem zaman hem de coğrafya içerisinde karşılaştırmalı bir yöntemin kullanıldığı son derece kapsamlı ve titiz çalışmaya dayalı bir veri seti üreten eser, Thomas Piketty’ninsözleriyle; “Bir ekonomi kitabı olduğu kadar, bir tarih kitabı” da olma özelliğini taşıyor. Ünlü Ekonomist Paul Krugman 2014 yılında New York Times’te yazdığı bir makalede, Piketty’nin kitabı için, “Yılın hatta belki de önümüzdeki 10 yılın en önemli kitabı olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz” demişti.

Eşitsizlik konusunda son dönemin en önemli düşünürü olarak görülen, geçtiğimiz günlerde “Kimin daha onurlu olduğuna karar vermek devletin işi değil” diyerek kendi ülkesi Fransa’nın en büyük devlet ödülü olan Legiond’honneur’ü reddeden Piketty;gelir ve sermaye paylaşımının 18’inci yüzyıldan bu yana geçirdiği evrimi, başta kayıtların daha güçlü olduğu Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin yanı sıra tüm dünyadaki vergi kayıtları gibi bir veritabanına dayanarak gözler önüne seriyor.
“Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” bu veriler ışığında ikiz yüz yılı aşkın süredir var olan gelir ve zenginlik dağılımındaki eğilimlerin sorunlu bir şekilde geliştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.“Emek ve sermaye arasındaki milli gelir paylaşımının uzun vadede oldukça istikrarlı seyrettiği” tezini bir anlamda bu verilerle boşa çıkaran Piketty, savaşlar ve büyük krizler gibi yıkım dönemlerinin dışındaki dönemlerde gelir eşitsizliğinin tetiklendiğini verilerle gösteriyor.

Zenginliğin paylaşımının tarihinin son derece politik bir tarih olduğuna dikkat çeken Piketty şunları söylüyor:“1900-1910 ve 1950-1960 dönemleri arasında gelişmiş ülkelerde eşitsizlikte gözlemlenen azalma her şeyden öncesavaşların ve bu şokların ertesinde devreye giren kamu politikalarının eseridir. Aynı şekilde 1970-1980 yıllarından bu yana eşitsizliklerin yeniden artması da bu son dönemde, özellikle vergi politikalarındaki ve finansal politikalardaki ani değişikliklerle fazlasıyla alakalıdır.”

BÜYÜME HIZI DÜŞÜŞÜ

YinePiketty’nin tespitlerine göre, kâr oranlarının büyüme hızından yüksek olduğu dönemler eşitsizliğin derinleştiği; tersi olan dönemler ise eşitsizliğin azaldığı yıllar olarak göze çarpıyor. Bu durumu Piketty’nin cümleleriyle söylersek; “Sermayenin getiri oranı büyüme oranını belirgin bir biçimde geçiyorsa -19’uncu yüzyıla kadar tarihte hemen her zaman böyle olmuştur ve 21’inci yüzyılda da büyük ihtimalle bu duruma geri dönülecektir- geçmişten gelen servet, otomatik olarak üretim ve gelirdeki artış ritminden çok daha hızlı bir biçimde büyümektedir. Miras yoluyla servet edinmiş kişiler sermayelerinden elde ettikleri gelirin yalnızca bir bölümünü saklayarak sermayelerinin ekonomiden daha hızlı büyümesini sağlayabilirler. Bu koşullarda, miras yoluyla elde edilmiş servet, yaşam süresince çalışarak elde edilen servetten daha baskın hale gelir ve sermayedeki yoğunlaşma da aşırı yüksek bir seviyeye, modern demokratik toplumlarımızın temellerini oluşturan sosyal adalet prensipleriyle uyuşmayacak bir seviyeye ulaşır.”

Piketty, tüm dünyanın ilgisini çeken “tahrikkâr” bir isimle yayınladığı kitabıyla, Karl Marx’ın 19’uncu yüzyılda kaleme aldığı “Kapital”ine iz düşerek bir anlamda klasik politik iktisat okulunu 21’inci yüzyıla taşıyor. Bu yaklaşım sadece basit bir sözcük oyunuyla sınırlı değil. Birçok iktisatçı Piketty’nin gelir dağılımı dinamikleri üzerine geliştirdiği kuramsal çerçevenin aslında klasik ekonomi-politik okulunun geliştirdiği savlara dayandığını vurguluyor. Tabii önemli bir farklılık Pikettyeşitsizlik sorununa Marx’taki sınıf kavgası yerine, ‘gelir payları’ gibi ‘sistem içinden’ ana akım iktisadının genel kabul gören kavramları ile yaklaşıyor.

Marx kapitalizmin iç çelişkilerinin sonunu hazırlayacağını savunurken, Piketty kapitalizm içinde çarelerin tükenmeyeceğine inanıyor ve sınırlı vergi düzenlemeleri önermekle yetiniyor. Başka bir ifadeyle Piketty, 21’inci yüzyılda yeniden kurgulanacak bir vergi sistemiyle sermayenin dizginlenebileceğini ve daha “hakkaniyetli” bir kapitalizmin yaratılabileceği umudunu taşıyor.

KAMU YARARI İLKESİ

Bireysel servete uygulanacak artan oranlı sermaye vergisinin, özel mülkiyet ve rekabet koşullarından da ödün vermeden, kapitalizmin kamu yararı adına kontrol altına alınmasını sağlayacağını ileri süren Piketty, “Verginin asıl rolü sosyal devleti finanse etmek değil, kapitalizmi düzenleme altına almaktır. Amacı bir yandan eşitsizlikteki sonsuz artışı ve servetteki sınır tanımayan ıraksama kuvvetini durdurmak, diğer yandan finansal piyasalar ve bankacılık sektöründeki krizleri önleyecek bir düzenleme getirmektir” diyor. Sermayeden küresel vergi almanın bir ütopya olduğunun da altını çizen Piketty de “dünyadaki tüm ülkelerin böyle bir vergi konusunda mutabakata varacağını, dünyadaki tüm servetlere uygulanacak bir vergi tarifesi oluşturulacağını ve sonra da elde edilen gelirlerin ülkeler arasında bölüşülebileceğini hayal etmek zor” diyor.

Ancak bunun bir ütopya olmaktan çıkmasınınyolunun demokratikleşme ve finansal şeffaflaşmadan geçeceğini belirten Piketty, aksi halde yani özel mülkiyete dayanan bir piyasa ekonomisi dinamiklerinin kendi haline bırakılması durumunda gelir dağılımındaki eşitsizliğin, demokratik toplumlara ve bu toplumların sosyal adalet değerlerine karşı potansiyel bir tehdit oluşturacak boyuta ulaşacağı kaygısını taşıyor.

On beş yıllık (1998-2013) bir araştırmanın ürünü olan “21’inci Yüzyılda Kapital”, ekonomi terminolojisine yabancı olan okurlar tarafından da okunabilecek bir dille yazılmış olması nedeniyle her kesimden ilgi görüyor.
2013 yılında Fransızca yazılan eser, 2014 yılında İngilizce’ye çevrilince bir ekonomi kitabı olmasına rağmen en çok satılan kitaplar arasında yerini almayı başardı. Hande Koçak’ın çevirisiyle Türkçeye kazandırılan eser, geçen yılın son aylarında İş Bankası Kültür Yayınları arasında yerini aldı.

Paylaş