VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Tanıtımların aksine ne erotik ne de çok satar bir roman
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tanıtımların aksine ne erotik ne de çok satar bir roman

“The Casual Vacancy”, “Harry Potter” serisinin yazarı J. K. Rowling’in yetişkinler için yazdığı ilk roman...

Özlem Akalan

Eylül ayının ortasında satın aldığım Kindle’ıma düşen ilk roman oldu “The Casual Vacancy”. ABD’de kitapçılar kapılarını açtığı anda, Amazon’dan gelen uyarı mesajıyla romanı yeni ‘oyuncağıma’ indirdim. Artık çocuklar gibi şendim! Mutluluğumu gören arkadaşım tüm bilmişliği ve önyargısıyla “Bu kadar seviniyorsun ama hayal kırıklığı yaşayacaksın” dediğinde aklımdan “acaba mı?” diye geçirirken dudaklarımdan “hiç sanmıyorum” sözleri döküldü. Hızlı okurum; hele bir de iş içinse, en kalın kitabın bile son sayfasını ikinci günde görürüm. Ama “The Casual Vacancy” bitmek bilmedi! Yaptığım araştırmaları, röportaj çözümlerini bir kenara bırakın, sadece okumam 10 gün sürdü. Günde aşağı-yukarı 50 sayfa...
Bu yavaşlığın en büyük sebebi, J.K. Rowling’in yarattığı karakterlerin akıl almaz sıradanlığı. Bir romanı sürükleyici kılan, en azından bir karakterle okurun kendini özdeşleştirmesi değil midir? O kadar çok ve eşit ağırlıkta karakter var ki, tam birine ısınacak ya da nefret edecekken, ötekinin dünyasında buluveriyorsunuz kendinizi. Bir yandan da ister istemez şöyle düşünüyorsunuz: “Harry Potter’daki karakterlerin hepsi sıra dışıydı. Seriden tümüyle farklı bir dünya yaratmak ve sıradan insanların da sıra dışı şeyler yapabileceğini kanıtlamak istemiş olabilir mi yazar?” Yazarın aslında ne yapmak istediğini anlamaya çalışmak, her satırda, her sahnede, her karakterde Harry Potter izleri aramak okuru fazlasıyla yoruyor ve yavaşlatıyor. Bu nedenle “The Casual Vacancy”yi okuyacaklara sabırlı olmalarını önerir, romanın üçte ikisinden sonra temponun yükseleceğini müjdelerim...
BAŞROL, YİNE ÇOCUKLARIN
İngiltere’nin batısındaki hayali Pagford kasabasında geçiyor Rowling’in romanı. Herkesin birbirini tanıdığı, orta sınıf insanların yaşadığı, düzenli, küçük, huzurlu bir kasabadır Pagford. Ta ki, belediye meclisinin en önemli üyesi Barry Fairbrother’ın 44 yaşında beyin kanaması sonucu ölümüne kadar. Ölüm haberi, kasabada hızla yayılır. Ne zaman, nerede, nasıl sorularının cevapları verildikten sonra ilk akla gelen şu soru olur: Mecliste boşalan sandalyeyi kim dolduracaktır? (Türkçeye çevrildiğinde kulağa pek hoş gelmese de romanın adı; “The Casual Vacancy”; işte bu ‘beklenmedik boşluk’tan geliyor.)
Seçim için adaylar ortaya çıktıkça kasabadakiler, uyuşturucu tacirlerinin, fahişelerin ve işsiz güçsüz takımının yaşadığı Fields bölgesi ile aralarına bir sınır çekmek ya da çekmemek konusunda ikiye ayrılırlar.
İşin içine politik kavga girince, kendi hallerinde görünen sade vatandaşların birbirlerine duydukları öfke, mutsuzlukları, kıskançlıkları, hırsları ve en önemlisi de sıradan gibi görünen hayatlarındaki sırlar bir bir açığa çıkar. Sanki Barry Fairbrother’ın ölümüyle birlikte merhamet ve tolerans duygusu da kasabadan uçup gitmiştir.
Eşlerinin politikaya atılmasını istemeyen kadınlar; anne-babalarından nefret eden ergenler; kendilerinden düşük sınıflardakilere tahammül edemeyen beyaz yakalılar, kısacası herkes, birbirinin kuyusunu kazmaya ve rakiplerinin başlarına gelen felaketlere sevinmeye başlar.
Romanda 80’in üzerinde karakterin adı geçerken, başrolün yine çocuklarda olduğunu söylemek mümkün. 16 yaşlarında olan ve aynı okulda okuyan Andrew, Sukhvinder, Gaia, Krystal ve Stuart yaşadıkları kasabayı, ailelerini ve hatta okuru derinden etkileyecek kararlar alırlar. Andrew, kasabaya yeni gelen Gaia’ya umutsuzca âşıktır. Hintli bir ailenin kızı olan Sukhvinder, fiziksel özellikleri yüzünden başta Stuart olmak üzere tüm çocukların alay konusudur. En yakın arkadaşı Gaia’dır. Stuart, iki öğretmenin evlatlık oğludur. Krystal ise, uyuşturucu bağımlısı bir annenin yanı sıra 4 yaşındaki erkek kardeşinin sorumluluğunu üstlenmeye çalışan, sorunlu, asi ve uyumsuz bir kızdır.
BİR MESAJ, BİR MESAJ DAHA!
Yazdığı yedi kitaplık seri boyunca iyi ile kötünün mücadelesini anlatan J. K. Rowling, bu kitapta da art arda mesajlar veriyor okura: “Irkçılık kötüdür; çevremizdekilerin fiziksel kusurlarıyla dalga geçmemeli; ailemizi her şeyden üstün tutmalı; kimseyi aldatmamalı; yalan söylememeli; hırsızlık yapmamalı ve uyuşturucu kullanmamalıyız çünkü yaptığımız tüm bu kötü şeyler gün gelir bizden çok, en sevdiklerimize zarar verebilir!” Elbette bakış açısına göre vermek istediği mesajı şöyle de özetlemek mümkün: “Politika; yalanı, ikiyüzlülüğü, mutsuzluğu ve büyük kayıpları da peşinden sürükler.”
Birbirlerinin mutsuzluğundan, zaaflarından ve utanç verici sırlarından mutlu olan karakterleriyle hepimizin kötü yanlarını yüzümüze vuruyor Rowling.
Yazının girişinde yazdıklarım nedeniyle kitabı beğenmediğim sonucuna varabilirsiniz. Aksine kitabı beğendim. Sıradanlığın içindeki sıra dışılığı gösterebildiği için; alışılmadık bir tarz benimseyerek hiçbir karaktere diğerinden daha fazla rol vermediği için; seksi, uyuşturucuyu, argoyu dozunda kullandığı için; bu kadar farklı karakterin yolunu ustalıkla kesiştirebildiği için ve en sevdiğim sözlerden biri olan “ne ekersen onu biçersin”i anlatmak için tam 512 sayfa yazabildiği için...

Kitap üzerine notlar

3 Romanın ilk sayfalarından itibaren okurun aklını kurcalayan sorulara, sayfalar ilerledikçe tek tek yanıt veriyor yazar.
3 Romanı okumadan, öykünün baş kahramanı gibi görünen Barry Fairbrother’in ismi ile Harry’nin ismini benzetenler hayal kırıklığına uğrayacaklar gibi görünüyor. Çünkü bu romanın hiçbir karakteri, serinin kahramanlarını anımsatmıyor.
3 Edebi açıdan Charles Dickens ya da Jane Austen tadında bir roman bekleyenler de hayal kırıklığına uğrayacaklar.
3 Romanda 80’in üzerinde karakterin adı geçiyor. Karakterler birbirlerine benzediği için sık sık kafa karışıklığı yaşamak mümkün.
3 Bir karakterden diğerine geçiş, bir olaydan diğerine yapılan bağlantılar son derece keyifli ve akıcı.
3 Roman için yayınlanmadan önce yazarın yaptığı ‘kara mizah’ yorumu pek de doğru değil. Elbette İngiliz tarzı esprilerden hoşlanmıyorsanız... Çocuklar, diyalogları ve düşünceleriyle romanın en komik karakterleri.
3 Roman beklenen ilgiyi görmediği için, kitapçılar satış fiyatlarında hızlı bir indirime gittiler.
3 Harry Potter serisini yazmak, Rowling’in aklına bir tren yolculuğunda gelmiş. Bu roman ise bir uçak yolculuğunda. “Yerel seçimler” diye geçirmiş aklından Rowling ve yazmaya başlamış.
3 “The Casual Vacancy”, 2013 yılının ilk çeyreğinde, Doğan Kitap tarafından Türkçe olarak basılacak.

“Ne ticari ne de
edebi kaygım var”

Romanı piyasaya çıkmadan kısa bir süre önce, The Guardian ve The New Yorker’a röportaj veren J.K. Rowling, “Harry Potter” serisinin son kitabını 2007 yılında yayınlamıştı. 5 yıl boyunca “The Casual Vacancy” üzerine çalışan yazar, romanının adını önce “Responsible“ (Sorumlu) koymayı düşünmüş. Bir yerel yönetimler el kitabını incelerken karşılaşmış “casual vacancy” sözüyle. Anlatmak istediği olayın tam karşılığını bulduğunu düşünerek, romanının ismini değiştirmiş.
Romanındaki ergenlerin cinsellik, uyuşturucu, birbirleriyle ve aileleriyle ilişkilerinin kendi çocukluğundan izler taşıdığını söylüyor Rowling. Pagford’u anımsatan, Forest of Dean adında bir yerde büyüyen yazar, o günlerini şöyle anlatıyor: “Ergenlik dönemimi çok iyi hatırlıyorum, hayatımın en iyi yılları değildi. Ne verirseniz verin o yıllara dönmeyi istemem. Asla; nefret etmiştim! Genç olmakta hiç de iyi değildim.” Kız kardeşi ve Rowling’in babalarıyla ilişkileri hiç iyi olmadığından ilk fırsat bulduğunda büyüdüğü kasabadan kaçmayı istemiş yazar. Tıpkı romanında anlattığı Andrew gibi...
Kitabın satışlarını hiç umursamadığını söylüyor Rowling; “Bu konuda hiç kibirli değilim, böyle bir beklentiden tümüyle uzağım.”
Yazarın belki ticari kaygısı olmayabilir ama ya edebi kaygı? “Hayır,” diyor yazar bunun için de “Şimdi artık kendimi kanıtlama zamanı diyerek oturup düşünmedim. Bu sebeple ve kaygıyla bir hikâye yazabileceğimi sanmıyorum. Bu romanı yazmaya ihtiyacım vardı. Çok sevdim ve yaptığım işten gurur duyuyorum. Benim için de önemli olun bu.”
Rowling, önce takma adla yayınlamayı düşünmüş kitabını, sonra fikir değiştirmiş: “Böylesi daha cesur bir hareket” diyor ve ekliyor: “Olabilecek en kötü şey herkesin ‘Berbat bir roman. Çocuk kitapları yazmaya devam etseydi keşke’ demesi olabilir. Bu yorumlar üzerine elbette bir parti düzenlemem. Ama hayatta kalabilirim.” Peki ya Harry Potter hayranları? Rowling, bu konuda da gayet net: “Ben kendimi kimseye çocuklarının bakıcısı ya da öğretmeni olarak tanıtmadım ki! Her zaman dürüsttüm. Ben bir yazarım ve ne yazmak istiyorsam onu yazarım.”

Erotizme yer verirken sanki çocukların kitabını okuyacağını düşünmüş

he Casual Vacancy’den önce okuduğunuz kitap “Grinin 50 Tonu” ise, bu romanda iddia edildiği gibi seksin ön plana çıktığından bahsetmeniz mümkün değil. 16 yaşındaki çocukların çalılıkta sevişmeleri, 40’lı yaşlarında evli bir kadının çocuğunun sınıf arkadaşıyla öpüşmesi sizi pek fazla etkilemeyebilir. Ne var ki bir uyuşturucu satıcısının tecavüzü ve 4 yaşındaki bir çocuğu taciz etmesi hiçbirimiz için kolay hazmedilir şeyler değil. Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar; uyuşturucu kullanan ebeveynler ve yine çocuklar; yüksek sesle küfreden babalar ve babalarına içlerinden küfreden çocuklar da işin cabası... Rowling, çocuklar için yazdığı romanları yetişkinler okuduğundan, yetişkinler için yazdığı romanları çocukların da okuyabileceğini düşünmüş olacak ki bu tür rahatsız edici olay ve konuşmaları dozunda bırakmış.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam