VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Uslanmaz bir âşık, yoğun bir maceraperest ve her şeyden çok kadınım
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Uslanmaz bir âşık, yoğun bir maceraperest ve her şeyden çok kadınım

Yazar Heather McElhatton o en şahane hatasını henüz yapmadığını söylüyor.

Yonca Boztunalı

Şahane Hatalar” okuru hem romanın kahramanı, hem yazarı kılıyor. Yani tanrı anlatıcı yazar bu kitapta ölüyor. Dahası bu iddiaya sahip olduğunu söyleyen postmodern romanın da ötesine geçiyor. Romanınız, postmodern romandan bir adım öncesi, dijital romandan bir öncesi midir?

Eğer postmodern romandan söz edebiliyorsak hâlâ, evet ben bunun da ötesine geçiyorum. Kitabım “normal” bir kitap değil, klasik bir kurgusu, zorlama bir sonu, özenli bir yapısı yok. Hatta başkahramanın bir ismi bile yok. Bildiğim tüm edebiyat kurallarını yıkıyorum. Hatta “roman nasıl yazılmalı” kitapçıklarındaki ilk kuralı bile en baştan yıkıyorum, ikinci tekil şahıs kullanarak anlatımımı yapıyorum. (Bu arada biri eğer sana “asla yapma” diyorsa, onu mutlaka yap; hep öyle yaptım ve çok eğlendim.) Kitap benim gibi; kaotik, dağınık, umarsız. Daha önce çalıştığım editörlerden biri “daha kurallı ve daha az kafa karıştırıcı bir metin” yazmam konusunda beni uyarmıştı. Yanıtımsa şu oldu: Bir gün hayatımı ve kendimi daha kurallı ve daha az kafa karıştırıcı hâle getirirsem, inan bana, kitabımı da tekrar gözden geçireceğim.

Dijital romanda tamamen serbest kalacak şey hayal gücü. Sizin romanınız buna imkân veriyor mu?

Kitabım edebi bir isyan kitabı. Ne yapması gerektiğinin, hangi yolu seçmesi gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmayanlar için yazdım. Bu yönüyle herkes için olmadığını farkındayım. Tam da bu yüzden kitapçılarda kitabı eline alıp sonradan bırakanlar olduğunu biliyorum. Bunu bir noktaya kadar anlayabiliyorum. Kendi hayatımda bir sonraki adımda ne olacağını bilmeme halinden hoşlanıyorum. İçgüdülerime ve varlığından ve çizilişinden emin olmadığım kadere güvenmeyi seviyorum. Sanırım insanlar ikiye ayrılıyor, saçında rüzgarı hissetmeyi sevenler ve sevmeyenler. Ben sevenlerdenim.

KURALLARI SEVMİYORUZ

Bence vermiyor. Çünkü ben 48’inci sayfada kaldım ve ileri gidemedim. Paramla ne ada satın almak isterim, ne de film çekmek. Neden sunduğunuz tercihler benim tercihim olmadı?


Kitabın ilk halinde ikiden fazla seçeneklerin olduğu birçok bölüm vardı. Bazı bölümlerde dört, hatta beş tercih bulunuyordu. Ancak bu kadar çok sonun olduğu kitabım 1000 sayfayı aştı. Yayıncım iki tercihte sadık kalmamızın en doğrusu olacağını söyledi, bazı durumlarda editör ve yayıncıyı seçmek sonrasında yapılacak şahane hataların önüne geçiyor.

Bu durumda romanınızın tezi mi çöktü yoksa ben standart sapma mıyım?

Kuralları ve önümüze konulan az tercihi sevmiyoruz diyelim, sizin kulübünüze ben uzun süredir üyeyim.

Peki siz kimsiniz? Ve sizin tercihlerinizle ne yönde aktı?

Hayatını kitaplara adamış bir radyo programıcısı, uslanmaz âşık, bir maceraperest her şeyden çok kadınım.

Beni ve sizi bir kenara bırakalım... Romanda birçok hikâye, birçok son var. Bir insan kişiliği bu kadar değişken midir? Hele yıllarca aynı numaralara oynayan bir kişilik bu kadar farklı seçimler yapabilir mi?

Her zaman rutine ve kurallara kendilerini bağlayan insanlarda tekinsiz bir yan görmüşümdür, sanki uygun an, asıl zaman geldiğinde tshirtlerini çıkarıp çırılçıplan yollara dökülen ilk onlar olacakmış gibi gelmiştir bana. Durağının, sıradanın içinde korkunç bir şiddet olduğunu biliyorum, ve evet yıllarca aynı sayıya oynayan başkahraman bu seçimleri hatta daha da uçları deneyimleyebilir hayatında.

22 milyon dolar insanı bu kadar değiştirir mi?

Kesinlikle değiştirir. Hayatınızda her ne karar verirseniz verin, hayatınız değişir. Hepimiz hayatımızı bir anda değiştiren anları biliriz, evlendiğimiz ya da büyük ikramiyeyi kazandığımız zamanlar gibi, ancak “önemsiz anlar” da aslında son derece önemli. Öğle yemeğinizi nerede yediğiniz, hangi yoldan evinize gittiğiniz... Kişisel tarihimizi bu seçimlerle yazıyoruz farkında olmadan. Sürekli bir takım mucizeler ve felaketlerle yüz yüzeyiz, oysa tek umursadığımız eve zamanında ulaşıp ulaşmadığımız.

Seçimleri neye göre belirlediniz?

Büyük ikramiye kazananların hayatlarını inceledim ve yüzdeye vurulduğunda yarısının tüm parasını kaybettiğini ve başladıkları noktadan daha yoksul bir duruma düştüklerini gördüm, devamında intihar oranlarının yüksekliği beni uzmanlarla konuşmaya itti. Kriterim ise kendi yapıp ettiklerim ve edeceklerimdi. Benim bu kadar param olsa, ya da bu kadar parası olan biri yakınımda olsa ne yapardım, ne yönde fikirler verirdim, neyi ne kadar zorlardım hayal ettim. Eğlenceden taviz vermedim ama en karanlık tercihleri de okurun önüne koymaktan çekinmedim.

Romanınız insanın kendini ve sınırlarını keşfi açısından insan psikolojisinde bir yolculuk mu yoksa bir fantezi dünyası mı?

Ben romanım için “phanta psych” diyorum, fantezi ve psikolojinin karışımı, içinde bolca erotizm ve mizah da var tabii. bu yönüyle belki de yeni adlandırmam şöyle olmalı: ‘phanta-psych-eroti-komedi” Bu kadar uzun sürede yazıldığına şaşmamalı.

Mutlu aşk mümkün

Şimdi bu romandan sonra önünüzde iki seçenek var diyelim; biri eve kapanıp yazarlık yeteneğinizin sınırlarını zorlayacak bir metin yazmak, diğeri de çok satan romanınızın parasını çıtır çıtır yiyip yeni bir “proje kitap” tasarlamak? Şayet ilki diyorsanız, 1. soruya, ikincisi diyorsanız lütfen 2’ye gidin.

Sizin yaşadığınızı ben de bu soruda yaşadım, iki tercih de bana göre değil. Neyin ne kadar satacağı, sınırlarımı zorlayacak metnin bana ödül getirmeyeceği ya da parasını proje kitaba yatıracağım romanda düş kırıklığına uğramayacağımı kim bilebilir ki. Bir cinayet davasının üzerine yoğun bir seks sahnesi koyup arka plan olarak da bir kasaba belirleyebilirim... Ama bu ben değilim, ‘gerçek sesi’mi duyurarak hikayemi anlatmak istiyorum, ne zaman taklitten, özenmekten ve kurmacadan sıyrıldım, işte o zaman kitaplarım satmaya başladı.

1) Konunuz ne olurdu:
Aşk (3), paranın insan üzerindeki etkisi (4), yeni bir hayat özlemi (5)?
Zengin olup üstüne bir de aşık olup devamında da olan hayatımı
daha eğlenceli kılabilir miyim?
2) Hiç takıntılı ölçüde aşık oldunuz mu? Güne onu düşünerek
başlayıp onu düşünerek bitirdiğiniz?
Evetse, 6, hayırsa 7.
Evet, evet, evet. 17. Aslında bütün sonlar.
3) Mutlu sonla biten bir aşk mümkün mü? Evet.
4) Kumar oynar mısınız? Asla.
5) En son ne zaman ve nereye,
nasıl bir yolculuk yaptınız?
İzlanda, macera dolu bir yolculuktu.
6) Mutlu musunuz?
Çoğu zaman evet.
7) Hayatınızdaki en büyük çılgınlık nedir?
Henüz ‘en büyük’ diyebileceğim hatayı da çılgınlığımı da yapmadım.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163