VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Taht Oyunları’nda bir ömürlük hikaye bir güne sığıyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Taht Oyunları’nda bir ömürlük hikaye bir güne sığıyor

George R. R. Martin’in ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ serisi, ortaçağ döneminden aldığı ilhamı fantezi edebiyat klasiklerinden farklı bir noktaya taşıyor. Bunu yaparken de hikâyeyi insani ilişkiler üzerine kuruyor.

SELİN ÖZAVCI

Yıl 1445... Yer İngiltere... Lancaster ve Yorklar krallık için savaşıyorlar. 30 yıl süren savaşların sonunda Henry Tudor, Yorklu 3. Richard’ı yeniyor ve İngiltere kralı oluyor. Bu sayede Tudor Ailesi, 100 yıldan fazla bir süre adayı yönetiyor.
Avrupa tarihi için önemli bir dönem olsa da tarih meraklıları haricinde kaçımız, bu dönemi anlatan bir romanı heyecan içinde okuruz? Fakat bu tarihsel dönemi çağdaş bir Amerikalı yazar, fantezi edebiyatından seçtiği detaylarla ele alıp hikâyeye insansı hatalar, erdemler ve ilişkileri de ekleyince işler değişiyor! Üstelik ortaya çıkan sonuç, fantezi edebiyata ihtiyacı olan yeniliği getirmeyi başaran en önemli kitap serilerinden biri oluyor.
İşte George R. R. Martin’in, ilk kitabı “Taht Oyunları”nı 1996 yılında yayınladığı “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisi, fantezi edebiyatına birçok noktada farklılıklar getirmeyi böyle başarıyor. Seride “Taht Oyunları”ndan sonra “Kralların Çarpışması”, “Kılıçların Fırtınası”, “Kargaların Ziyafeti” ve Türkçesi henüz yayınlanmamış olan “Ejderhalarla Dans” yer alıyor. Ayrıca “Kış Rüzgarları” ve “Bahar Rüyası” isimli iki kitap daha yayımlanmayı bekliyor.
Ortaçağa benzer bir toplumsal ve sosyal yapıya sahip seride vuku bulan olayların, temel aldığı ortaçağ dönemi ile birebir benzer şekilde ilerlemesini beklemek çok yanlış olacak. Zira hikaye tamamen yazarın kendi hayal gücüyle tasarladığı bir ortamda geçiyor. Martin dünyasını hazırlarken, bizim kendi tarihimizin ortaçağ hikayecilerinin yaptığını uygulamış. Yani klasik ortaçağ hikayelerinde dinlediğimiz Kral Arthur, Robin Hood ve ejderhaların gerçek tarihte yeri olmaması gibi Martin’in ortaçağ dünyası da, bizim dünyamızda olan olaylardan pek etkilenmeyip kendi kahramanlarını yaratmış.
Martin’in serisinde karakterler neredeyse günlük olarak bir ortaçağ insanının bütün ömrüne sığdırabileceği kadar olay yaşamayı başarıyorlar! Tabii ki bu Martin’in bir yazar olarak en büyük başarısı... Gerçek dünyadan aldığı feyzi muhteşem bir hayal gücüyle birleştirmesi ve ortaya Tolkien dünyasından çok bizim dünyamıza benzeyen ama aynı zamanda çok daha hareketli ve tabii ki çok daha sert bir ortam çıkarması bizi seriye bağlayan en önemli nedenlerden biri.

FEMİNİSTLER TEPKİLİ

Laf Tolkien’den açılmışken bir karşılaştırma yapmak yanlış olmaz herhalde... Bu seri Tolkien’in yarattığı ve kendinden sonra büyük bir arşive ön ayak olan fantezi dünyasından çok farklı. Tolkien’in dünyasının Elfleri, Goblinler, Orkları ve diğer benzer yaratıkları Martin’in dünyasında yer almıyor. Bunun yerine insan ilişkileri üzerinden kurulmuş bir yapıt var karşımızda. Tolkien’in karakterlerinin iyi veya kötü olduğunu anlamak için kısa bir süre yeterli olurken; Martin’in dünyasındaki karakterlerin iyi veya kötü olduklarını ilk bakışta söylemek gerçekten zor. İnsani sorunlarla uğraşırken kötü kararlar veren; başkalarına isteyerek veya istemeden zarar veren bu karakterler sayesinde seri, içinde insandan farklı ırklar olmadan hikayeyi doldurmayı başarıyor. Bu da Martin’i, Tolkien’in egemenliğine karşı yapılan en önemli başkaldırmalardan birinin ana aktörü haline getiriyor. Eğer klasik fantezi romanlarının havasından sıkıldıysanız, tüm bu özellikleriyle ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ serisi sizi bir anda içine çekmeyi başaracak.
Seriye yapılan sıkı eleştiriler de yok değil elbette... Özellikle, seriden uyarlanan televizyon dizisinin yayınlanmasından sonra kitaplara da birçok eleştiri geldi. Bunlardan belki de en kayda değer olanı feministler tarafından dile getirilenler.
Bu anlamda kitabın seksist ve neredeyse ırkçı olduğunu söyleyen birçok eleştirmen oldu. Tabii ki aynı zamanda bunlara karşı kitabı savunanlar da sayıca fazla... Biz ikinci kısıma daha yakın duruyoruz. Tabii ki kitabın içinde kadınların başından geçen olayların sert, vahşi ve acımasız olduğunu kabul etmek gerekiyor ama kendi
dünyamızda da kadınların başına gelen şeylerin bunlardan aşağa kalır yanı olmadığına göre belki de Martin’i acımasız dürüstlüğünden dolayı övmemiz gerekiyor. Zira kitabın kadın karakterleri bütün bu vahşetin ve karışıklığın içinde insan olmaya çalışan, hırsları, arzuları ve kendi kararları bulunan ayağı yere basan karakterler.
Seriye geri dönelim... Hikaye iki kıtada geçen toplamda 3 farklı hikayenin birleşmesinden oluşuyor. Bu hikayelerden biri Westeros kıtasındaki krallık çekişmelerini, ikincisi bu kıtadan kaçan eski kralın kızının geri dönme çabalarını, üçüncüsü ise Westeros’un kuzeyinde bulunan devasa buz duvarın arkasından gelen doğaüstü yaratıklar olan Ötekiler’in yükselen tehlikesini konu ediyor. Seri, bu 3 hikayenin girişleriyle başladıktan sonra karakterler arasında geçişler ve onları tanımamız ile devam ediyor. Bu noktada Martin’in gerçekçilik diye tanımlayabileceğimiz tasvirleri ve karakter yapıları ortaya çıkıyor. Klasik bir fantezi edebiyatında büyülerin ve mistik olayların yerini kitapta insan ilişkilerinin aldığını kısa sürede anlıyoruz. Daha sonra hikaye bir taraftan taht kavgalarının kızışmasına diğer taraftan tehlikenin yaklaştığına dair belirtilerin ortaya çıkmasına doğru evriliyor. Bu sırada dünya hakkında bilgimiz artıyor. Zira Martin hikayenin ana temasının şimdiki zaman olan olaylarla sınırlı kalmaması ve yarattığı dünyanın binlerce yıllık tarihinin hikayenin ana temalarından biri olmasını sağlıyor. Tarihsel olaylar bazen dialoglar bazen de hikayeler şeklinde karşımıza geliyor.

KİM İYİ KİM KÖTÜ?

Her ne kadar Martin’in dünyası büyünün ve büyülü yaratıkların olmadığı bir dünya olarak anlatılsa da ilk kitaptan itibaren tarihsel olarak bunun hep böyle olmadığına dair detaylar karşımıza geliyor ve seri ilerledikçe de bu ufak detayların ne kadar önemli olduğunu anlamaya başlıyoruz. Martin’in yarattığı dünyanın gerçeklik dengesi, büyünün ve büyülü olayların ortaya çıkmasıyla biraz kaysa da yazar gene de olayların insanların ilişkileri arasında kalmasını sağlayarak serinin konumunu sağlamlaştırmayı başarıyor.
George R. R. Martin’in ortaya çıkardığı bu serinin fantezi edebiyatı için ne kadar önemli olduğunu anlamak için hem bu seriye hem de bu türün klasiklerine hakim olmak gerekiyor. Serinin klasiklerini beceremediği bir çok şey Martin için bu kitapların ana hedefi haline gelmiş. Örneğin tarihsel olayların hikayenin geçtiği zamana bu kadar etki etmesi bizim ancak kendi dünyamızdaki tarihte kullandığımız bir metotken Martin bunu kitabında çok başarılı bir şekilde uyguluyor. Diğer taraftan karakterlerin derinlikleri tartışmasından ziyade esas olayın karakterlerini iyi veya kötü olarak adlandırmadaki zorluk kitabın muhteşem bir özelliği olarak ortaya çıkıyor.
Günün sonunda Martin’in yazdığı Buzun ve Ateşin Şarkısı serisi belki de “Zaman Çarkı” serisinden (Bir başka çağdaş yazar Robert Jordan’ın 15 kitaplık serisi) sonra yazılan en önemli fantezi edebiyatı eseri olmayı başarıyor.
Birçok yönden ise o serinin olmadığı şeyleri kendi bünyesinden barındırmayı başararak fantezi edebiyatın yenilenmesine ön ayak oluyor.

Muhteşem bir prodüksiyon!

George R. R. Martin’in kitap serisi kendi başına çok önemli bir eser olsa da dünya çapında ciddi bir kitleye ulaşmasının arkasında HBO’nun muhteşem dizi projesi yatıyor. Martin’in yardımcılığında ortaya çıkan “Game Of Thrones” adlı dizi, kitap serisine sadık kalmayı başaran ve belki de daha önemlisi bu kadar geniş kapsamlı bir eseri televizyon diline aktarmayı beceren bir yapım. Serinin ilk sezonu, kitap serisinin ilk kitabıyla başlıyor. Kitaba sadık bir şekilde bize hikayenin karakterlerini ve hikayenin ana örgüsünü anlatmakla başlayan dizi daha sonra olayların içine dalıyor. Tabii ki serinin kitapla birebir aynı kalmasını beklemek hata olacaktır. Bazen kitapta ufak bir detay olan olay, dizide ana hikaye haline gelirken; bazen kitaptaki büyük bir hikayede dizide dakikalar içinde geçiyor. Dizinin en önemli özelliği seks ve vahşet sahneleri... Kitaptaki sert hikayeleri ve kareleri diziye taşımak ancak HBO’nun yapımcılarının başarabileceği bir şeydi ve bunu hakkıyla başardıklarını söylemek yanlış olmaz. Serinin ikinci sezonu ‘Kralların Çarpışması’, 3. sezon ise ‘Kılıçların Fırtınası’nın ilk yarısını hikaye ediyor.

Edebiyat serisinden eğlence dünyasına

George R.R. Martin’in “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisi; fantezi edebiyat tutkunlarına hitap ederken, popüler kültüre yansımaları sayesinde seri çok daha geniş bir kitleye ulaşmayı da başardı. Kitap serisi ve televizyon dizisinin başarısına paralel olarak gelişen yan unsurlardan ilk bahsedilmesi gereken, serinin ilk kitabı olan “Taht Oyunları”nın çizgi romanı. Daniel Abraham’ın yazıp Tommy Patterson’ın çizdiği “A Game of Thrones” çizgi serisi, 2011 yılı Eylül ayından bu yana Dynamite Entertainment tarafından aylık periyotta yayınlanıyor. Serinin, fantezi edebiyat tutkunları için sağladığı diğer bir yan ürün de, masaüstü oyunu. Christian T. Petersen tarafından tasarlanan bu strateji oyunu, 2003 yılında yayınlandı. Ancak televizyon dizisinin yakaladığı başarı sayesinde 2011 yılında oyunun ikinci versiyonu piyasaya sürüldü. Seri bunların yanı sıra FRP seti, kart oyunu ve oyun konsolları için tasarlanan oyunlar gibi birçok yan ürünle fantezi edebiyat tutkunlarının heyecanını canlı tutmaya devam ediyor.

Künye: Kargaların Ziyafeti
George R. R Martin
Çev: Sibel Alaş
Epsilon Yayınevi
22 TL

Paylaş

Türkçem benim ses bayrağım Türk edebiyatının en önemli izleklerindendir harf devrimi ile bu toprakların büyük bir travma yaşadığı ve geçimişiyle bağının koptuğu tezi. İlk bakışta insanı etkileyen bu düşünce, siyasi zeminde de gündeme geldi.

Devam
14 Ekim 2014 Yıl : 11
Sayı : 128