VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2018 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Tarihin hassas dönemine bakış
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tarihin hassas dönemine bakış

Doç. Dr. İsmail Köse’nin hazırladığı “İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı” Türk-Arap ilişkilerinin belki de en hassas dönemini aydınlatıyor. İngilizlerin halen çok tartışılan Arap İsyanı’ndaki rollerinden Gertrude Bell ve T.E. Lawrance gibi meşhur İngiliz istihbarat elemanlarının bölgedeki faaliyetlerine kadar birçok önemli konu arşiv belgelerinin ışığında mercek altına alınmış.

ERHAN ÇİFCİ



Sahip olduğu jeopolitik konum ve jeostratejik özellikler nedeniyle Arap Yarımadası tarihin her döneminde güç oyunlarının merkezi haline gelmiştir. Daha önceleri Uzak Doğu ve Hindistan ticaret yolunun kontrolü açısından büyük avantajlar sağlayan Arap Yarımadası 19. yüzyılla beraber petrolün hayati değer kazanması sebebiyle önemini fazlasıyla arttırmıştır. Bu anlamda dönemin süper gücü Büyük Britanya İmparatorluğu gözlerini bölgeye dikmiş ve Arap Yarımadası’nın kontrolünü ele geçirebilmek için her türlü yolu denemekten çekinmemiştir.

İngiltere’nin Osmanlı Devleti yönetimindeki Arap topraklarına ilgisinin Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) neticesinde Hindistan’ı işgalinden sonra başladığı görülür. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla (1869) söz konusu ilgi ivme kazanmıştır. İngiliz Hükümeti Mısır’ı ilhak ettikten (1882) sonra, Avrupa’nın en önemli kara gücü Almanya ile karşılaştığı rekabetin de etkisiyle Arap yarımadasında etkinliğini artırmak için çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Müslüman Araplar’ın Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmesi için milliyetçilik akımlarının cesaretlendirilmesine ihtiyaç vardı. Bu nedenle Arap yarımadasına gösterilen ilginin dikkatle irdelenmesi gerekmektedir. Zira Arap milliyetçiliği İngiltere’nin desteğiyle gelişmiş ve isyan ile sonuçlanmıştır. İngiliz Hükümeti’nin Arap yarımadasına ilgisinin iki önemli nedeni bulunduğu söylenebilir. Süveyş kanalı açıldıktan sonra Kızıldeniz İngiltere için stratejik önem kazanmıştı. Arap yarımadasının batı yakasında kurulabilecek hükümranlık ile İngiliz stratejik amaçlarının korunması garanti altına alınabilirdi. Doğu yakada kurulacak hükümranlık ile de petrol bölgeleri rahatlıkla kontrol edilebilirdi. Bunlara ek olarak Hindistan Müslümanlarının kutsal yerleri ziyaretleri kolaylaştırılarak Hindular tarafından örgütlenen Kongre Hareketi’ne karşı Müslüman Ligi’nin desteği alınabilirdi.

Birincil kaynaklar
Doç. Dr. İsmail Köse’nin hazırladığı “İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı”, Türk-Arap ilişkilerinin belki de en hassas dönemini aydınlatıyor. İngilizlerin halen çok tartışılan Arap İsyanı’ndaki rollerinden Gertrude Bell ve T.E. Lawrance gibi meşhur İngiliz istihbarat elemanlarının bölgedeki faaliyetlerine, Kral Abdullah’ın, Şerif Hüseyin’in ve Suudlar’ınsiyasi ilişkilerinden Fahreddin Paşa’nın destansı Medine Müdafaası’na kadar birçok önemli konu arşiv belgelerinin ışığında birincil kaynaklar kullanılarak mercek altına alınıyor.
Konunun başlıca hareket noktası olan 1882’deki Mısır işgalinden sonra İngiliz Hükûmeti’nin Filistin ve Hicaz’a yönelik politikalarını esas alarak başlayan kitap, İngilizler ile Şerif Hüseyin arasındaki bugün bile hararetle tartışılan çıkar ilişkilerini derinlemesine irdeliyor. Kısacası konu kapsamında yaşanan gelişmeler öncesiyle ve sonrasıyla çok boyutlu olarak okuyucuların dikkatine sunuluyor. Yakın dönemde üzerine sıkça vurgu yapılan Arap İsyanı ve Türk-Arap ilişkilerinin mahiyeti hususunda Doç. Dr. İsmail Köse’nin bu çalışması kaynak niteliğinde.

Paylaş