VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > TSK’da etkili bir din dersi verilmesi için din kitabı yazdım
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

TSK’da etkili bir din dersi verilmesi için din kitabı yazdım

Emekli Orgeneral Edip Başer, anılarını “Kanatsız Uçmak” adı altında kaleme aldı. Başer’in TSK’daki görevlerini, siyasi ve askeri düşüncelerini içeren anılar, Yıldırım Akbulut’tan emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a kadar Türkiye’nin birçok ismini ve önemli olayları da içeriyor. Sizin için bu anılardan alıntılar yaptık.



Bu günlerde Cumhurbaşkanı Özal hâlâ kuzeyden cephe açma (Irak’a) fikrinde ısrarlıydı sanırım. Genelkurmay başkanının daveti üzerine Başbakan Yıldırım Akbulut karargâhı ziyaret etmiş, kendisine çok gizli kaydıyla ihtimalat (olasılık) planlarımız hakkında brifing vermiştik. Başbakanın, mevcut gelişmelerden ve Cumhurbaşkanı Özal’ın savaşa dahil olunmasına taraftar görünen tutumundan çok tedirgin olduğu anlaşılıyordu. Bu tedirginliğin etkisiyle olacak, sunumun belli yerlerinde elini kaldırarak, “Yani biz şimdi Irak’a taarruz mu edeceğiz?” sorusunu yöneltiyordu. Ben de her defasında bunların olasılık planları olduğunu ifade ederek başlangıçtaki açıklamamı tekrarlamak zorunda kalıyordum.”

ÇİLLER’İN DANIŞMANLIĞI

Genelkurmay başkanının beni emrettiğini söylendi. Doğan Güreş Paşa çok kalender yapılı, bu özelliği söz ve davranışlarında kolayca görülebilen bir komutanımızdı ‘Hoş geldin,’ dedikten sonra, emir vermekten ziyade sohbet tarzında ve hiç uzatmadan, doğrudan konuya girerek devam etti: ‘Bu hanımefendi (Başbakan Çiller’den söz ettiğini anlamak zor değildi) benden danışman olarak bir orgeneral istedi. ‘Orgeneral veremem,’ dedim. ‘Korgeneral olsun,’ dedi. ‘Onların da sayısı az ve hepsinin kilit görev yerleri var, onu da veremem. Fakat ben size bu görevi en iyi yapacak bir tümgeneralimi vereceğim’ dedim. Şimdi doğruca Başbakanlığa git, tanış kendileriyle ve en kısa zamanda da Harp Okulu komutanlığını teslim ederek danışmanlık görevine başla. Yanına üç kuvvetten birer kurmay subay verilecek.”
Atatürk’ün söylediği gibi “doğru ve sade olarak” öğretmek gerekirdi. Böylece, askerlik sonrası sivil yaşamlarında ailelerine ve çocuklarına din konusunda doğru bilgiler verebilir, çevrelerinde din konusunda halkı kandıran sahte din adamlarının foyalarını meydana çıkarabilir, din simsarı politikacıların, kutsal duygularını istismar etmesine fırsat vermezlerdi.

ASKERİYEDE DİN DERSLERİ

İslam peygamberinin de söylediği gibi “dünyada her kötülüğün anası cehalet”ti. Din konusundaki cehaleti yok etmeden, bu kavramın arkasına gizlenerek yapılan kötülüklerle mücadelede başarı söz konusu olamazdı. Bu düşünceden hareketle, akşamları çalışarak, temel din bilgilerini içeren taslak bir din bilgisi kitabı hazırlamaya karar verdim. Her biri bir saatlik olmak üzere 52 saatlik ders notları halinde, mümkün olduğunca sade ve kolay anlaşılır ifadeler kullanarak düzenlediğim bu kitapçığı önce karargâhımdaki arkadaşlarımın incelemesini sağladım.
Daha sonra, o zaman henüz Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görevli olan Profesör Yaşar Nuri Öztürk’ü aradım. Kendilerinden, konuyla ilgili bilim adamı gözüyle bu kitapçığı incelemelerini, eleştiri ve düzeltme önerilerini belirlemelerini istedim.Yaşar Nuri Hoca beni arayıp, düzeltecek ve değiştirecek fazla bir şey bulamadıklarını,küçük sayılabilecek birkaç düzeltme dışında mükemmel bir çalışma olarak değerlendirdiklerini söylediğinde, tez jürisinden geçmiş yüksek lisans öğrencisi gibi sevindim.
Ordu komutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, projeyi ordu komutanlığına sunmamızı uygun bulduklarını ifade ederek beni bir kere daha sevindirdiler. Kısa sürede hazırlanan yazıyı imzaladım ve önerimiz ertesi sabahki haberci ekibiyle ordu komutanlığına götürüldü. Bu projemiz ne yazık ki arzuladığımız şekilde sonuçlanmadı.

(Genelkurmay İkinci Başkanı iken) Bir saban arzında bu projeyi ‘Yaşar Nuri Öztürk hocayla işbirliği içinde hazırladığımız din bilgisi kitabı taslağını da ekleyerek) tekrar sundum. Genelkurmay başkanım bu defa, “Eh, olabilir,” diye karşıladı ve ben de bu cevapta bir isteksizlik ya da içten gelerek onaylamadığı havası sezinledim.

Astlar komutanlarının gerçek niyetlerini ve isteklerini onların tavırlarından ve ifade biçimlerinden anlamak durumundadır. Elbette böyle bir hassas konuda komutanımla tartışmak, onu sıkıntıya sokmak istemezdim. Benden daha fazla deneyime sahip olan amirim benim göremediğim bazı noktaları görmüş ve buna göre isteksizlik ifade eder gibi görünmüş olabilirdi. Belki böyle bir öneriyi yaşama geçirmek için uygun bir zaman değildi. Öte yandan, bu din dersi konusunu böyle ısrarla gündeme getirmemin, benim de irtica yanlısı, yobaz bir kişi olduğum şüphesini uyandırmış olması da mümkündü.”

EMEKLİ OLUŞUM

2’nci Ordu Komutanlığı’na atandığımda zamanın Genelkurmay Başkanı bana Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na hep 1’inci Ordu’dan gelinir alışkanlığını bozmak istediğini söylemişti. Ayrıca, iki yıllık ordu komutanlığım süresince Kara Kuvvetleri komutanı olan Orgeneral Hilmi Özkök, kuvvetin önemli projeleri hakkında bana bilgi aktarılmasını sağlamış, kuvvet komutanlığına gitmeden önce bu konularda bilgi sahibi olmamı istemişti. Şuranın imza günü personel başkanı Korgeneral Hasan Iğsız bana ait zarfı verirken, “Çok üzgünüm komutanım,” dediğinde, kuvvet komutanlığına atanma konusunda tercihin ikinci sıradaki arkadaşımızdan yana kullanıldığını anladım. Bu durumda ben doğal olarak emekli oluyordum. Hasan Paşa çok sevdiğim bir general arkadaşımdı. Omzuna vurarak endişe etmemesini, kimsenin bana kuvvet komutanı olacağıma dair söz vermediğini, benim açımdan hizmet dönemimin sonuna sağlık ve yüz akıyla gelebilmenin önemli olduğunu, bugün bu hedefime ulaştığım için mutlu olduğumu söyledim.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam