VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Türkiye’nin delilik tarihi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Türkiye’nin delilik tarihi

Rüya Kılıç’ın kaleme aldığı “Deliler ve Doktorları: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik” delilerle ilgili yasaklar, kurallar, deliliğin nasıl algılandığı ve bimarhanelerin durumunu ele alıyor.

Ayla Akbuar

Türkiye’de psikoloji ve psikiyatrinin gelişimi ve tarihi üzerine bilgi edinmek istediğimizde, ne yazık ki bu alanda yazılmış çok fazla kaynak olmadığını fark ediyoruz. Tıpkı gündelik hayatımız içinde akıl sağlığıyla ilgili sorunlar yaşayan insanların durumuyla yüzleşmekten fazla hoşlanmadığımız gibi, sanki bu konudaki sosyal tarihimizin ayrıntılarını da görmezden gelmeyi seçiyor gibiyiz.

Bu anlamda, Rüya Kılıç’ın kaleme aldığı “Deliler ve Doktorları: Osmanlı’dan Cumhuriyete Delilik” adlı çalışma, oldukça ihmal edilmiş bu alandaki önemli bir eksiği kapatıyor. Dr. Rüya Kılıç, tarihçi olmasının etkisiyle olsa gerek, “Mazhar Osman ve Dönemi Mecnunları, Mekanları, Dostları” (ed. Şahap Erkoç- Olcay Yazıcı, İstanbul: Argos İletişim Hizmetleri, 2006)” adlı eserdeki hasta fotoğraflarına bakarken, böylesi bir çalışma yapmayı kafasına koymuş. O kitaptaki ‘her donuk karenin ardındaki hayata’ duyduğu merak, ne mutlu ki bu belge niteliğindeki kitabın bizlere ulaşmasını sağlamış.

Mesleğinin tarihini merak eden bir doktorun değil, ‘delilerin karanlıkta kalan tarihini’ merak eden bir tarihçinin gözünden yazılmasının, bu çalışmayı daha da farklı kıldığını söylemek isterim. Osmanlının son zamanlarından başlayıp Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan dönem boyunca delilerle ilgili yasaklar, kurallar, deliliğin nasıl algılandığı ve bimarhanelerin durumu gibi konular, çok detaylı anlatılıyor. Tüm bu süreçte doktorların psikiyatri eğitimiyle ilgili karşılaştıkları zorluklar, Türkçe kitap eksikliği, klinik yetersizlikler, ardından üniversitenin kuruluş aşaması, Mazhar Osman dönemi ve etkisi, delilere dair vakalarla anlatılanlar, ülkemizde psikoloji ve psikiyatrinin nereden nereye geldiğini anlatması açısından çok etkileyici.

Kitap, uzun süreye yayılan delilerin barınabileceği mekanın sorun olduğundan bahsediyor. O dönemde, delilerin gideceği Toptaşı’ndaki bimarhanenin şartları çok zordur. 150 kişilik kapasitesine rağmen 700 kişiye ulaşan mevcudu, içerideki hastaların “insani” koşullar altında barındırılmasına elvermemekte. Çünkü deliler ‘hasta’ olarak değerlendirilmeyip para harcamaya da değer bulunmuyorlar. Üstelik, bu sözünü ettiklerimiz, çok uzak bir geçmişe ait koşullar da değil; Cumhuriyet kurulmadan hemen önce bu ülkede delilere ve akıl hastalığına yaklaşım çok katıdır. Toptaşı’ndan çıkmak ancak Cumhuriyet Türkiye’sinde mümkün olur. Bakırköy’e bir yılda nakledilen hastaların geldiği yer artık bimarhane değil, hastanedir. Dönemin ünlü simalarından Mazhar Osman bu sürece damgasını vurur ki, kitapta ona dair birçok detayla karşılaşıyoruz.

Mazhar Osman’ın çabalarının hakkı teslim edilmekle birlikte, onun meseleye bakış açısına ilişkin “ilginç” görüşlerine de yer veriliyor kitapta. Sözgelimi, “Freud’u Viyana’da doğan ‘haşarı fikir’ olarak nitelemesi, hastalara soru-cevap usulüyle tahlil yönteminin ‘hastaları değilse de doktoru yoracağını’ savunması ve teşhis ve tedavide Freudyen yönteme ‘pek az’ kıymet verdiğini söylemesi” gibi ayrıntılar, oldukça çarpıcı. Bunun yanısıra, Mazhar Osman ve öğrencilerinin tuttuğu notlardan derlenmiş delilik vakaları sadece doktorlar tarafından düşülmüş kayıtlara dayansa da ilgi çekici. Hasta ve hasta yakınlarının ağzından bu vakaları okuyamamak, yazarın da belirttiği gibi bir eksiklik ama yine de daha önce ele alınmamış bir konuyu ele alması açısından çok kıymetli.


Deliler ve DoktorlarıDeliler ve Doktorları

Rüya Kılıç

Detay için tıklayın

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163