VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Usta kendini anlatıyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Usta kendini anlatıyor

Feridun Andaç, Yaşar Kemal söyleşilerini “Yaşar Kemal Bir Ömür Edebiyat” kitabıyla sürdürüyor. Kitap, usta yazarı yakından tanımak isteyenler için belgesel niteliğinde.



Feridun Andaç geçen yıl yayımladığı “Yaşar Kemal: Sözün Büyücüsü“ne “Yaşar Kemal Bir Ömür Edebiyat” kitabıyla devam ediyor. “İlk sözünü Nisan 1987’de” başlattıkları birbirinden detaylı ve kapsayıcı söyleşilerden oluşan kitap usta yazarın evreni üzerine kurulu. Daha doğrusu “anakara”sı. Bu anakara ise hiç şüphe yok ki Çukurova. Zira şöyle diyor kitapta Andaç; “Yaşar Kemal’e dair yazmaya, düşünmeye başlayınca; belleğimdeki ilk söz, ilk imge hep şu tümcesi olmuştur: ‘Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar.’ Sonrasını ezbere okuyabilirim!” Ezbere okuyacağı ise bir Çukurova tasviridir. Uzayıp giden toprakların, dağların, mavinin, yeşilin, kuşların, börtü böceğin... Nitekim her buluşmalarında Yaşar Kemal onu Çukurova’ya indirip oradan tekrar Toroslar’a çıkarır, oradan da Andırın üzerinden Akçadağ‘a, Savrun’un gözüne...

“Ama bu Çukurova, bizim coğrafyada ya da yurt bilgisinde gördüğümüz, bildiğimiz bire bir Çukurova değildir. Çukurova, onun için bir esindir. Nasıl ki Dostoyevski’yi okuduğunuzda Petersburg, Kafka’yı okuduğunuzda Prag akıllara geliyorsa, Yaşar Kemal’i okuduğunuzda da karşımıza Çukurova çıkar ve yazarın yurdu dilidir ama o dili besleyen de bir coğrafyadır.” Ortak anılar yerine hep kendi çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının geçtiği yerleri anlatmak istemiş büyük usta. Ama her defasında yeniden yaşar gibi anlatmış anılarını. Hatta bir gün “her anlatışta yeniden yazıyorum ama” demiş. Böyle böyle hep yeni bir yorum kazanmış anılar.

OKURUN YOLCULUĞU

Bu yüzden Andaç‘ın söyleşilerinde yeni bir şeyler, keşifler saklı. Belki de bu yüzden bu söyleşileri bir yol arkadaşlığına benzetiyor Andaç ve diyor ki; “Onda beni etkileyenin ne olduğunu düşününce de; o ilk okumanın izlerine, okuma mekanı/ yeri ve zamanına dönüyorum ister istemez. Yalnızca okumak değil benimkisi, edebiyatı öğrenmek, hayatı tanımak; kendi zamanını kavramak, içinden geçtiğin günlere bakmakr, yaşadığın yerin ruhunu özümsemek... Panait Istarti’yi, John Steinbeck’i, Çehov’u ve Gogol’ü okurken; Puşkin’in Erzurum Yolculuğu ile yeni bir yolculuğa çıkarken bunlar vardı belleğimde. Yaşar Kemal de işte öylesi bir yolculuğun yol arkadaşı olarak katılmıştı dünyama.”

Feridun Andaç ve Yaşar Kemal’in yıllara yayılan söyleşileri nasıl bir yolculuğa dönüşmüşse, okur için de Yaşar Kemal’in romanları hep öyle oldu. Nitekim Andaç bunu şöyle yorumluyor: “Roman coğrafyasını okuduğunuzda Türkiye’nin siyasal, toplumsal, kültürel değişimini ve dönüşümünü, insan ve ülke gerçeğine dair çok şey bulabilirsiniz. Akçasazın Ağaları kitabını okuduğunuzda, Türkiye’nin sosyolojik, ekonomik, toplumsal olarak değişimini görebilirsiniz. 100 yıl önce Osmanlı topraklarında yaşanan olayları görebilirsiniz. İnsanların yaşam biçimini, göç ederken yaşadıkları sıkıntıları görebilirsiniz. Yaşar Kemal, bize yalnızca kendi gerçeğimizi, insanımızı göstermedi, yerel ve bölgesel edebiyatın ne olduğunu, nasıl kurulması gerektiğini de anlattı. Bizi her defasında yerelden evrensele uzanan bir yolculuğa çıkardı.”


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163