VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > Tesadüf sandıklarımız gerçeğe hizmet ediyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tesadüf sandıklarımız gerçeğe hizmet ediyor

Azerbaycan’ın en prestijli ödüllerinden Altın Kalem’in sahibi olan Gülay Hüseynova yeni kitabı “ve bir Americano”da okuru aşkın galip geldiği bir hikâyeyle baş başa bırakıyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN







“ve bir Americano” ilk aşkın hayatımızı nasıl etkilediğini gözler önüne seren bir roman. Başkarakter Yaya, tutarsız davranışlarına rağmen bir türlü hayatından tam olarak çıkaramıyor. İlk aşk hayatı nasıl etkiler sizce?

Gerçek aşka inanan birisi olduğum için, bir aşkın insana neler yaptıracağına da çok inanıyorum açıkçası. Çünkü en güzel besteler, şarkı sözleri, şiirler, romanlar, dolayısıyla bu dünyada güzel olan, özellikle sanata dair ne varsa, hepsinin perde arkasında bir acı yatar. Ve genelde bu acının temeli de aşka bağlanır. Bana göre yolu aşktan geçmeyen işler hep biraz eksik kalıyor sanki. Ama aşıkken de önemli olan o duyguları doğru değerlendirebilmek. Aşk var insanı eğitir, büyütür, yüceltir; aşk da var rezil edip bitirir. Bu kısım tamamen kişiye bağlı, tercih meselesi diye düşünüyorum.


Romanın dikkat çeken bir diğer yanı da Yaya ve Sofi’nin dostluğu. Ne olursa olsun kopmamaları ve birbirlerine destek olmaları. Arkadaşlık ilişkilerinin böylesi yozlaştığı günümüzde böyle bir dostluğu anlatarak gerçek dostlukların hala var olabildiğinin altını mı çizmek istediniz?

Esas kızımız olan Yaya karakteri ilk kitaptan çok sevilmişti zaten. Hatta okurların tabiriyle desek, Yaya evin kızı gibiydi artık. İlginç bir şekilde herkes kendini görüyordu onda. “ve bir Americano”yu kurgularken de en az Yaya kadar sevilmesini ve ön planda olmasını istediğim bir arkadaş, gerçek bir dost düşünüyordum Yaya’ya. Sofi’yi yazarken ilham aldığım net birisi yok açıkçası. Arkadaşlarımızın en iyi taraflarının tek bir insanda bütünleşmiş halidir Sofi sanki. Bu yüzden Sofi karakterinin aradığım gerçek dost modelinin hakkını verdiğini düşünüyorum. Kitabın yazarı olarak, benim en çok keyif aldığım bölümler Yaya ile Sofi’nin birlikte olan sahneleridir diyebilirim mesela.

“Duygular gerçek”

Romanın olay örgüsünü kurgularken nelere dikkat ettiniz?

Sanırım bende bir ters köşe sevdası var. Önceden tahmin edilebilir hikâyeleri ne okumak, ne de yazmak istemiyorum. Bir de her roman, kendi türünün duygu ve hislerini gerçekten okuruna yaşatmalı diye düşünüyorum. Okurun kimyasını değiştirmeyi çok seviyorum; gözyaşları içinde bir bölüm okurken birden kahkahalar atsın mesela. Ve bu duyguları yaşatabilmek için önce benim yaşamam gerekiyor. Son yıllarda keşfettiğim bir yazı tekniğim var: her duyguyu değerlendirmek. Diyelim bir gün çok üzgünüm, o akşam oturup dram sahneleri yazıyorum. Bir başka gün çok mutluyum, o gün de o ruh halime uygun bir bölüm yazıyorum. Ya da sinirli ve öfkeliysem, o bölümde kahramanlarımı kavga ettiriyorum, sırf o negatifi yerinde kullanabilmek için. Dolayısıyla benim yazılarımda olaylar genellikle kurgu olsa da duygular gerçek oluyor ve romana bir içtenlik, samimiyet katıyor. Belki de bu yüzden okurlarım, kitaplarımı kendi hayatım, kendi yaşantılarım sanıyorlar.

Kitapta “tesadüf” denilen bir şeyin olmadığına her şeyin bir düzen dâhilinde gerçekleştiğine dikkat çekiyorsunuz...
Kesinlikle. Tesadüf sandıklarımız da aslında belli bir gerçeğe hizmet ediyor. Genel olaraksa bilinçaltı düşüncelerimizin bütün hayatımıza yön verdiğine inanmaktayım. Bir de evrene gönderdiğimiz enerji çok önemli tabii.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163