VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ocak 2009 Salı | Anasayfa > Haberler > Talât Paşa’nın defteri ne söylüyor?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Talât Paşa’nın defteri ne söylüyor?

Tarihçi Hakan Erdem, Murat Bardakçı'nın gün ışığına çıkardığı, Talât Paşa'nın “Evrak-ı Metrûkesini VATANKİTAP Okurları için yorumladı

HAKAN ERDEM


Talât Paşa’nın “Kara kaplı defter”i nihayet yayınlandı. Her kitap gibi bunun da bir yayınlanış öyküsü var. Murat Bardakçı, Talât Paşa evrakının Ermeni Tehciri’ne ilişkin bazı bölümlerini 24-27 Nisan 2005 ve 23-26 Nisan 2006 tarihlerinde, iki ayrı dalga halinde Hürriyet gazetesinde yayımlamıştı. Kitap bu anlamda aslında çok şanslı oldu çünkü pek az kitaba nasip olacak bir şekilde, henüz yayınlanmadan önce, geniş bir şekilde konuşuldu, tepkiler aldı ve kamuda tartışmalar yarattı.
Kitabın en can alıcı kısmını oluşturan ilk iki bölümü Osmanlı Dâhiliye Nezareti bünyesindeki Aşair ve Muhacirin Müdiriyet-i Umumiyesi’nin, yani tüm imparatorlukta mülteci ve göçmen işleriyle uğraşan idarenin kayıtları kullanılarak Talât Paşa için hazırlanmış olan “Kara kaplı defter”e dayanıyor. Son üç bölüm ise Talât Paşa’nın bazı yazışmaları, eşi Hayriye Talât Hanım’la Bardakçı’nın yaptığı bir söyleşi ve Talât Paşa’nın albümünden seçilmiş fotoğraflardan oluşuyor. Burada hemen bir eleştirim olacak; büyük bir ihtimalle yayımladığı belgelerin başkalarınca sorgusuz-sualsiz alınmasını önleme arzusundan ileri gelse gerek, Bardakçı, bu değerli belge yayınını yaparken “yayına hazırlayan” formatını kullanmamış ve doğrudan kendi adı altında yayımlamış.

GİZLİ DEVLET BELGELERİ
Talât Paşa’nın, Ermeni Tehciri’nin yanı sıra, Balkan Harbi’nden önce ve sonra imparatorluğa olan Müslüman göçüyle, Yunanistan’a ve Bulgaristan’a göç eden Rum ve Bulgarlarla, iç kesimlere tehcir edilen Rumlarla, Suriye’den Anadolu’ya sürgün edilen Araplarla ve Doğu vilayetlerinden iç bölgelere olan göçle ilgilendiği ve nezaretinden bunlarla ilgili bilgi istediği anlaşılıyor.
Tüm bu dökümler Osmanlı bürokrasisinin kendi iç işleyişini sağlamak amacıyla tuttuğu kayıtlara dayandığı için son derecede ciddiye alınmalıdır. Ermeni Tehciri ile ilgili ayrıntılı özetler ise daha önce hiçbir yerde yayınlanmamıştır ve pek çok tartışmaya son noktayı koyacak niteliktedir. Örneğin, Genelkurmay’ca yayınlanan “Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri” adlı kitabın 1. cildinde, üstelik Talât Paşa’nın defterini hazırlayan aynı memurun el yazısıyla, “sevk ve teb’id olunan Ermenilerin” nerelerde olduğunu gösterdiğini ileri süren bir belge yayınlanmıştır ama belge sadece sicilde kayıtlı Ermeni nüfusunu göstermektedir. “Sevk olunan nüfus. Aded” sütunu bütünüyle boş bırakılmıştır! Bu anlamda, Talât Paşa’nın defterinde sadece devlet kayıtlarına dayanan belgelerle değil, devlet kayıtlarında bile gösterilmeyen son derece gizli devlet belgeleriyle karşı karşıya olduğumuzun vurgulanması gerekir.
Kendi yayımladığı belgeleri pekâlâ yorumlayabilecek durumda olan Bardakçı’nın “Ben, Talât Paşa’ya ait olan bu belgeleri sadece yayınlamakla yetindim ve hesaplama ile son yorumu okuyucuya bıraktım” diyerek yaptığı işin önemiyle uyumsuz derecede alçakgönüllü bir rolü benimsemesini de bir tür hassasiyete yormak mümkündür. Türkiye kamuoyunun, tarihinin bu dönemiyle ilgili pek hassas bir konuma getirildiğini söylemeye bile lüzum yok. O kadar ki Bardakçı, gazete yayınlarını yaptığı dönemde, en kritik belgenin sadece bir kısmını, o da herhangi bir açıklama yapmaksızın, görsel olarak yani Osmanlıca olarak yayımlamış, en önemli bölümünü ise hiç vermemişti. Hangi nedenlerden kaynaklanmış olursa olsun Bardakçı’nın çekincelerine ve hassasiyetlerine anlayışla yaklaşmak durumundayız. Bardakçı’nın bugün tüm defteri kamunun ve ilim âleminin hizmetine sunmasını ise ülkemizin geldiği demokratik tartışma kültürü ve ifade özgürlüğü seviyesi açısından çok olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Yalnız, hal böyleyse, bu defter artık Türkiye’de yayınlanabiliyorsa, bu sağlıklı ortamın gelişmesinde azımsanmayacak katkıları olan aydınlardan, Bardakçı’nın “gönüllü soykırım tellalları” şeklinde söz etmesi yadırganmayacak gibi değil.

TEHCİRİN “BAŞARI”SI!
Peki, kamuoyu bu yayından ne öğrenmektedir? Bir örnek olarak, Bardakçı’nın gazetede yayımlamayı uygun görmediği ve şimdi kitapta tamamını verdiği ve “Ermeni nüfusun tehcir sonrasındaki genel hesabı”nı gösteren listeye bakalım. Tehcirden önce Erzurum’daki Ermeni nüfusu 125.657 olarak kaydedilmiş, listenin hazırlandığı tarihlerde Osmanlı yönetimindeki başka (âhır olarak okunmuş, âher olmalıydı) yerlerde yani tehcirde bulunan Ermeni nüfusu 3.364, halen Erzurum’da bulunan yerli Ermeni nüfusu “0” (sıfır), Erzurum’a başka yerlerden getirilen Ermeni nüfusu da “0”. Aynı durum Bitlis, Van, Diyarbekir, Trabzon ve Elâziz için de aynen böyle: Bu vilayetlerde tehcirden sonra tek bir Ermeni kalmamış durumda. Dolayısıyla, tüm Ermeni Tehciri’ne ne ad verileceği, imparatorluk çapında bütün Ermenileri birden ilgilendiren tek bir politikanın uygulanıp uygulanmadığı hatta birtakım Ermenilerce düzenlenen katliamlar gibi çetrefilli sorular bir yana dursun ortaya çıkan bu yeni veriler ışığında Doğu Anadolu özelindeki hadiseyi nasıl yorumlayacağız acaba?
Tabii ki Bardakçı’nın bu yayınından tehcir öncesi ve sonrası Ermeni nüfusları arasındaki farkın nelerden ibaret olduğunu öğrenmek mümkün değil ama tarih böyle bir disiplin işte, bu konuyla ilgili olarak da Genelkurmay’ın sözünü ettiğimiz yayını devreye giriyor. Talât Paşa için özet yapan aynı memur başka bir liste hazırlamış. Erzurum dedik öyle devam edelim, bu belgede Erzurum’un Ermeni nüfusu 128.657 olarak kaydedilmiş. Bunun 120.000’i sevk edilmiş. Geri kalan 8.657 kişi içinse “kısmen müsâdemelerde telef olmuş ve kısmen de firâr etmişdir” açıklaması yapılmış. Yani tehcir henüz başlamadan 8.657 kişilik bir fark çıkıyor. Şimdi Bardakçı’nın yayınından öğreniyoruz ki bu sevk edilen yani bir şekilde yola çıkarılan 120.000 kişiden de Osmanlı topraklarında ancak 3.364 kişi kalmış. Aradaki muazzam fark aynen tehcir öncesinde olduğu gibi ya öldürülen veya kaçan kişilerden oluşuyor. Ne kadarı öldürüldü, ne kadarı kaçtı? Bu sorular daha çok tartışılır ama bu mu o “çok başarılı” geçtiği konusunda kamuoyunun yıllardır ikna edilmeye çalışıldığı tehcir? Geriye kalan beş Doğu vilayetinde de durum aynı. Buradan çıkan sonuç şöyle bir şey: Doğu’daki toplam 471.928 Ermeni nüfusun ancak 9.197’si tehcir mahallerine varmış!
Murat Bardakçı, Talât Paşa’nın evrakını yayımlayarak çok önemli bir iş yapmış, tarihin, hatta bazen artık arşivlerde bile kalmamış tarihin çöpe atılmasını önlemiştir. Doğru bir tarih yazımı için elzem olan bu belgeleri layıkıyla yorumlamak ve değerlendirmek zaman alacak ve elinizdeki bu kitaptan çok daha kalın ciltlerin yazılmasına ihtiyaç gösterecektir.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163