VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
19 Nisan 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Tuhafların tuhaf tarihi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tuhafların tuhaf tarihi

Bayan Peregrine’nin tuhaf çocuklarının atalarıyla tanışmaya hazır mısınız? Kibar yamyamlardan ilk ymbryne’ye, yılan dilli prensesten salyangoz prense tuhafların tarihine ışık tutacak bir kitap.

ÖZLEM AKALAN




Ransom Riggs’in “Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları”yla başlayan, “Gölge Şehir” ve “Ruhlar Kütüphanesi”yle devam eden serisine yeni bir halka eklendi: “Tuhaf Masallar”. On öyküden oluşan bu kitap aslında üçlemenin “tuhaflarının” tarihçesi niteliğinde. Tarihi kaynakları ve söylenceleri araştırarak kitabı hazırlayan ise Peregrine’nin çocuklarından, tanıdık biri; Millard Nullings. Hani şu görünmez tuhaf.
Millard Nullings, “Maarif Doktoru ve Tıp Şirürji Bakaloryası Maliki” sıfatlarıyla imzalamış bu araştırmasının önsözünü. Eski dostumuz, “Bu masallar yetiştirilme tarzımızın en biçimlendirici ve sevdiğimiz parçasıydı” sözleriyle başlıyor anlatmaya ve devam ediyor: “Bu yaşına gelene dek onları o kadar çok okudun ve dinledin ki en sevdiklerini kelimesi kelimesine ezberledin. Ama eğer tuhaflığını henüz keşfeden şanssızlardan biriysen ya da tuhafların edebi eserlerine ulaşım şansının olmadığı koşullarda büyüdüysen şahsen yazdığım bu kısa el kitabını okuyabilirsin.”

Nullings “Tuhaf Masalları” en sevilen halk masallarının bir derlemesi olarak sunuyor: “Kadim zamanlardan beri nesilden nesle aktarılan ve genç tuhaflara yönelik kaleme alınan hikâyelerin her biri kısmen gerçeklerden, kısmen peri masallarından, kısmen de kıssalardan oluşuyor.”
Dünyanın farklı köşelerinden derlenen bu masallar elbette yıllar içinde değişimler göstermiş. Ancak biri var ki, olayları bizzat yaşayan kişi tarafından kaleme alınmış. Tıpkı Bayan Peregrine gibi ymbryne olan Ymeene’nin hikâyesi. Tarihin ilk ymbryne’si kendi dönüşüm hikâyesini anlatırken aynı zamanda tuhafların çok önemli bir tarihine, ilk zaman döngülerinin kurulmasına da ışık tutuyor.

Hem tarih hem efsane
Nullings önsözünde bu kitapta anlatılanların gerçeklik payına olan güvensizliğini sıklıkla vurgulasa da günümüze dek gelmelerini alelade hikâyelerden çok daha fazlası olmalarına bağlıyor. “Onlar gizli bilgilerin taşıyıcısıdır. Sayfalarının arasına gizli döngülerin yerleri, bazı önemli tuhafların gizli kimlikleri ve bir tuhafın bu düşmanca dünyada hayatta kalmasına yardımcı olacak diğer bilgiler şifreli bir şekilde iliştirilmiştir” diyerek hikâyelerin önemine dikkat çekiyor.

Kendini hikâyelerin korunmasına ve yaygınlaştırılmasına adayan Nullings, elbette tüm tuhaflar kadar onların sıra dışı hayatlarını merak eden biz fani “normaller”in de hoşuna gidecek bir işe imza atmış.

Fotoğraf yerine illüstrasyon
“Tuhaf Masallar” aslında biraz da Harry Potter’ın yaratıcısı J. K Rowling’in “Ozan Beedle’ın Hikâyeleri”ni anımsatıyor. Büyücülerin çocukken dinledikleri/okudukları bu hikâyeler nasıl ki onları tarihte gezintiye çıkarıyorsa, “Tuhaf Masallar” da aynı görevi üstleniyor.
16 yaşında bir çocuğun dedesinin öldürülmesiyle birlikte tuhafların dünyasını ve kendi tuhaflığını keşfetmesini anlatan “Bayan Peregrine’nin Tuhaf Çocukları”, tüm dünyada yok satmış, Tim Burton tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Edebiyat ve film eğitimi aldıktan sonra beş yıl boyunca senaryo yazan, yayınevlerinde çalışan Ransom Riggs, eskicilerden topladığı fotoğraflardan ilham almış, bu fotoğraflardaki tuhaf karakterlerin gerçek hayat hikâyelerini bilmediği için onlara hikâyeler uydurarak kitabını oluşturmuştu. “Tuhaf Masallar”ı bu kez fotoğraf değil, Andrew Davidson imzalı illüstrasyonlar süslüyor. Riggs, “Bu kitapta anlatılan tuhaflıklara uygun fotoğraf yoktu” diyerek bu seçimin sebebini açıklıyor ve ekliyor: “Bu kitabın tıpkı Bayan Peregrine’nin kitaplık raflarında bulabileceğiniz türden, birkaç yüzyıllık gibi görünen bir el basması olmasını istedim.”

Kadın mı kuşa, kuş mu kadına dönüşüyor?
Nullings’in “Hem ahlaki bir ders, hem heyecan verici ve sürükleyici bir hikâye hem de tuhafların tarihine ışık tutan önemli bir kronolojidir.” sözleriyle başlayan “İlk ymbryne” isimli öykü, pek çok okurun ilgisini çeken bir konuya da açıklık getiriyor. Kadınlar mı kuşa, kuşlar mı kadına dönüşüyor? İşte işin aslı… “İlk ymbryne kuş suretine bürünebilen bir kadın değil, kadın suretine bürünebilen bir kuşmuş. Bir çakırdoğan ailesine doğmuş ama bu azılı avcılar, hiç beklenmedik anlarda kız kardeşlerinin uçamayan, etli butlu bir yaratığa dönüşmesinden, geçirdiği ani büyüklük değişikliğiyle onları yuvadan tepetaklak atmasından ve çıkardığı o garip bebek sesi yüzünden avlarının berbat olmasından hiç hoşlanmıyormuş. Babası ona Ymeene adını vermiş ki bu, çakırdoğanların kulak tırmalayıcı dilinde “acayip olan” anlamına geliyormuş.” Ve bir bilgi daha; kuşa dönüşebilen kadınlara türlerinin ilk örneğinin şerefine ymeeneler demeye başlamışlar ama aradan geçen zamanla ve İngiltere’deki aksanların yavaş yavaş geçirdiği evrimle bu sözcük ymbryne halini almış.

Paylaş

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
19 Nisan 2017 Yıl : 12
Sayı : 158