VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Türkiye’de Amerika’da olduğumdan daha yaratıcıyım
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Türkiye’de Amerika’da olduğumdan daha yaratıcıyım

Çizgi roman sanatçısı, karikatürist ve illüstratör Kutlukhan Perker sadece çizgi roman/öykü yayımlayacak olan Kara Karga Yayınları‘nı kurdu; yayınevinin ilk kitabı da kendisine ait olan “Büyüklere Masallar”.

İPEK CEYLAN ÜNALAN


Çizgi roman sadece tayt giyen süper kahramanlardan, pelerinli savaşçılardan, fantastik canlılardan ve kovboylardan ibaret değildir. Tıpkı sinemanın sadece büyük starlarla dolu büyük bütçeli filmlerden ibaret olmaması gibi. Tıpkı müziğin sadece ünlü süper star şarkıcılardan ve sahne şovlarından ibaret olmaması gibi. Tıpkı edebiyatın sadece milyonlar satan, nobel ödüllü yazarlardan ibaret olmaması gibi. Çünkü sinemada bir de Fellini vardır. Antonioni vardır. Coen kardeşler, David Lynch, Nuri Bilge Ceylan, P.T. Anderson vardır.” Bu sözler çizgi romanlar yayınlamak üzere yola çıkan Kara Karga Yayınları‘nın manifestosundan. Destek Medya çatısı altında kurulan Kara Karga’nın yayın yönetmenliğini Gırgır, Dıgıl, Hıbır, LeMan, Penguen dergilerinde ve New York Times gibi dünyaca ünlü yayınlarda çizerlik yapmış olan Kutlukhan Perker üstleniyor. Kara Karga Yayınları‘nın misyonu alışılmadık, orijinal ve akılcı her türlü yerli ve yabancı çizgi hikayeler yayımlamak. Yayınevinin ilk kitabı ise Kutlukhan Perker imzalı “Büyüklere Masallar” isimli çizgi roman. Perker’le yayınevinin kurulma hikayesini ve yeni kitabını konuştuk.

Daha önce Rock Kazanı, Pilot, Harakiri ve Türk Mucizesi dergilerini kurmuştunuz. Şimdi ise yeni bir oluşum meydana getirdiniz, bir yayınevi kurdunuz. Nasıl başladı Kara Karga’yı kurma hikayeniz?

Sadece çizgi roman ve öykü yayınlayacak bir yayınevi kurmayı çok istiyordum. Ama harekete geçmiyor, dergicilik boyutunda kalıyordum. Gelen tekliflere de çok sıcak bakamıyor, mesafeli duruyordum. Çünkü çizgi roman/ öykü yayıncılığı çok meşakkatli bir alan. Herkesin hakim olduğu bir alan değil. Çok çalışmayı, çabalamayı, pes etmemeyi gerektiriyor. Destek Yayınları‘ndan Yelda Cumalıoğlu’ndan bir teklif geldi. Çok heyecanlandım ve kabul ettim. Böyle başladı Kara Karga’nın hikayesi.

Neden Kara Karga peki?

Çünkü herkes korkuluk, biz kargayız...

Amerika’da yaşadınız ve orada The New York Times, The Washington Post, The Wall Street Journal, The New Yorker gibi yayınlar için çizdiniz. Amerika ile Türkiye arasındaki mizah anlayışı hangi açılardan birbirinden farklı?

Bir kere şöyle bir şey var; Amerika’da bir yayının uzun süre yayınlanabilmesi için ciddi bir hazırlık yapılıyor. Uzun vadede bir senaryo yazılıyor. Karakter tanıtıldıktan sonra tanınırlılığını arttırmak için tshirtlere, kupa bardaklara, çantalara vs karakterin resimleri çiziliyor. Yani Amerika’da çok daha stratejik çalışılıyor. Türkiye’de ise daha az kalıcı oluyor karakterler. Günü, ayı kurtarmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. Mesela şöyle bir örnek vereyim. Ben çocukken Snoopy karakteri moda olduğunda henüz Peanuts karakterleri yayınlanmamıştı. Daha sonra diğer Peanuts karakterleri de yayınlandı ve Peanuts markası böylece tanınmış olmuştu.

Türkiyede mi mizah yapmak kolay Amerika’da mı?

Amerika’da yaşayıp Amerika’da çizmek eğlenceli ama Türkiye’deki mizah dergilerinde çizmenin benim için ayrı bir tadı var. Amerika’da sistemli bir çalışma temposu var. Bir nevi otomatiğe bağlanmış gibi çizmeni istiyorlar. Evet, sistemli çalışmak olumlu bir şey ama bu durum çizeri bir noktadan sonra sıkabiliyor ve yapılan iş yaratıcılıktan uzaklaşabiliyor. Maalesef bu büyük bir handikap... Türkiye ise yaratım sürecinde kendini ifade etmek daha kolay. Türkiye’de Amerika’da olduğumdan daha yaratıcı hissediyorum kendimi...

Sürekli aynı karakteri çizmek sizi sıkıyor mu Pek sevmiyorsunuz sanırım...

Sürekli aynı karakteri çizmeyi sevmemek değil de farklı çalışmalar yapmayı seviyorum. Stil, çok şiddetli bir şey. Tek bir stil altında kalmayı pek sevmiyorum. Aynı karakteri çizmenin bir çatısı ve etrafında duvarları varmış gibi geliyor bana. O baskı da beni boğuyor. Stilsizlikten bahsetmiyorum ama bir çok stilin olması beni daha iyi tanımlıyor diyebilirim. Bir çok stil çizmek çok daha feminen çok daha estetik çok daha doğurgan bence.

Büyüklere masallar tek bir tema üzerinden gitmiyor. Pek çok farklı konu işliyor. Kitaptaki hikayelerin ortak özelliği 12 kare olmaları, bir kaçı hariç... İçlerinden uzatmayı düşündüğünüz hikayeler var mı?

Bir ve ya iki karakteri alıp uzun çizgi roman yapmak istiyorum. Bakalım, belki bir seri bile yapabilirim. “Büyüklere Masallar”ın da ikinci ve üçüncüsü de yayınlanacak. Kısa hikayelerden oluşan çizgi öyküler anlatmaya devam edeceğim.

Yazmak mı sizi daha iyi anlatıyor çizmek mi?

İnsanlar beni çizer olarak tanıyorlar ben de kendimi çizer olarak tanımlıyorum. Çizmeseydim anlatmayı da tercih etmezdim. Dolayısıyla çizmek beni daha iyi anlatıyor. Ama hikaye anlatmayı da çok seviyorum. Kişisel sohbetlerimde de hikayeler anlatırım arkadaşlarıma.Hikaye anlatmanın metotlarından sinemayı da şarkıları da severim. Hikaye anlatmayı severim ama çizmek bambaşka...




Paylaş