VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2011 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Tarihine şike karışsa da Cihat’lar, Lefter’ler, Can’lar, Fikret’ler hâlâ sevilen birer abidedirler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tarihine şike karışsa da Cihat’lar, Lefter’ler, Can’lar, Fikret’ler hâlâ sevilen birer abidedirler

3 Temmuz sabahından bu yana Türkiye’nin büyük bir sorunu daha oldu: Fenerbahçe ve Süper Lig şike davası... Her ne kadar iddia makamı, süper ligin 19 maçında şike olduğunu idda etse de tartışmalar Fenerbahçe üzerine yoğunlaştı. Çünkü FB yerine Şampiyonlar Ligi’ne Trabzonspor gitti. Bu durum Fenerbahçe taraftarlarınca yargısız infaz, bazıları için de “elden bir şey gelmezdi” diye yorumlandı. Öyle ya da böyle FB’li okurlarımızın kalbi kırık. Biz de, bu yüzden (her ne kadar elinizdeki kitap ekinin editörü Beşiktaşlı olsa da) sıkı bir Fenerbahçe tutkunu olan Murat Şeker’den FB ile ilgili kitapları kaleme almasını istedik. FB’ye aşkını “Aşk Tutulması” isimli bir film çekerek ispatlayan Şeker, duygusal durumuna rağmen objektif ve çok bilgilendirici bir yazı kaleme aldı.

Murat Şeker

Bu satırların yazarı daha altı bezliyken tribünde yerini almış bir taraftar olduğundan yazıdaki objektiflik de herhangi bir yazarın, herhangi bir yazısı kadar objektif olacaktır. Ama yine tam da bu yüzden bir taraftarın psikoloijisini çok iyi yansıtacak. Takımına bağlılığını ve sevgisini “Aşk Tutulması” isimli bir sinema filmi yaparak da ölümsüzleştiren yazarınız, hem Fenerbahçe külliyatına hem de dava sürecine hâkim biri olarak bilgilerini sizinle paylaşmayı bir görev bilir. Hayatı sarı-lacivert gören gözlere sahip olan yazarınız okuma yazma bildiği ve gözleri hep açık olduğu için gerçeklikle ilişkisini kopartmamış bir bilince sahip olsa da hayatının merkezine anti-fener zihniyetini oturtmuş kimseleri de maalesef tatmin edemeyecektir. Gerçekler ola gelme konusunda ısrarlıdır ve biz onlara yön vermeye gayret etsek de onlar hep bildiklerini okurlar. Lafı daha fazla dolandırmadan Fenerbahçe ve külliyatına girelim...
ANEKDOT VE BELGELERLE
DOLU BİR TARİH
Ergun Hiçyılmaz’ın Destek yayınlarından çıkan “Fenerbahçe: Mazinde Bir Tarih Yatar” kitabıyla başlayabiliriz. 400 sayfalık kitabın Ergun Hiçyılmaz’ın araştırmacı ve belgeci yönünü çok iyi yansıttığını belirtmeliyim. Fenerbahçe tarihine yönelik bilgi ve belge içermesi kadar yazarının kişisel anekdotlarının da yer aldığı kitabın merkezinde ise özellikle onlarca (kulübün faaliyet gösterdiği tüm amatör branşlarda madalya dolu bir yıldı) şampiyonluğun yaşandığı 2010-2011 sezonu var.
Hiçyılmaz, kitabın önsözünde “Bu kitap Fenerbahçe spor tarihi değildir” dese de hem konunun, hem de yazarın derinliği bize geçmişten günümüze süzülen bir dolu bilgi ve fotoğraf içeriyor. Ama kitabın vurucu yönü bu değil. Hiçyılmaz’ın içinde yaşattığı Fenerbahçe sevgisiyle süzülen onlarca anekdot, okumanın asıl keyifli yanı. “Gözyaşlarım sizin olsun”, “Fenerbahçe’ye siyasi oyun: Altınordu”, “Niçin ve nasıl körükledim?” ve “El öpmeyen adam” başlıkları size biraz olsun ipucu verebilir sanırım. Kitaba “Nasıl Fenerli Oldum?” bölümüyle başlayan Hiçyılmaz, sözü Halit Deringör’e getiriyor: “Onu hiçbir zaman sadece Fenerbahçeli olarak görmedim. İlkelerinden ödün vermeyen Fenerbahçe sevgisini fanatizme taşımayan, en önemlisi Fenerbahçe’nin yararı için doğru bildiğinden şaşmayan Deringör’ü bu kitaba taşıyan da bu niteliği olmuştur.”
330 MAÇTA 120 GOL
ATAN DERİNGÖR
Hazır laf Cumhuriyet gazetesi yazarı, eski Fenerbahçeli futbolcu Halit Deringör’e gelmişken Fenerbahçe külliyatına onun yazdığı 2 kitapla devam etmekte fayda var. “Kolay mı Fenerbahçeli Olmak?” isimli kitabın alt başlığı ise: “Ödünsüz bir yaşam serüveni.“ Gürer Yayınları’ından ilk baskısı 1998’de yapılan kitabın en temel özelliği efsanevi Fenerbahçelilerden Halit Deringör’ün kendi kaleminden çıkma bir yaşam öyküsü olması. 1922 doğumlu Deringör, Kadıköylü bir Fenerbahçeli. Yeldeğirmeni mahallesinde doğmuş, Fenerbahçe formasıyla yıllarca oynamış, 330 maçta 120 gol atmış bir isim. 1964’ten beri Cumhuriyet için spor yazıları yazan Deringör aynı zamanda Fenerbahçe dahil birçok kulübe teknik adamlık da yapmış. Deringör’le ilgili bu kadar biyografik bilgi vermemin sebebi, sporun en içinden geldiğinin ve yazdıklarının da hiç de azımsanmayacak derecede önemli olduğunu vurgulamak için.
“Kolay mı Fenerbahçeli Olmak?” bir yanda sosyalist, bir yanda futbolcu olmanın zorluklarından dem vuran bir eser. Halit Deringör’ün hayat hikâyesini okurken hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe’nin son 70 yılına dair bir sürü önemli anı ve tespitle karşılacaksınız. 1964’te Fenerbahçe teknik direktörlüğüne nasıl getirildiği kadar aynı sene komünistlikle suçlanması da o oranda ilgi çekici. Ya da Tekel Genel Müdürlüğü’nde geçirdiği yılları okurken Tekel fabrikalarında sigara içmeyen ilk yöneticinin o olduğu, hayatının sendikal mücadeleler içinde geçmesi de...
Halit Deringör’ün önümüzdeki ikinci kitabı “Fenerbahçe Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanları” ismini taşıyor. Bilge Kültür Sanat’tan çıkan kitabın genişletilmiş 5. baskısı piyasada bulunabiliyor. Deringör, kitabında Yalçın Doğan’ın “Fenerbahçe Cumhuriyeti” yakıştırmasına bir boyut daha katıyor ve FB’nin tarihine başkanlarının perspektifinden bakmamızı sağlıyor. Kuruluşundan bugüne kadar Fenerbahçe’ye başkanlık yapan tüm isimlerin anıldığı kitabın içerdiği bilgiler gerçekten aydınlatıcı. Tabi kitabı okuyunca Fenerbahçe tarihine yön veren ve tarihe geçen başkanlar kadar unutulmuş isimleri de hatırlıyorsunuz.
Şüphesiz kitabın en ilginç bölümlerini ünlü başkanların anlatıldığı bölümler oluşturuyor. Kurucu başkanlar Ziya Şengüler ve Ayetullah Bey’in yanı sıra stada adını veren Şükrü Saraçoğlu’nun bölümleri gibi. Aynı zamanda başbakanlık da yapan Saraçoğlu’nun 16 yıl Fenerbahçe’ye başkanlık yapması önemli bir bilgi. Aynı zamanda Ali Naci Karacan’ın 1924-1927 tarihinde başkanlık yaptığını ben de bu kitap sayesinde öğrendim. Faruk Ilgaz ve Ali Şen’in bölümleri aynı derecede ilginç. “Ali Şen Başkan, Fenerbahçe şampiyon” bölümünü okurken onun Fener’e yaptığı iyilik kadar kötülük yaptığını da hatırlatım. Malum, anti-Fener zihniyeti en çok onun zamanında yeşerdi. Oğuz ve Aykut onun zamanında takımdan kovuldu.
Kitabın son sayfasında ise Aziz Yıldırım’ın fotoğrafı yer alıyor. 1998’den beri kulübe hizmet eden Yıldırım’ın fotoğrafı beni hüzünlendirdi açıkçası. Henüz bitmeyen ve belki de kendi hataları yüzünden itibarsızlaştırmayla devam eden bir başarı öyküsü onunkisi. Son başkanın hikayesi bakalım nasıl yazılacak?

ŞİKE VE FUTBOL İLİŞKİSİ

Şike meselesiyle ilgili ise iki kitap var elimizde. Destek yayınlarından çıkan Gökçe Giresunlu’nun “Şike Şike Futbol” kitabı bunların ilki. “Bir şike belgeseli” alt başlığıyla yayınlanan kitap 447 sayfa ve mayıs 2011 tarihli. Kitap, 53 sayfalık uzun giriş (sinemadaki fragmanları andıran) kısmının haricinde 4 ana bölümden oluşuyor. Daha çok bir fakülte tezini andıran kitap şike konusunda kapsamlı bir çalışma. İlk bölümde Türk sporuna genel bakışa yer veren kitabın ikinci bölümü “Türk sporunun yozlaşmasına etki eden problemler” başlığını taşıyor. Üçüncü bölüm Türk sporunun genel problemleri (mali yapı, müşterek bahis meselesi) üzerineyken son bölümde ise Türkiye’de sporun yeniden yapılandırılması üzerine çözüm önerilerine yer veriyor. (Bu arada kitapta yazarıyla ilgili bir bilgi ya da not bulunmamakta.)
“Şike Şike Futbol” kitabının en büyük zaafı Nisan 2011 tarihli 6222 no’lu yeni yasadan önce yazılmış olması. Çünkü kitaba göre, TCK’nın bir şike tanımı yok, bizde suç değil, cümlesi önemli bir alt metin. Halbuki Türkiye’nin aylardır şike meselesini tartışmasının nedeni yeni yasayla spora dair birçok hatanın şiddetle cezalandırılacak olması. Öyle ki yasayı hazırlayan Kulüpler Birliği üyeleri bile ne yaptıklarını pek de bilmeden bu işe soyunmuşlar. Kısacası Gökçe Giresunlu’nun kitabı içerdiği bilgi ve belgeler (özellikle de 2005 yılında Meclis’in gündemine gelen şike dosyası) nedeniyle meraklısının ilgisini çekebilecek bir çalışma. (Sadece bize özgü olan “hatır şikesi”ni anması bile benim kitaba olan sempatimi artırdı.)
Şike meselesiyle ilgili diğer kitap Ecevit Kılıç’ın yazdığı “Kirli Kramponlar” ise Timaş Yayınları tarafından piyasaya sürülmüş. İlk baskısı 2003’te yapılan kitabın üçüncü ve son baskısı elbette Ağustos 2011 tarihli. 2003 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Araştırma” dalında yılın gazetecisi seçilen Kılıç, halen Habertürk televizyonunda çalışıyor. Kitap, ilk kez 8 yıl önce piyasaya sürülse de bu yeni baskısıyla birlikte güncellenmiş ve 3 Temmuz’dan sonra ortaya atılan iddiaları da toparlayarak bir derleme olarak okuyucularına sunulmuş . Yani elimizdeki kitap için “Kirli Kramponlar V.2” demek daha doğru olur aslında.
“Kirli Kramponlar”ın belki de en ilginç tarafı 2002’de Kaşıbeyaz restoranda yapılan Sedat Peker röportajı. Halen hükümlü olarak cezaevinde bulunan Peker’le yapılan bu görüşme futbol-mafya-siyaset meselesine dair ilginç ipuçları verebilir okuyuculara. Son operasyonla göz altına alınan Olgun Peker ve Sivasspor başkanı Mecnun Odyakmaz’ın 2004’teki Kelebek operasyonunda Sedat Peker’le birlikte çete üyesi olmaktan tutuklandığını yazan kitapta buna benzer birçok hatırlatatıcı bilgi de yer alıyor. 2003 için ilginç, günümüz içinse hatırlatıcı niteliğindeki bilgiler bunlar.
Şikeyle ilgili her iki kitapta da ortak metinler var. Basına sızmış olan kimi telefon konuşmaları gibi. 2001’de yapılan Ali Fevzi Bir, Sadık İlhan ve Erdoğan Arıca’nın görüşmeleri önemli şike belgeleri olarak ortaya konuyor. (Kitabın dikkate değer bölüm başlıklarından biri de: ”Derin İlişkilerden bir portre: Fatih Terim”)
Son kitap önerim ise Latif Demirci’nin çizgilerinden oluşan karikatür kitabı “Doğuştan Fenerli Mithat” olacak. Belki biraz olsun yüzümüz güler!

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam