VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2016 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Toplu konutlar bizim eserimiz
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Toplu konutlar bizim eserimiz

Ali Benice’nin “Neki” isimli öykü kitabı toplu konutlarda yaşayan mutsuz ve yalnız insanların hikâyesini anlatıyor. Kendisiyle bu konutlardaki yıkıcı ve boğucu hayatı konuştuk.

FÜGEN ÜNAL ŞEN




Neki” toplu konutlardaki yaşam tarzını ele alan bir öykü kitabı. Toplu konutlar hayatımızı nasıl etkiliyor?
Toplu konutlar bir mazeret gibi; benim pek anlam veremediğim bir mazeret. Aslına bakarsanız konu hakkında laf ebeliği yapacak durumda değilim sanırım, hayatım boyunca öyle bir yerde yaşamadım. Peki, biz toplu konutları nasıl görüyoruz? Fildişi kuleler, zindanlar, klostrofobinin vücut bulmuş hâli, mahalle kültürünün yok oluşu, nerede o eski bayramlar ve benzeri şikâyetler… Toplu konutlarda yaşamadan da hayatımızı bu doğrultularda sürdürüyoruz sanki. Bina yığınlarını yeni gelişen bir yaşam biçimi oluşturdu, bize onu toplu konutlar dikte etmedi.

İlk öykü, kendi adından bile şüphe eden Âdem Bey’in hikâyesi. Kimdir Âdem Bey?
Âdem, “herhangi bir türe mensup olmayan türde” bir insan. Yani, kitapta öyle anlatmışım. Onun dışında kötü deneyimler yaşamış (ve yaşatmış), gözlerinin içine baktığınızda ilk olarak “vah zavallı adam” diyeceğiniz, sonra da çocuğunuza yanına yaklaşmamasını tembih edeceğiniz görünümde biri. Yaşadığı yerin gerçekten de kendisine ait olduğunu ispatlamaya çalışırcasına taksitlerini ödediği bir evi, boşanmaya üşendiği ve çekindiği bir karısı ve unutmaya çalıştığı hatıraları var… Pek ilginç bir yanı yok Âdem’in.

Kubilay öyle yalnız ki sinir krizi geçiriyor. Onun yalnızlığının, umutsuzluğunun açarı var mı?
Bu öyküleri kurgularken, karakterleri içinde bulundukları çıkmazlardan nasıl kurtarabileceğimden ziyade, hayatı onlara nasıl zindan edebileceğimi düşünüyordum. Âdem ve Kubilay için geçerli olan bu. Âdem için yapacak pek bir şey yok gibi ama Kubilay’ın ihtiyacı olan şey sert bir tokat olabilir. Belki o zaman kendine gelir. Ya da bir terapistten yardım almalı. Bilemeyeceğim, zira benim onunla işim bitti.

Bir diğer öykü tabletine sığınmış, toplu konutlarda büyümeye çalışan bir çocuğun öyküsü. Toplu konutların çocuklar üzerindeki etkisi ne?
Sokakta kendilerini alışveriş arabası gibi sürükleyen ebeveynlerininkinden farklı bir şey olmasa gerek. Yıkıcı, boğucu, biraz da saygısızca muamele gören çocuklar, yıkıcı, boğucu ve oldukça saygısız bireylere dönüşüyor. Yalnızca binaları suçlayamayız.

Sitcom’lardaki gibi bir üslubunuz var. Neden klasik formda yazmayı tercih ettiniz?
Bana doğal gelen buydu. Klasiklerin “demode” değil, “retro” olduğu bir zamandan geçiyoruz. 1980’li yıllar bile yeniden baş tacı edildi… Öykülerimin bir parçası olmak için laf ebelikleri yapmak hoşuma gidiyor. Bunun, gerçekliğin sınır çizgilerinin kırılma noktasına ne kadar yakın olduğu hissini de yarattığını düşünüyorum. Böylelikle fantastik öğelerin, karakterlerin hayallerinin ürünü olması ihtimali de sallantıya giriyor.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163