VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Taşlar artık yerine oturuyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Taşlar artık yerine oturuyor

İpek Ongun’un “Bir Genç Kızın Gizli Defteri” serisinin onuncu kitabı “Taşlar Yerine Otururken” raflarda yerini aldı. Okuyucuların, genç kızlık döneminden başlayarak günlüklerini takip ettiği Serra, yeni kitapta 30’lu yaşlarında çocuklu bir genç kadın portresiyle karşımıza çıkıyor. Yeni kitapta Serra’nın kızıyla, eşiyle ilişkileri, babaannesini kaybedişi, arkadaşlarının hayatları, sorunları ve sevinçleri akıcı bir dille anlatılıyor. Kitabı okumak sadece gençler için değil ilk gençlik yılları İpek Ongun kitaplarıyla geçmiş olanlar için de enteresan bir deneyim olabilir.

Canan Hatiboğlu

Bugünlerde çocuk edebiyatı atağa geçmedi desek yalan, yetişkinlerin edebiyat adına dertleri de önemsenmemek olmadı hiç. Ama ergenlik çağına gelince orada bir duruluyor nedense. Edebiyat dünyasında en çok görmezden gelinen dönemlerden biri... Ergenlik büyük bir kara delik, ne versen içine alıyor ama içeride ne olduğunu kara delikten başkası bilmiyor. Dahası dönemlere ayrılsa da fazlasıyla izafi bir durum var ortada... Tuna Kiremitçi’nin “Gençlik tuhaf bir çağdır. Ne başlangıcı ne bitişi birdenbire olur” demesi gibi ergenliğin de nerede başlayıp nerede bitireceğinizi bilemiyorsunuz. Haliyle yayıncılar da bu kadar muallâk bir alanda top koşturmayı pek tercih etmiyor. Bundan 23-24 yıl önce durum muhtemelen çok daha acıklıydı. İpek Ongun gençlik çağına yönelik ilk kitabı “Yaş On Yedi”yi 1987 yılında yazana kadar gençlik edebiyatında pek eser olduğu söylenemez.
Nitekim bu eksikliği Prof. Dr. Mina Urgan “Yaş On Yedi”nin önsözünde de vurguluyor. Nesiller, eskisine oranla çok daha hızlı değişiyor. Bu yüzden bugüne kadar “Yaş On Yedi”yi kaç nesil okudu, kestirmek zor. Ama şurası kesin ki “Yaş On Yedi”yi okuyan herkes, bir şekilde “Bir Genç Kızın Gizli Defteri” serisine başladı. Zira ikisinin de en büyük meselesi gençler...
“Bir Genç Kızın Gizli Defteri”ni yazmaya başladığında İpek Ongun böyle olacağını biliyor muydu bilmiyorum ama bugünlerde serinin 10’uncu kitabı “Taşlar Yerine Otururken” çıktı. Seri, 1990 yılında yazılmaya başladığından beri üzerinden 21 sene geçmiş. Dahası ilk kitaptan beri okumaya başladığınızda zaman zaman kuşakların ayrılan noktalarını da hissettirse de pek eskidiğini söyleyemeyiz. Zira genç kızlar için sürekli gündemde olabilecek okul, aşk, gelecek kaygıları gibi konulardan, çoğu zaman kitabın karakteri Serra da muzdarip... Hâl böyle olunca Serra’nın uyduğu modalar, beğendiği ünlüler yıllar içinde değişse de kitabın modası, özellikle ilk gençlik çağındaki kızlar arasında popülerliğini yitirmiyor. Belki de kitapları asıl çekici kılan günlük şeklinde yazılmış oluşu...

İLK TANIŞTIĞIMIZDA henüz 13 YAŞINDAYDI

10 kitap boyunca Serra’nın hayatını kronolojik olarak izlemek mümkün... Çok uzun zaman oldu ilk kitabı okuyalı ama ilk kitapta Serra yanlış hatırlamıyorsam 13-14 yaşlarındaydı.
Serinin çeşitli bölümlerinde anne-babası boşandı, İstanbul’a taşındı, liseyi bitirdi, üniversiteyi kazandı; lise ve üniversite döneminde aşkları oldu, birleşti, ayrıldı; üniversiteyi bitirip evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu...
Sadece Serra değil elbette, arkadaşlarının da yaşı ilerledi; kitap onların hayatlarını, sorunlarını ve mutluluklarını da anlatıyor. Günlüklerin biri hariç hepsi Serra’nın günlükleri... Sadece 9’uncu kitap Serra’nın evine konuk gelen bir akraba kızının ağzından yazılmış.

İLK TANIŞTIĞIMIZDA 13-14 YAŞINDAYDI

Serinin en çok eleştirilen kısmı sanırım Serra’nın “strelize” yaşamı... Neden derseniz, her ne kadar sorunları olsa da Serra bunlardan büyük bir beceriyle ve çabuklukla kurtuluyor; hayatında yaptığı büyük yanlışlar yok, ne yaptığını ve ne istediğini hep bilen, bir miktar idealize edilmiş bir karakter... Ama diğer taraftan da baktığınız zaman daha olumlu bir sonuç çıkarmak da mümkün.
Her ne kadar Serra’nın hayatı yer yer didaktik denilebilecek bir süreçte ilerlese de aslında yapılmak istenen şey basit: Gençlere yol göstermek. Bazen Serra’nın bir tavrıyla, bazen herhan... Tabii bu şekilde eleştirenlerin yaşına bakmakta da fayda var. Zira Serra’nın yaşamı, bir dönemden, hayatı küçük de olsa bir parça öğrendikten sonra “pürüzsüz” gözükebilir ama ergenlik dönemi için belli ki böyle değil. Nitekim İpek Ongun’un kitaplarının bugüne kadar yaptığı baskıları düşünürsek belli ki gençlik Serra’nın hayatını o kadar da eleştirmiyor.
10’uncu kitap “Taşlar Yerine Otururken”e gelirsek... Serra, eşi Özgür, kızı Selin, ailesi, kuzeni, arkadaşları etrafında geniş hayatını sürdürmeye devam ediyor. Serra’nın ağzından hayatındaki taşları yerine oturtmaya çalışan 30’lu yaşlarını süren bir grup yetişkinin hikâyesi... Elbette daha önceki kitaplarda olduğu gibi Serra’nın ağzından ve günlük olarak...
Serra’nın kızıyla ve eşiyle ilişkileri, babaannesini kaybedişi, arkadaşlarının hayatları, sorunları ve sevinçleri her zamanki gibi akıcı bir dille anlatılıyor, 445 sayfa olması gözünüzü korkutmasın. Kitabı okumak sadece gençler için değil özellikle ilk gençlik yılları İpek Ongun kitaplarıyla geçmiş kesim için enteresan bir deneyim olabilir.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163