VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2010 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Türkçeyi en güzel yazan adam
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Türkçeyi en güzel yazan adam

Türkçe’nin en kıvrak ve maharetli kalemlerinden biri olan Refik Halid Karay’ın tüm eserleri İnkılâp Kitabevi tarafından orijinal diline bağlı kalarak yayımlamaya başladı.

Yonca Boztunalı

Refik Halid’in yazıları niçin Türkçe’nin en güzel örneğidir? Bu sorunun cevabını, Karay’ın kendi sözlerinde buluyoruz:

“Ben eserlerimi zorlama bir dil ile değil, konuşulan Türkçe ile yazıyorum. Konuşulan dilde karşılığı olmayan bir mânâya kelime uydurabilirim. Ama bu, halkın anlayacağı bir kelimedir. Meselâ ‘muhtekir’ için ‘vurguncu’ dedim ve bu kelime dilimize yerleşti. Fakat anlatılmak istenen mânânın gerçek karşılığı olamayan, halk tarafından da kullanılmayan uydurmalardan hoşlanmam. Hele, monotonluğu gidermek için mütemadiyen ters cümle kurarak grameri zorlayan ve daha gürültülü bir monotonluk getiren yazıları hiç sevmem. Bunlar Türkçeyi bozuyorlar. Yenileri bu yüzden tenkid edebilirim. Seçtikleri konu hep ‘rejyonal’ olduğu halde onları daha çok lisanları bakımından beğenmiyorum.”

Mudurnu’dan İstanbul’a göç etmiş Karakayış ailesine mensup maliye başveznedarlığı ve Osmanlı Bankası nazırlığı görevlerini yürüten Mehmet Halid Bey’in oğlu Refik Halid, 15 Mart 1888’de İstanbul Beylerbeyi’nde doğmuştur. Şemsü’l-Maarif ve Taş Mektep’te okumuş, daha sonra Galatasaray Sultanisi’ne, buradan da Mekteb-i Hukuk’a geçmiştir. Ancak ne Galatasaray Lisesi’nden ne de Hukuk Fakültesi’nden mezun olabilmiştir. Bir ara Maliye Nezareti’nde katiplik yapmış, daha sonra Meşrutiyet’in ilanıyla gazeteciliğe başlamış; önce Servet-i Fünun’da, sonra Tercüman-ı Hakikat’te çalışmıştır. Kendisi Son Havadis adında bir gazete çıkarmış, ancak bu çok uzun sürmemiştir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası iş başına gelince Altıncı Belediye Daire Başkatibi olmuş, Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesiyle İstanbul’dan sürülmüş, Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik’te (1913-1918) sürgün hayatı yaşamıştır. Daha sonra İstanbul’a dönmüş ve Damat Ferit Paşa hükümeti döneminde Telgraf Umum Müdürü olarak görev yapmıştır. Milli Mücadele’ye karşı tavır alması nedeniyle ‘yüzellilikler’ listesine alınmış ve yurdu terk etmiş, hayatının on beş yılını Beyrut ve Halep’te sürgün olarak geçirmiştir. 1938’de çıkan Af Kanunu ile 50 yaşında iken yurda dönmüştür.

Yakup Kadri, anılarında bu affın Mustafa Kemal tarafından Refik Halid’in hatırına çıkarıldığını iddia edecektir. Özellikle Hatay konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin davasını savunmuş, Halep’te yayımlanan Vahdet gazetesinin yöneticiliğini yürüttüğü sırada Suriye aleyhine yazılar yazmış, Antakyalı gençlerle gizli toplantılar yapmıştır. Bu durum Suriye hükümetini rahatsız etmiş, tam sınır dışına çıkartılacağı dönemde bu Af Kanunu ile üstadın yurda dönmesi sağlanmıştır.

ROMANLARINI SÜRGÜN DÖNÜŞLERİNDE YAZDI
Refik Halid, neredeyse bütün romanlarını sürgün dönüşlerinden sonra yazmıştır. Sinop sürgünü dönüşünün hemen ertesinde yayımlanan “Memleket Hikâyeleri”, hikâyeciliğimiz bakımından dönüm noktası değeri taşır. Maupassant etkileri görülen bu hikâyelerde Anadolu’nun sefaleti, geri kalmışlığı anlatılırken, saflığı, yüceliği de vurgulanmış, gerçekçi bir gözlemle Anadolu’yu her yanıyla kaleme almış ve edebiyat dünyasında büyük bir heyecan yaratmıştır. “Ben Anadolu’yu bir köylü olarak değil, varlıklı bir şehir delikanlısı olarak gördüm ve anlattım” der Refik Halid.

Ahmet Hamdi Tanpınar, İstanbul Türkçesiyle yazan Refik Halid’den “Fecr-i Ati’den Refik Halid Karay’ın sanatı Maupassant’a çok yakındır. 1917’de sürülmüş olduğu Anadolu’dan döndükten sonra Yeni Mecmua’da neşrettiği Memleket Hikâyeleri’nde, 1910 yıllarındaki hikâyelerinin nihilizminden sıyrılarak daha köklü bir müşahedeye döner. Refik Halid görmesini bilen ve gördüğünü verebilen muharrirlerdendir.” diye bahseder.

Memleket Hikâyeleri ‘köy edebiyatımızın’ nüvesini teşkil eder.

Edebiyatın hemen her türünde boy göstermiş, ürün vermiş bereketli bir yazar, Refik Halid. Hikâye, roman, anı, mizah, kronik, deneme... Eserleri gibi hayat hikâyesi de oldukça etkileyicidir. Onun hayat hikâyesinde iz sürerek yakın tarihin sıkıntılı zamanlarını bulabilirsiniz. Anıları, bazı kronikleri ve yazılarıyla yakın tarihimize ayna tutar... Prof. Dr. Ali Birinci, İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlanan Refik Halid Karay-Ankara adlı eserinin giriş bölümünde şöyle der: “Yirminci asırda Türkçe’nin en kıvrak ve maharetli kalemlerinden biri ve belki de birincisi Refik Halid Karay’dır.

EDEBİYAT YAŞAMIN TA KENDİSİ
Sadece zarif ve latif üslubuyla değil, aynı zamanda hayat hikâyesiyle de çok dikkate değer bir şahsiyet olan Refik Halid’in yazdığı hâtıraları da bir taraftan tatlı ifadesiyle diğer taraftan da bir dâvânın veya siyasi inancın ambargosu altında olmayan muhtevasıyla yakın tarihimiz için çok kıymetli bir bilgi kaynağı olmuştur. Hakkında yazılan kitaplara hayatı hakkındaki meçhûller ve ulaşılan yeni vesikalar, bilgiler hayat hikâyesine çok ciddi katkılar getirmektedir. Bu da edebiyat tarihinde hayatı; yazılmamış çok cazip bir roman olan bu kıymetli ve hâlâ büyük nispette meçhûl şahsiyeti, bir kere daha gündeme getirmektedir.”

İnkılâp Kitabevi çok doğru ve yerinde bir kararla, “Türkçeyi en güzel yazan adam” olarak tanınan Refik Halid’in tüm eserlerini yeni kapak tasarımlarıyla ve en önemlisi orijinal diline bağlı kalarak yayımlamaya başladı. Böylelikle “Refik Halid’in eserleri günümüz Türkçesine uyarlanarak katledilmiştir,” “Sadeleştirme nedeniyle Türkçesi katledilen Refik Halid...” gibi eleştiriler bertaraf edilmiş oluyor. Karay Ailesi ile birlikte yürütülen bu proje çerçevesinde usta yazarın şu ana kadar raflarda yerini alan kitapları: “Kirpinin Dedikleri, Minelbab İlelmihrab, Ago Paşa’nın Hatıratı, Anahtar, Çete, Üç Nesil Üç Hayat, Bir Ömür Boyunca, 2000 Yılın Sevgilisi, Nilgün, Memleket Hikâyeleri, Yüzen Bahçe, Gurbet Hikâyeleri/Yeraltında Dünya Var, Sürgün, Bir Avuç Saçma, Dört Yapraklı Yonca, Guguklu Saat, Ay Peşinde, Kadınlar Tekkesi, Bir İçim Su, Tanrı’ya Şikâyet ve Bugünün Saraylısı.”
Günümüzün edebiyatseveri, Refik Halid’in kitaplarında sadece eşsiz bir üslup, mükemmel bir gözlem gücü, handiyse kolunuzdan tutup içine alıverecekmiş gibi sahici bir tasvir yeteneği bulmakla kalmaz; edebiyatın yaşamın ta kendisi olduğu gerçeğini de kavrayıverir.

Refik Halid Karay’ın eserlerinde bugünün okurunun, gençlerinin bilmediği, yabancısı olduğu sözcükler vardır kuşkusuz. Ancak hiç de öyle abartılacak, mevzu edilecek sayıda değildir. İnkılâp Kitabevi, üstadın üslubuna, kıvrak diline bağlı kalarak hazırladığı yeni basım kitaplarda, bu tür sözcüklerin günümüz Türkçesindeki anlamlarını, karşılıklarını sayfaların altında dipnot olarak vererek genç okurlar için de bir okuma şöleni sunuyor.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163