VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Kasım 2013 Cuma | Anasayfa > Haberler > Uçmayı öğrenmek
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Uçmayı öğrenmek

Yazmayı uçmaya benzeten Kuyaş, bir sonraki kitabında “yürekle yapılan bir yolculuk”u yazacağını söylüyor.

Nilüfer Kuyaş





Kendimde ummadığım kapasiteler keşfediyorum. İnsan olarak ve yazar olarak. Hayatın ve yazarlığın öyle bir çağındayım.
Daha önce aklınızdan bile geçirmediğiniz şeyleri yapabiliyor olmak hoş bir duygu.
İlk romanım “Yeni Baştan”, simülasyon programıyla bilgisayarda uçak uçurmak gibi bir şeydi. Bol hata yaptığım baş döndürücü bir oyun. Bilgisayara gerçekleştiremeyeceği komutlar verip, havada enfes perendeler atıyordum. Zaman makinesine bindim, 1960’la 2000 yılı arasında gittim geldim. Eğlenceliydi.
İkinci romanım “Ada’daki Ev” bambaşkaydı, ilk defa gerçekten uçak kullanmakla özdeşti adeta. Yanlışa yer yoktu. Tehlike ciddiydi. Çetin hava muhalefetiyle karşılaştım. O uçağı emniyetle yere indirmek kolay olmadı. Romanın sonunda tam da böyle bir metafor var: Uçak kabini yapay rahim olmuş, yolculuk da zor bir doğum sanki. Geçmişten sıyrılıp, geleceğe doğmak.
Yeni yayımlanan üçüncü romanım “Serbest Düşüş”, hiç bilmediğim halde ilk defa helikopter uçurmaya benziyordu, motor ve pervane gürültüsünün içinde derin bir sessizlik aramak diye tanımlayabileceğim bir çılgınlıktı. Şimdi de, burada olmanın derin baş dönmesi. Artık ses hızında giden bir jet kullanmaya hazır hissediyorum kendimi. Daha sonra belki balon uçurmak veya uzay yolculuğu yapmak gibi şeyler deneyeceğim, kimbilir. Dediğim gibi, insan yazdıkça ve yaşadıkça, ummadığı şeyler yapabildiğini keşfediyor.
Denizi düşünün mesela. Hiç eğitim görmemişsiniz, kaptan ehliyetiniz yok, haydi bakalım gemiyi şu kayalık boğazdan açık denize çıkart, diyorlar. Sonra da bizi İstanbul’dan Lizbon’a götür. Terör basar insana. Ama inanılmaz eğlenceli, nefes kesen bir macera olacağı da kesin. Roman yazmak aynı böyle bir şey.
Bir başka benzetme: Hiç deneyiminiz yokken, gel falanca vadideki çağlayan bölgesinde rafting yap diyorlar. O da yetmiyor, yüce bir dağ tırmanacak, koyu bir orman geçeceksiniz. Üstelik kalabalık bir kafilenin sorumluluğu üzerinizde, lider sizsiniz, yarattığınız kahramanlar gözünüzün içine bakıyorlar, o insanları güvenlik içinde varılacak yere ulaştırmanız gerekiyor. İlk defa çadır kuracak, geyik avlayacak, vahşi doğada hayatta kalacaksınız. Buyurun bakalım.
Fazla uzatmayacağım. Ama şöyle farz edin: Bütün bu çılgınlıklara denk düşecek kıvraklıkta duygu manevraları yapabildiğinizi düşünün, denizaltıyla okyanus keşfeder gibi insan ruhunun derinliklerinde dolaşabildiğinizi hayal edin.

OKUR DA KAFİLEDEN BİRİ
Yazmak böyle bir şey. İfade edilemeyeceğini düşündüğünüz bir haksızlığı, ağıza alınmaz saydığınız bir utancı dile getirebilmek. Kalbinizi yırtan bir aşkı, damarlarınızı çatlatan bir arzuyu, kaldıramayacağınıza inandığınız bir ihaneti kelimelere dökmek.
Unuttum sandığınız bir gurur kırıklığını, ameliyat yapar gibi cımbızla açtığınızı, kuralları tam anlamadığınız halde satranç oynamaya başladığınızı düşünün.
Varsayın ki, ölmüş birine gönül borcunuzu ödüyorsunuz, akıl almaz bir sevinç seline kapılıyorsunuz, yahut da sizi bıçakla tehdit eden bir saldırganın elinden hikâyeler anlatarak kurtulmaya çalışıyorsunuz.
Issız bir yoldasınız, otomobili süren kişi aniden rahatsızlanıyor. O güne kadar direksiyona el sürmediğiniz halde, şimdi otomobil kullanmak zorundasınız. Yazmak öyle bir şey.
Okur da kafileden biridir, bütün bu manevraları yazarla birlikte öğrenir ve bir dahaki kitapta, kimse onu aynı şekilde kandıramaz.
İlk deneme kitabım “Başka Hayatlar”, zihinleri kurcalamış, eğlendirerek düşündürmüştü. Yeni deneme kitabım “Karasevda Sözlüğü”, biraz yürek burksun ve büyük farkındalık yolları açsın istiyorum. Dördüncü romanım, beşinci boyutta bir kozmik yolculuk olsun istiyorum. Uçakla veya füzeyle değil, yürekle yapılan bir yolculuk. Gezegenlerle atomlar bir arada gözüksün istiyorum.
Daha neler, demeyin. Kendimde ummadığım kapasiteler keşfediyorum. Belki de başarırım. Yazmak böyle bir şey.


 Serbest Düşüş Serbest Düşüş

Nilüfer Kuyaş

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam