VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Tamam mı devam mı?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tamam mı devam mı?

“Gizli Anların Yolcusu”nun devamı olan “Bora’nın Kitabı”nda Ayşe Kulin, hikâyeyi bu sefer Bora’nın gözünden aktarıyor.

Canan Hatiboğlu

Geçen yıl raflara çıktığında tartışma yaratmıştı “Gizli Anların Yolcusu”... İlhami ve Bora’nın kimliklerini kabul etme hikâyeleri ve kitaptaki cinsellik sahnelerinin işlenişi bol bol eleştiri almış, Ayşe Arman’ın Kulin’le yaptığı röportajdan sonra da yazar homofobiklikle suçlanmıştı. Şimdi ise “Gizli Anların Yolcusu”nun devamı niteliğindeki “Bora’nın Kitabı” kitapçılarda yerini aldı. Ayşe Kulin, “Bora’nın Kitabı”nda önceki eleştirileri dikkate almış gözüküyor.
“Gizli Anların Yolcusu”nda hikâye İlhami’nin gözünden anlatılırken, bu sefer Bora’nın gözünden anlatılıyor. İlhami’nin hikâyesi, karısıyla açmazlarından başlayıp ortağı Handan’la girdiği ilişkiye, Bora’ya âşık olmasıyla ve bunun sonrasında gelişen olaylarla şekilleniyordu. “Gizli Anların Yolcusu”nun sonlarında Bora’nın hikâyesinde asılı kalan ve sırrı çözülemeyen Hüsam karakterinin sırrının çözülmesiyle başlıyor “Bora’nın Kitabı”. Roman, Bora’nın ölümünün birkaç gün öncesinden başlayarak geri dönüşlerle Bora’nın hayat hikâyesini anlatıyor. İlk kitabı okumayıp okumak isteyenler hemen celallenmesinler. “Gizli Anların Yolcusu”nda Kulin, Bora’nın ölümüyle başlar, sonrasında tamamen geçmişe dönüp hikâyeyi anlatır. “Bora’nın Kitabı”nda ise aynı tekniği kullanmıyor Ayşe Kulin; yeri geldikçe geri dönüşler yapıyor. Bora’nın ya da gerçek adıyla Bedri’nin, çocukluğu, gençliği, İstanbul’a gelişi, ismine varıncaya kadar hayatını değiştiriş hikâyesini; biraz da çocukluk arkadaşı Recep’in Bora’da yarattığı duygusal depremle ortaya çıkıyor. Yalnız işin çelişen tarafı şu ki “Bora’nın Kitabı”ndaki Bora’yla, “Gizli Anların Yolcusu”nda anlatılan Bora tam olarak eşleşmiyor.
DOĞUŞTAN MI SONRADAN
MI, TARTIŞMASI
“Gizli Anların Yolcusu”nda İlhami, Bora’nın otobiyografik romanını okuduktan sonra Bora’ya âşık oluyordu. Ve Bora’nın romanının satırlarında, kendinden yaşça büyük, Taci isminde bir çocuğun tecavüzüne uğradıktan sonra eşcinsel “olduğu” vurgulanıyordu. “Olduğu” diyorum çünkü “Gizli Anların Yolcusu”nda İlhami’nin çıkarımından ziyade tam olarak Bora’nın kendini anlattığı satırlarda tarifi de bu; hatta “ben de o yolun yolcusu olmuştum” şeklinde bir cümle de kuruyordu. Kulin, “Bora’nın Kitabı”nda ise Bora’nın eşcinselliğinin doğuştan geldiğini, kimliğini kabul etmenin zaman aldığını uzun uzun vurgulama gereği hissetmiş.
“Gizli Anların Yolcusu”na gelen bir diğer eleştiri ise İlhami’nin Handan’la ve Eda’yla olan cinsel ilişkilerini ayrıntısıyla anlatmasına rağmen Bora ve İlhami’nin hiçbir cinsel ilişkisini anlatmaması üzerineydi... Hatta bu konuda “Bu bir porno kitabı değil. Kameramı yataklarının içine sokmadım” diyen Kulin, “Bora’nın Kitabı”nda cinselliğin anlatımda daha esnek davranmış. Sadece kamerasını kısıtlı da olsa yatak odasına sokmakla kalmamış, Bora’nın ergenliğinde, eşcinselliğinin doğuştan olduğunu vurgulamak istercesine, mastürbasyon yaptığı zamanları da anlatmış. Karakterin oluşumunda, karakterin geçirdiği aşamalar elbette önemlidir. Kaldı ki bir eseri, iyi yapan şeylerden biri de karakterin, hikâye örgüsü içinde kendi tutarlı gelişimini kanıtlamayabilmesidir. Sadece “Bora’nın Kitabı”nı baz alırsak, Bora’nın daha tutarlı bir karakter arz ettiğini söyleyebiliriz. Malesef “Gizli Anların Yolcusu”nu bu noktada yok sayamıyoruz. Kaldı ki tek bir kitap olarak ele alırsak, havada kalan boşlukları doldurmak da mümkün değil, çünkü “Bora’nın Kitabı” her haliyle bir devam kitabı... Bunu neden “Gizli Anların Yolcusu”nda anlatmadığı ve elbette kitabın üstüne bizzat Ayşe Kulin’in kendisi tarafından yapılan açıklamalar ise ister istemez soru işareti yaratıyor. Belki de Kulin, soru işaretlerini gidermek için seriyi devam ettirmeli...

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam