VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2013 Pazar | Anasayfa > Haberler > Testosteron yüklü Satranç Takımı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Testosteron yüklü Satranç Takımı

Her biri “Keşke filmi ya da bilgisayar oyunu olsa” dedirtecek kadar heyecanlı üç romandan oluşuyor “Satranç Takımı” serisi. İlk roman “Nabız”, 2011’de dilimize çevrilmişti. Serinin ikinci kitabı “İçgüdü” okuruna yine yüksek dozda adrenalin vaat ediyor.

ÖZLEM AKALAN

ABD’li yazar Jeremy Robinson’ın Türkçeye çevrilen ilk kitabı “Nabız”, iki yıl önce yayınlanmış ve 2012’de ikinci baskı yapmış. Ne var ki yazarla ben, ancak ikinci romanı “İçgüdü” sayesinde tanışabildim. Bilim kurgu - gerilim tarzında yazan Robinson, her nasılsa dikkatimden kaçmış.

Bu yazıyı yazmadan önce “İçgüdü” ile birlikte Robinson’un ilk romanı “Nabız”ı da okudum. Zira bu, aralarında henüz dilimize çevrilmemiş olan “Thershold”un da bulunduğu bir üçleme. Anakarakterlerin aynı olduğu hikâyeler, en azından ilk başta, birbirinden farklı gibi görünse de düğüm son kitapta çözülüyor.

Bugüne kadar pek çok macera - gerilim - polisiye romanı için “gerilim dozu yüksek” dedim. Ancak Robinson’ın romanlarını okuduktan sonra bu tanımı en fazla hakeden serinin onunkiler olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Genetiğiyle oynanmış hayvanların, insanların yarattığı vahşet de var bu romanlarda, uluslararası teröristler de. Bol kavga dövüş, kaçıp kovalamaca ve gözümde canlandıramadığım kadar çok sayıda silah, top, tüfek markası. En son teknolojiyle donatılmış, “henüz Amerikan ordusunda bile olmayan teçhizatlardan”, gen biliminin “Acaba mı?” dedirten deneylerine uzanan bir bilim kurgu şöleni.

İlk roman “Nabız”, Millattan Önce 454 yılında, Peru’da başlıyor. Çöl sıcağında aç - susuz ve günlerce süren bir yürüşün ardından boyu iki metreyi bulan bir adamı takip eden müritler topluluğundan geriye sadece 23 kişi kalmıştır. Tanrı - adam bu “en güçlüler”e bir görev verir; toprak zemine dev bir resim çizeceklerdir.

Ölüm pahasına takip edilen kişinin, Yunan mitolojisinin başkahramanlarından Herkül olduğunu bilim insanları ancak 2500 yıl sonra keşfederken, nasıl yapıldıkları her daim merak konusu olan, ancak çok yüsekten bakıldığında görülebilen gizemli Nazca geogliflerinin sırrı da bir bakıma çözülmüş olur.
Bir grup araştımacı insanlık tarihine yön verecek bu buluşu gerçekleştirirken, yine Peru’daki bir gen araştırma laboratuvarda alanındaki en yetkin bilim insanları organların kendi kendilerini yenileyebilmesini temel alan deneyler yapmaktadırlar. Amaç, yaralanan, sakatlanan organların kısa sürede yeniden oluşması ve böylelikle insanlığın sonsuz yaşama kavuşmasıdır.

Tüm bunlar olurken, dünyanın bambaşka bir köşesinde, Sibirya’da bir grup özel eğitimli savaş timi, uluslararası teröristlerin merkezine saldırıp hepsini yok etmek için emir almıştır. İşte zaten Jeremy Robinson’ın üçlemesinin kahramanları da ABD Özel Kuvvetleri’ne bağlı olarak çalışan ve varlığından çok az insanın haberdar olduğu bu “Satranç Takımı”dır. Liderleri, “Şah” kod adlı Jack Siegler’dir. Vezir, Kale, Fil, At ve Koyu Mavi ise, Takım’ın diğer üyeleri. Başkanın özel emriyle kurulan Satranç Takımı, her türlü tehdit ve tehlikeyle mücadele için bir araya getirilmiş teknolojik silahlara ve çok özel eğitime sahip, eğitimli bir birimdir. Gen uzmanlarının kuracakları neredeyse ölümsüz orduyla savaşmak, Takım’ın yeni görevidir.

KADİM SIRLAR
Serinin ikinci kitabı “İçgüdü”de ise Satranç Takımı bu kez, dünyayı tehdit eden ölümcül bir virüsün peşine düşer. İnsanların hiçbir öncül belirti vermeden ölmesi ve ölüm vakalarının azımsanamayacak kadar yüksek olması, son derece bulaşıcı bir virüsün habercisidir.
Satranç Takımı’nın bu seferki görevi, virüsü yok etmektir. Virüsün kaynağına ulaşmak isteyen ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi uzmanlarından Sara Fogg’u koruma görevi Takım’a verilince Vietnam’ın balta girmemiş ormanlarındaki zorlu macera da başlar. Yine kadim bir sır, yine kurtarılmayı bekleyen insanlık.

İki kitap su gibi akıp gidince, Türkçede henüz yayınlanmayan üçüncü kitap “Thershold” hakkındaki bilgilere bakmadan edemedim. ABD’de gerçekleşen terörist saldırının ardından binlerce kişi ölmüştür.
Satranç Takımı’nın bu seferki görevi, olaydan canlı kurtulan tek kişi olan 13 yaşındaki Fiona Lane’i korumaktır. Yine kadim sırlar, antik diller ve elbette kahramanlarımızı görevlerinden alıkoymayı amaçlayan doğaüstü düşmanlar.
Seri her ne kadar üç kitaptan oluşuyor gibi görünse de Jeremy Robinson, Satranç Takımı’nın her üyesinin başrolde olduğu, “Callsign” üstbaşlığını taşıyan romanlar da yazmış. Bunlar seride anlatılan hikâyelere eklemeler yaparken aynı zamanda okurun Takım üyelerini daha yakından tanımasını sağlıyor.

Dört erkek, bir kadın ve kimliğini kimsenin bilmediği, sadece sesi duyulan (Charlie’nin Melekleri’ni hatırlayalım) gizemli Koyu Mavi’nin maceralarını okumak, neredeyse hiç bitiremeyecekmişsiniz gibi görünen görevlerle dolu bir bilgisayar oyunu oynamak gibi. Kitapları okurken “Oyunu olsa ne kadar keyifli olurdu” diye düşünmekten kendimi alamadım. İşin ilginç yanı seri hakkında yorum yapan tüm eleştirmenlerin aynı fikri paylaşıyor olması! Bu nedenden ötürü de bol aksiyonlu, testosteron yüklü sahneleri yüzünden Jeremy Robinson’ın tarzının erkeklerin daha fazla ilgisini çekeceğini düşünüyorum.


Kitabı almak için tıklayınız

İçgüdüİçgüdü

Jeremy Robinson

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam