VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Temmuz 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Tuhaf bir kitap
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tuhaf bir kitap

Daha önce Zeplin gibi bir şey okumadım. Belirgin bir şekilde Kuzeyli oluşunu saymazsak, Karin Tidbeck'in hayal gücü hiçbir sınıfa girmiyor -usul usul, zekice, anlatılmayacak kadar tuhaf... Ve çeşitli. ve tedirgin edici. Ve eğlenceli. Ve gizemli biçimde dokunaklı. Bunlar şahane hikâyeler.


Bu sözler bilim kurgu ve fantastik edebiyatın kült ismi Ursula K. Le Guin'e ait. Bu yüzden temkinli ve bir o kadar da heyecanla açıyorsunuz "Zeplin"in kapağını. Ve daha ilk sayfada dumur oluyorsunuz.

Çünkü karşımızda tuhaf bir hayal gücü var. Tanımlamakta zorlanılan bir hikâye bu. Nasıl desem, sanki dünya edebiyat tarihinin bir kolu yıllardır bilinmeyen bir yeraltı kaynağından akmış da, bu kaynak Tidbeck ile yüzeye çıkmış gibi. Çünkü Tidbeck'in anlatımı için en son kullanılacak kelime; "yeni" veya "ilk."
Zira Tidbeck öncesi ve sonrası olmayan gibi değil de yıllardır devam eden bir kuşağın mensubu gibi yazmış öykülerini. Sadece biz bu kuşaktan habersizmişiz gibi. Çünkü onun metinlerinde kelimeler, var olan çağrışımlarına ek yeni çağrışımlar kazanıyor bir anda. Hatta sizin düşünce hatta hayal dünyanızda o çağrışım çok nadir tedavüle çıkmış olsa da.

Bu yüzden Tidbeck'i tanımlamak zor. Tuhaf da seçilecek en doğru kelime.

1977 Stockholm doğumlu yazarın, edebiyat dünyasını dumur etmesinin nedeni ise, "Zeplin" adını taşıyan öykü kitabındaki "Beatrice" isimli öyküsü.
Bir adamın bir zepline, bir kadının da bir buhar makinesine duyduğu aşkı, hepsinin bir ambarda yaşamasını, bir çocuğun dünyaya gelişini, bir kadının mutsuz evliliği içinde kendini sıkışıp kalmış hissedişini, onun yıllardır söyleyemediklerini bir çocuğun dile getirmesini anlatıyor. En önemlisi bunları, nefes kesen mat derisi ile nazlı nazlı salınan bir zeplin ve yuvarlak karınlı bir buhar makinesi ile dillendiriyor. Ve ortaya absürt diyemeyeceğimiz tuhaf bir hikaye çıkıyor. Nereye koyacağınızı bilemediğiniz ama sanki yıllardır bu tür hikâyeler okuyormuş gibi rahatlıkla kabullendiğiniz...
Dediğim gibi, bu öyküler, öncesiz ve sonrasız durmuyor. Sadece farklı bir yerden seslenirmiş gibi. Kitabın bir diğer öyküsü olan "Agusta Prima"da, öyküye adını veren kahramanın şu sorusu ve aldığı yanıt belki, bu tuhaflığı anlatmaya yardımcı olur:

"Bilmem gerek" dedi Agusta. "Dünyanın doğası nedir?" Cin, dişlerinin iki sırasını da göstererek gülümsedi. "Hangisinin?"
"Zeplin" benim için son ayların en keyifli keşfi oldu. Bence okuyun, seveceksiniz.

ZeplinZeplin

Karin Tidbeck

Detay için tıklayın














Arka bahçenizi yaratın
Kent hayatı, bizleri yeşile ve toprağa hasret bırakıyor. Ama bu yine de kendimize bir küçük bahçe yaratmamıza engel değil. Yani olmamalı.
Çünkü gerçekten isterseniz, bir küçük balkon ya da pencere pervazında kocaman bir bahçe yaratabilirsiniz. Hem de sadece küçük süs çiçeklerinden oluşan bir bahçeden bahsetmiyorum, isterseniz salatanıza katacağınız sebze ve bitkiler de yetiştirebileceğiniz büyülü bir bahçe yaratabilirsiniz.
Ama bunun için elbette ki, bitkileri ve toprağı iyi tanımanız, isteklerini, istemediklerini öğrenmeniz yani emek vermeniz gerekli. Bir de Alfa Yayınları’ndan çıkan Alan Buckingham'ın "Sebze Kitabı"nı edinmeniz...
Kitap, küçük bostanlardan balkonlara bir avuç toprakta nasıl harikalar yaratabileceğimizi anlatıyor. Hem de adım, adım. Bize toprağı da, tohumları da anlatıyor. Bir küçük mutfak pervazında gülümseyen bir bitkinin nasıl serpilip tabağımıza konacağını da...
"Sebze Kitabı" masama konduğundan beri elimden düşmüyor. Evimin balkonuyla ilgili bana türlü türlü hayaller kurdurup duruyor. Mesela marul bile yetiştirebileceğimi öğrendim. Mesela asma sepetlerin domates için harika bir yuva olabileceğini öğrendim ya da pencere önünde turp ve körpe havuçlar yetiştirebileceğimi...
Kapalı alanlarda ise, hem de fazla yere de ihtiyaç duymadan, hardal, tere, maş fasulyeleri büyütebileceğimi.
Özetle; ben bu yaz balkonumu küçük bir bostan yapmaya karar verdim. İzninizle gidip kişniş, Frenk soğanı ve rezene ekeceğim...
Sebze KitabıSebze Kitabı

Alan Buckingham

Detay için tıklayın












Metin Altıok albümü
Sanatçıların adının gündeme gelmesi için yapılan anma ya da saygı albümleri ne yazık ki, o kişinin adını yüceltmek yerine onun yüceliğinden faydalanır. O yüzden, anma albümlerine hep mesafeli durmuşumdur.
Ne mutlu ki, bu konuda beni yanıltan bir albüm çıktı: Anka. Metin Altıok'un şiirlerinden oluşan 22 eserlik albümü, öyle sevdik ki, gece-gündüz, takıntı halinde ailece dinliyoruz. Özellikle de Mırady’nin Kırmançice yorumunu ve İlhan Cihaner’in eşi Muhteber Cihaner’in “Zor Zamanda Gazel”ini... Tabii Kardeş Türküler'in yine muhteşem olduğunu, Birsen Tezer'in dinleyicinin kalbini kâğıt gibi kesen sesini de... Veya Fazıl Say'ın eserini, Candan Erçetin'in yorumunu da... Bu yüzden bu sıralar bizim gündüzlerimiz de gecelerimiz de Metin Altıok şiirleriyle geçiyor.








Herkes için Pop Sanat!
Amerikan pop kültürünün ikon isimlerinden Andy Warhol'un "Herkes İçin Pop Sanat" adını taşıyan sergisini 20 Temmuz'a kadar Pera Müzesi'nde gezebilirsiniz. Sergide Warhol’un (1928-1987) Campbell’s Soup, Kovboylar ve Kızılderililer, Tehlikedeki Türler, Çiçekler, 20. Yüzyıldan On Yahudi Portresi dizilerinin yanı sıra, Mick Jagger ve Lenin gibi ünlü isimlerin portreleri de yer alıyor. Sergi, Slovak asıllı sanatçının Slovakya Modra’daki Zoya Müzesi koleksiyonundan derlendi. Amerikan hayat tarzını sorgulayan, sanatında kitle kültürü malzemelerini kullanan, çoğaltılabilirlik ve yeniden üretilebilirlikle içerik ve formu önemsizleştiren Andy Warhol sergisi, Türkiye’de ilk kez sergilenecek serigrafi dizilerini ve desenlerini izleyiciyle buluşturuyor.



Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam