VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2016 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Tarih bize özgür olmayı, yani irademizi kullanabilmeyi öğretir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tarih bize özgür olmayı, yani irademizi kullanabilmeyi öğretir

NTV Tarih ve #tarih dergisindeki yazılarının derlendiği yeni kitabı “Tarihi Düşünmek”te tarihi okumanın, anlamanın ve yazmanın öneminden bahseden Ahmet Kuyaş, “Durmadan yeni sentezlere doğru gidiyor tarihçilik. Yeni sentezi beğenmiyorsa, bir yenisini daha yapıyor,” diyor.

MERVE AKINCI ALMAZ

Tarihi Düşünmek’te önemini vurguladığınız şey, herkesin tarihi işine geldiği yönüyle anlattığı, doğru anlatan tarihçilerin bile eleştirilebildiği. Tarih bir iktidar aracı olarak kullanılabilir mi? Bu anlamda, tarih, gerçekleri ne kadar yansıtır?

Benim sorgulamaya ve açıklamaya çalıştığım tarih iktidar aracı olarak pek kullanılamaz tabii. Ama bu da iktidarların tarihi kullanmaktan vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Çünkü iktidar, topluma bir şey pazarlarken toplumun aşina olduğu ya da aşina olduğunu sandığı bir biçimde sunar. Zira toplumlar genellikle yenilik sevmez. Burada mesele, iktidarların “tarihimiz” diye öne sürdüğü anlatının toplumca kabul görüp görmemesinde yatıyor. Toplum tarihini ne kadar iyi bilirse, iktidarlar da o tarihi istedikleri biçimde eğip bükerek kullanmakta o kadar zorlanırlar. Tarihin gerçekleri ne kadar yansıttığına gelince; bu da okurun, yani toplumun karar vereceği bir şey. Bugünkü tarihçilerin ise doğrudan doğruya gerçeği yansıtmak gibi bir amaçları yok. O gerçek neyse, onu tarihçiler de bilmiyor ve şöyle diyorlar: “Bak; sen böyle böyle diyorsun, ama bir de şu, şu ve şu var. Bunları da göz önünde bulundurarak yeni bir anlatı oluşturman gerekir”. Yani durmadan yeni sentezlere doğru gidiyor tarihçilik. Yeni sentezi beğenmiyorsa, bir yenisini daha yapıyor.

Tarih yazımı da tarihi okumak kadar önemli ve siz aslında bunun üzerinde duruyorsunuz. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? Yeni nesil tarihçilere verilen eğitim yeterli midir bunun için, ihtiyacı karşılar mı sizce?
Durumumuz bu açıdan çok vahim. Bunu iki başlıkta serimleyebilirim. Birincisi, akademik çevrelerin “tarihimiz” olarak önerdikleriyle toplumun “tarihimiz” olarak bildiğinin oluşturdukları makas, tarihimizde hiç bu günlerde olduğu kadar açılmamıştı. Okullarda okutulan kitaplar hâlâ Fuat Köprülü-Necmettin Sadak ikilisinin 1910’larda oturttukları şablon üzerinden gidiyor.
İkinci başlık ise biraz daha karmaşık. Bir kere, yeni nesil tarihçilere verilen eğitimin yeterli olup olmaması diye bir sorun olamaz. Hocası kötü de olsa, insan okur, öğrenir. Daha da önemlisi, düşünür ve tutarsızlıkları, kara delikleri görür. Ancak, yeni nesil tarihçiler maalesef okuyamıyorlar da çünkü dil bilmiyorlar. Bugün Osmanlı ve Türkiye tarihlerinde yurt dışında yapılan yayınlar, Türkiye’de yapılanlardan hem daha çok hem de daha iyi. Şu anda benden “iyi” ve “kötü” tarihçiler diye bir ayırım yapmamı isteseniz, bunu da sırf Türkler için yapmamı isteseniz, size söyleyebileceğim şey şu olur: benim ölçütlerime göre iyi Türk tarihçilerin çoğu yurt dışında çalışıyorlar.

Ülkemizin bugünkü durumuna baktığımızda, yaşanan ayrışmaların ya da fikir çatışmalarının tarihi yanlış okumaktan ya da tarihi anlamamaktan kaynaklandığını söyleyebilir miyiz?
Ayrışma ya da fikir çatışmaları her yerde ve her zaman olur; ayrıca bunlar hayırlı şeylerdir. Buraya kadar bir sorun yok. Bunlar ancak “bayram haftası” ve “mangal tahtası” düzeyine düşerlerse sorun yaşanır. Bu düzeye düşüşte tarihi yanlış okumanın ya da anlamamanın payı olabilir. Ancak bunlar tek neden olamazlar, zira tarih bir alınyazısı değildir. Tam tersine, bize özgür olmayı, yani irademizi kullanabilmeyi öğretir. Sorunlarımızı aşabileceğimizi gösterir. Burada da devreye “nereden geliyoruz” sorusu değil, “nereye gitmek istiyoruz” sorusu girer. Örneğin, kan davası nasıl biter? Tarihselcilik yapabilir, yani tarihi bir alınyazısı gibi görür ve öldürmeye, öldürülmeye devam edersiniz. “Şimdi sıra bende mi? Bende. Peki ben bu işten hoşlanıyor muyum? Hayır. Öyleyse öldürmüyorum” da diyebilir, işi bitirirsiniz. Barış, “düşman”la yapılmıyor mu?

Şu an ne gibi çalışmalar, projeler var sırada?
#tarih dergisinde yazılarım sürecek tabii. Ama sırada daha çok akademik çalışmalar var. Şu sıralar 1908 genel seçimleri ve 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi üzerinde çalışıyorum. Sonra da bir devrim tarihi kitabı inşallah.


Paylaş

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam