VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Ülkenin Kalbinin Kalbinde, lakin fazla derininde
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ülkenin Kalbinin Kalbinde, lakin fazla derininde

Kısmen sabır gerektiren, ama has edebiyattan tat alanların kendi sakinlikleriyle paralel olarak zamana yayarak okuyabilecekleri bir kitap “Ülkenin Kalbinin Kalbinde”.

ÖZEN YULA



William Howard Gass 1924 doğumlu, ilginç bir edebiyatçı. Son yapıtını 2013’te vermiş. Has edebiyat okurlarının “keşfedilmesi gereken yazarlar” listesine koymaları gereken bir yazar. Dille ilgilenen, kelimeleri birbiriyle hemhâl eden ve hatta duyarsızlaştırana kadar, benzer kelimeleri ya da birbirini takip eden organları, yan yana konulmuş eşyaları, aynı kapıya çıkan kavramları, bitki adlarını ve Latince yazılışlarını art arda sıralayarak dilin boyunduruğundan kurtulamayacağımızı gösterme çabasında olan bir yazar. Dolayısıyla okuyucusunu bir hayli zorlayan bir yapısı var.
“Küçük Pedersen” adlı ilk hikâyede, kahramanlarımızı eylem sürecinde tanırız. Yazar, genel yapıda durağan, durgun gibi görülen, ama alttan alta akıntılar gizleyen derin sular gibi bir anlatı kurmuş okuyucularına. Planlı yapılmış gibi de durmuyor bu, edebî metin içinde. Sadece öyle olması gerektiği için öyle olmuş.

90 sayfalık hikâyede, soğuk ve buz tutmuş bir kış günü, komşularının oğlunu donmuş halde kar çitlerinin orada bularak onu hayata döndüren bir ailenin çabası anlatılır. Sonrasında da oğlanın söylediklerinden yola çıkarak, ailesini öldüren yabancıyı onların çiftliğinde aramak için buz gibi doğaya çıkarlar. Uzun yollardan geçip çiftliğin karşısındaki ahıra buzda tünel kazarak girerler. Neticede dış tehlikeyle ve görünmeyen düşmanla karşılaşırlar. Anlatıcı yaşadığı bu serüvenden sonra büyür kendince; tecrübe edinir ve sağ kurtulur. Soğuk, uzak açıdan, donuk bir anlatımı tercih etmiş yazar. Olanlar ailenin küçük oğlunun ağzından anlatılmış. Gayet güzel bir arama ve bulma hikâyesi.

İkinci hikâyeye, aylaklığı ve durmayı seçen bir adamın gözlerinden tanık oluruz. Komşularına kafayı takan adam, verandasında onlar tarafından alışkanlıktan dolayı artık görünmüyormuş gibi olduğunu anlar ve herhangi bir nesne gibi yerinde durup çevresinden geçenleri ve olanları seyreder.

BİR NESNE GİBİ

Komşuları tek tek tanırken, anlatıcının asıl derdinin komşusu “Bayan Zalim”le olduğunu anlarız. Tembel anlatıcımız kendi eşi hakkında herhangi bir bildirimde bulunmaksızın sadece komşularını anlatıp durur. Bayan Zalim’in, o ne kadar dövse, zehirli diliyle küçük düşürüp acı verse de koşarak eve dönüp sığınan dört çocuğu ve silik bir kocası vardır. Edilgen bir anlatıcı ile onun sıkıcı dünyasını okuyucusunu daha da sıkarak anlatan nekes bir yazar kimliği çıkıyor bu hikâyede karşımıza. Can sıkıcı bir eriyiş ve kendini başkalarının hayatına fark edilmeden nakşetme hikâyesi bu. Sıkıcı, kasvetli.
Üçüncü hikâye “Buz Sarkıtları”nda kışın en zor günlerinde müşterilerine ev gösteren Fender adlı emlak komisyoncusu kahramanımız böreğini yerken, bir yandan da Kapitalizmin en iyi yansıdığı alanlardan olan emlak alım-satım işindeki püf noktaları düşünür. Patron Pearson, iş arkadaşları, rekabet ve piyasa şartlarını takip etme üzerine iyi bir hikâye. “Mülk insanların sahibidir ” kavramına alışan Fender yeni müşterilere bir ev satmaya çalışır. Bu arada iş hayatını, çevresindekileri ve emlak temelinde bütün düzeni kendince sorgular. Sonunda işini kaybetmiş olan Fender’ın kendini manzara içinde erimeye bıraktığını görürüz.
Dördüncü hikâye “Böceklerin Düzeni” kısa ve vurucu bir hikâye. Bir ev kadınının, halıda ölüsünü bulduğu böceklerin anatomik yapısıyla büyülenmesi ve hayatını onları anlamaya adaması anlatılır. Bir yandan da aile, ev düzeni, böceklerin gövde parçaları, Latince adlar üzerine gayet birikimli bir ev kadını buluruz karşımızda.

Sonuncu hikâye “Ülkenin Kalbinin Kalbinde” mekân, zaman, kişiler gibi hikâyenin her bir birimini parçalayarak anlatan bir Ortabatı Amerikan hayat tarzının anlatımı. Bu hikâye adeta kelimelerle resim çizilerek anlatılmış. En rahat okunan ve anlaşılan hikâye bu. Bir yandan yazıldığı dönem için yenilikçi bir biçim ve yöntem denemiş, öte yandan klasik anlatı kalıbını bu yeni biçime yedirmeyi başarmış bir hikâye. Hepsinin ötesinde yazarın şiirli üslubuna en yakın çevrilmiş hikâye bu.
Düzgün bir çeviri var evet. Zira çevrilmesi zor olan yazarlardan W.H. Gass. Farklı dil özellikleriyle Joyce ya da Anna Kavan kadar olmasa da, anlatısını kurduğu karakterlerin anlatım özellikleri, zorlu doğa betimlemeleri ve anlatımdaki muğlaklığın hedef dil olan Türkçede billurlaştırılması açısından epey bir güçlük içeriyor. İlginç betimlemeleri ve metaforları kullanmayı seven bir yazar. Çetin bir çeviri işi. İmdi bu çetrefilli işi kotaran Şefika Kamcez neden sonrasında ve aralarda ayrıntılarda tökezlemiş acaba? Nasıl bir “son okuma” yapılmış bu kitaba? At “eyer”i “eğer”, “beyzbol” “beysbol” diye yazılıyorsa, orada düzelti açısından bir savrukluk vardır. Ayrıca Fender isminin eki kimi zaman ‘a’, kimi zaman ‘e’ oluyorsa, bir isim birkaç sayfa arayla Isabelle ya da Isabella diye dönüşüm geçiriyorsa bu savrukluğun ötesinde bir umursamazlık durumudur. Ayrıca “karnaval sanatçısı” diye çevrilen kişinin panayırdaki kılıç yutan adam olduğu, “nihayet” diye başlayan bir cümlenin de “nihayetinde” olması gerektiği gibi başka hatalar da var. Yazarın “bir kısa bir uzun hece ölçülü şiir” dediğini aktaran çevirmen, o şiiri rastgele çevirmiş Türkçeye. En azından buna dikkat edilmesi yerinde olurdu. Tarif edilen şiir tarif edildiği gibi düzenlenmeli. Bu zor kitabın yeniden basım gibi bir şansı olursa, düzeltisi kesinlikle yeniden yapılmalı.

Özgün bir edebî tutumu da düşündürdü bu hikâyeler: Bazen karmaşık yazıp kaostan bir bütüne ulaşmak usta yazarların ustalık göstergesi ve belgesi gibi belirir. Ama bazen de bu tutum müthiş bir kibrin ve büyüklenmenin ifadesidir. Bu ikisini ayırmamızı sağlayan kıstas ise yazarın o satırları yazarkenki samimiyeti ve sahiciliğidir. Burada William H. Gass’in samimiyetini anlıyoruz. Onun anlatmak için başka yolu yok. Bunları hatırlatması ve düşündürmesi açısından da iyi bir örnek oldu bu kitap.

Kısmen sabır gerektiren, ama has edebiyattan tat alanların kendi sakinlikleriyle paralel olarak zamana yayarak okuyabilecekleri bir kitap “Ülkenin Kalbinin Kalbinde”.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163