VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2013 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Teknoloji gelişti, seri katil sayısı azaldı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Teknoloji gelişti, seri katil sayısı azaldı

Adli Tıp Enstitüsü eski Başkanı Prof. Sevil Atasoy, “Yeraltındaki Melekler, Yeryüzündeki Şeytanlar” adlı son kitabında gerçek olaylara dayanan polisiye - gerilim örneklerini anlatmaya devam ediyor

Handan ÖZSOY
handan.ozsoy@ntv.com.tr

Türkiye’de adli bilimler denince akla gelen ilk isimlerden. Yıllardır suç dünyasının karanlık labirentlerinde dolaşıyor. Sürekli çalışıyor, üretiyor, televizyon programları yapıyor. Müthiş bir zekaya ve bilgi birikimine sahip. Üstelik güzel ve bakımlı. Hiçbir delili ıskalamadığı gibi hayatı da ıskalamıyor. “Normal hayatımda son derece keyifli ve eğlenceli bir insanımdır” diyor. Yani her anlamda örnek alınacak biri.
Yeni kitabını elime aldığım andan beri bana çok şey öğretti, merakımı perçinledi, hatta psikolog olan yakın bir arkadaşımla sohbetlerimin yönünü suç dünyasına çevirmeyi bile başardı.
Adli Tıp Enstitüsü eski Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy'dan Doğan Kitap etiketli "Labirent", "Bu Ayak İzi Senin Dr. Watson", "Karanlığa Yolculuk", "Her Çikolata Yenmez" ve "Kusursuz Cinayet Yoktur" kitaplarının ardından yeni bir kitap geldi. Tecavüzler, seri katiller, Michael Jackson’ın ölümü, yıllar sonra mezarı açılan Özal’ın ölümünün ardındaki sırlar, TV dizisi Dexter’dan ilham alanlar ve daha neler neler. Atasoy, "Yeraltındaki Melekler, Yeryüzündeki Şeytanlar"da gerçek olaylara dayanan polisiye - gerilim örneklerini anlatmaya devam ediyor.


En merak edilen konulardan biriyle başlayalım. Kitabınızın 50 sayfasını Turgut Özal'ın ölümüne ayırdınız. Adli Tıp Kurumu’nun kararının aksine Turgut Özal'ın ölümüne dair çarpıcı açıklamalar var. Özal zehirlendi mi? Ölümüne “atenolol” adlı ilaç mı sebep oldu?
Turgut Özal’ın ölümü ile ilgili olarak yıllardır “zehirlendiğine inanıyorum” ya da “eceliyle öldüğüne inanıyorum” şeklinde kanaat bildirenler olmuştur. Halbuki bir canlının ölüm nedeni teknik bir konudur ve kanaatle, varsayımla uzak yakın ilgisi bulunmaz. Sadece elinizde kanıt varsa görüş bildirebilir, yoksa susarsınız. Uzun yıllar Adalet Bakanlığı Kimya Dairesi’ni yönetmiş bir biyokimya uzmanı olarak Devlet Denetleme Kurulu raporu ve mezarın açılmasıyla birlikte elde edilen bilimsel kanıtları bir arada değerlendirmem gerektiğini düşündüm. 150’ye yakın yerli - yabancı kaynağı tarayarak ve dipnotlarda yer vererek kaleme aldığım bu bölümde adım adım tüm süreci aktardım. Tüm olasılıkları, yanlış anlamaları, yanlış yönlendirmeleri tartıştım ve ulaştığım sonucu toplumla paylaştım. Turgut Özal’ın ölümüne “atenolol” adlı bir ilaç neden olmuştur.

Özal'ın naaşı neden çürümemişti?
Çürüme, kimilerine göre kalbin durduğu anda, kimilerine göre ölümü izleyen yaklaşık dördüncü dakikada başlar. Otoliz ya da bir anlamda kendi kendini sindirme diyebileceğimiz bir süreçtir bu. Doğa, yumuşak dokunun çürümesini bir biçimde durdurabilir. En iyi bilineni sıcak ve kuru hava koşullarıdır. Sonuçta beden kısmen ya da tamamen mumyalaşır. Çürüme kutup bölgelerinde, kuru ve yüksek irtifada ayrıca Turba bataklıklarında durur. Turgut Özal’ın naaşının çürümemesinin nedeni bir diğer doğal olay, sabunlaşma, teknik terimle mezarlık mumu, ceset yağı ya da kadavra mumu diye bilinen “adiposer” oluşumudur. Bedenindeki yağ fazlalığı, mezara dolan su, ayrıca kefenin varlığı sabunlaşmayı kolaylaştıran faktörlerden bazılarıdır.

MICHAEL JACKSON ÖLDÜRÜLDÜ

Bir diğer merak edilen konu, Pop Kralı Michael Jackson'ın ölümü. Kitapta bu bölüm "Michael Jackson nasıl öldürüldü?" başlığıyla ele alınıyor. MJ nasıl öldürüldü?

Pop Kralı’nın ölümünü bir cinayet olarak ele aldım. Çünkü ciddi uykusuzluk çeken sanatçı, olmayan hasta isimleri uydurarak kontrole tabi uyku ilacı reçeteleri yazan birkaç doktor yüzünden bağımlı olmuştur. Giderek daha yüksek dozda ilaç kullanmak zorunda kalan Michael Jackson’a 25 Haziran 2009 gecesi Dr. Conrad Murray, Jackson’un evindeki yatak odasında, sadece ameliyat öncesi anestezi uzmanlarının denetiminde ve monitörlere bağlı olarak uygulanması gereken bir ilacı serum içerisine katarak uygulamış, kendisi de yanı başındaki koltuğa oturup uyuyakalmıştır. Jackson’un hırıltılarını duymamış ve nefes alamadığı fark etmemiştir. Paramedikler geldiğinde Jackson artık yaşamıyordu. Olay yeri incelemede yapılan hatalar yüzünden Murray kendisini savunabilmiştir.

İnsan hayatında, kişilik temelleri 3-6 yaş arası oidipal dönemde atılıyor. MJ'in çocukluğunda babasıyla yaşadığı sorunların ona benzememek için fiziki görünümünü değiştirmeye kadar gittiğini görüyoruz. Bunu biraz açar mısınız?
Bildiğiniz gibi Michael Jackson 13 kez burun ameliyatı geçirmiştir. Pek çok uzman bu davranışını bir cinsel kimlik kusuru ile açıkladığı halde, Northwestern Üniversitesi psikologlarından Prof. Michael Bailey ısrarla bilinçsiz biçimde babasına benzerliği ortadan kaldırma arzusu olarak açıklıyor. Kitabımdaki “Kral’a pedofil dediler, o aslında Peter Pan’dı” adlı incelemede Michael Jackson’la ilgili pedofili ve eşcinsellik iddialarını ayrıca son yıllarda ortaya çıkan “parafilik infantilizm” gibi tanıları da aktardım. Sevişirken Peter Pan kılığına girmesi de MJ hayranlarının ilgisini çekecektir sanırım.




Kitapta "Dexter'lar ve Dexter olmak isteyenler" diye bir bölüm var. Ben de Dexter hayranıyım. O nasıl bir seri katil? Beğeniyor musunuz diziyi?
Diziyi vakit buldukça, denk geldikçe izliyorum. Hayranlık noktasında olduğumu söyleyemem. Bildiğiniz gibi Dexter’in yaratıcısı yazar Jeff Lindsay’dir. Dizi, 2004’te yayınlanan “Darkly Dreaming Dexter” (Dexter’in Karanlık Rüyaları) adlı kitabına dayanır. Ancak Lindsay’in Dexter’ına ilham kaynağı olan, aslında Miamili polis memuru Manuel Pardo’dur. Çocukluğunda izci, askerliğinde denizci olan polis memuru Pardo, 92 gün içinde dokuz uyuşturucu kaçakçısını öldürmüş ve bu sayede dünyayı pisliklerden temizlediğini iddia etmiştir. Pardo, 11 Aralık 2012 akşamı idam edildi. Dexter şimdilik faaliyetlerini sürdürüyor. Olay yeri incelemede çalışan bir kan lekesi uzmanı olduğundan kanıt bırakmamayı biliyor, en azından bildiğini sanıyor. Ama hatırlatmakta fayda var: Kusursuz cinayet yoktur!

SERİ KATİLLER DE DURUR
Bakıldığında Dexter'da vicdan, empati ve suçluluk duygusu yok. Babasının kurallarını uyguladığı için sadece kötüleri öldürüyor. Sıkı bir eğitimle seri katillerin öldürme dürtülerinin başka bir yöne kanalize edilebileceğini düşünüyor musunuz?
Elbette düşünüyorum. Ayrıca eğitime dahi gerek olmadan cinayetleri kendilerinin de durdurmaları mümkün. Çünkü aynı elden çıktığını kesinlikle bildiğimiz ancak faili bulunamamış bir dizi cinayetin aniden durduğu örnekler sayabilirim. Bu katillerin ölmediklerini de biliyoruz. Çünkü DNA bilgilerine sahibiz. Dolayısıyla, adam öldürmekten bir nedenle vazgeçtikleri gibi bir sonuç çıkartmak gerekiyor.

Suçu öğrenmek mümkün müdür? Bir insan öğrenerek suç işleyebilir mi?
İnsan öldürmeden önce hayvan öldürenler çoktur.

Bir seri katilin belli bir sayıda ve ritüelde işlediği cinayetleri olmalı. Bir kişi ilk cinayetinde de yakalanabilir. Hapiste olduğu icin seri cinayet işleme fırsatı olmayabilir. Sıradan bir cinayetle, seri katile ait bir cinayeti tek bir vakadan yola çıkarak nasıl ayırt edebiliyorsunuz?
Bunu ayırt etmek mümkün değildir. Katiller eskiye oranla daha hızlı yakalanıyor, bu yüzden seri katil sayısı da azaldı.

Ted Bundy gibi korkulacak biri nasıl binlerce hayran kazanabiliyor? Özellikle kadınlar arasında?
Cezaevindeki yakışıklı olsun olmasın mahkumlarla mektuplaşan, hatta idam mahkumlarıyla evlenen çok sayıda kadın var. Bunu psikiyatri uzmanları açıklayabiliyor.

Kitapta haksız yere yıllarca hapiste yatan masum insanların hikâyeleri de var. Tabii yıllar önce teknoloji ve bilimin sunduğu imkanlar sınırlıydı. Günümüzde hangi noktaya geldik?
Cezaevindeki masumların sayısı ancak DNA analizlerinin zorunlu olduğu, görgü tanıklığının standardize edildiği, “ben yaptım” diyenlere kesinlikle itibar edilmediği, her kriminal laboratuvarının iç ve dış denetime tabi olduğu, olay yeri incelemenin yüksek kalitede gerçekleştiği, delil teslim zincirine uyulduğu, otopsilerin uluslararası standartlara uyduğu ülkelerde azalabilir. Ben böyle bir ülke bilmiyorum.

Bütün hayatınızı suçlu profilleriyle, kanıt ve delillerle geçirdiğinizi düşünürsek özel hayatınızda kendinizi bu karanlık sayfalardan nasıl sıyırmayı başarıyorsunuz?
Bu durumu profesyoneller, mesleki duyarsızlaşma diye bir kavramla açıklıyor.

Sizin gibi şüpheci ve akıllı bir kadını kocası aldatmaya cesaret edebilir mi?
Böyle bir şeyi hiçbir zaman merak etmedim, iç huzurumu da buna borçluyum.

“KANIT”, GERİ GELECEK
"Kanıt" dizisiyle sayenizde çok şey öğrendi seyirci. Kitapta da elbette bundan bahsetmeden olmazdı. Başarısını neye bağlıyorsunuz?
100 bölümünü tamamladığımız “Kanıt” farklı bir formattı. Eğlendiren, çağdaş suç aydınlatma tekniklerini ve analitik düşünmeyi öğreten, bir ikincisi dünyada olmayan, zor bir işti. Kadın-erkek, her yaştan, her meslekten kişinin, hatta hakim, hekim, polis gibi profesyonellerin bile ilgisini çekti. Şimdilerde bir TV kanalında tekrarı gösteriliyor. Evvelce izleyenler, katili bilenler, ikinci kez keyifle izliyor, bu kez başka ayrıntılara dikkat ediyor. Hemen her gün çok sayıda kişi bana, hikâye yazarına, yönetmene e-posta göndererek ya da sosyal medyadan yazarak “Kanıt”ın ne zaman, hangi kanalda yeni bölümleriyle yeniden başlayacağını soruyor, bitmiş olmasına kızıyor. Gecenin ileri saatinde gösterildiği halde dört - beş reyting alabilen bir diziydi. Bir gün mutlaka “Kanıt”ın televizyonlarda yeni bölümleriyle yer alacağına inanıyorum.

"Kanıt"ta bazı bölümlerde suçun keşfinin tesadüfler üzerinden seyrettiğini gördük. Örnegin komiser bir delile kahvesini döktüğü için ulaştı. Sizce bazı suçların tesadüf eseri çözülüyor gibi görünmesi izleyicide yetkili kurumlar adına şüphe yaratıyor olabilir mi?
Onlar tesadüf değildir. Sadece polislere, olay yeri inceleme uzmanlarına ya da kriminal laboratuvar çalışanlarına eğitimlerinin bir parçası olarak öğretilen bakmak ile görmek arasındaki farktır.



Paylaş