VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Ustaların bile korkulu rüyası: Yazar tıkanıklığı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ustaların bile korkulu rüyası: Yazar tıkanıklığı

Geçen ay sinemalarda gösterilen, Robert De Niro ve Bradley Cooper’in başrollerini paylaştığı film “Limitless/ Limit Yok” daha pek çok film ve kitaba konu edilmiş bir meseleyi işliyordu: Yazar tıkanıklığı. Ekrana boş boş bakıp bir türlü yazamama sendromu olan ve yazarlar arasında hayli yaygın görülen yazar tıkanıklığı gerçek hayatta da pek çok ünlü yazarı pençesine aldı. Bir kere tıkanınca 60 yıl mola veren Henry Roth ve yazamadığı için bunalıma girip intihar eden Jerzy Kozinsky de bu talihsiz isimler arasındaydı...

Mine Akverdi

Bilgisayarın başında oturmuş boş ekrana bakıyorsunuz... Elleriniz klavyenin üzerinde amaçsızca geziniyor. Ne parmaklarınızda ne de ekranda tek bir hareket yok. Bir şeyler yazsanız da siliyorsunuz. Olmuyor. Yazmak isteseniz de yazamıyor, düşünmek isteseniz de düşünemiyor, doğru kelimeleri bir türlü bulamıyorsunuz. İlham periniz, müthiş fikirleriniz, konsantrasyonunuz sanki hepsi sizi terk edip gitmiş. Ekran size siz ekrana bakarken duvardaki saatin tik tak sesleri giderek artan bir biçimde beyninizde yankılanmaya başlıyor. Tek bir satır yazamamanın çaresizliği günlere, aylara, hatta yıllara yayılarak sizi kıskıvrak esir alıyor...
Bu lanetli durum, pek çok yazarın yazın hayatında en az bir kere karşı karşıya kaldığı bir sendrom, bir nevi ilham tükenmesi ya da yazma kabızlığı; ama daha bilinen adıyla anmak gerekirse “yazar tıkanıklığı.”Geçen ay sinemalarda gösterilen, Robert De Niro ve Bradley Coper’in başrolünü paylaştığı yeni film “Limitless / Limit Yok” işte bu konuya el atıyor. Yazar tıkanması yaşayan ve romanını bir türlü tamamlayamayan genç yazar Eddie Morra (Bradley Cooper) zihnini tekrar harekete geçirecek deneysel bir ilaç kullanmaya karar veriyor ve bu ilaç beyninin yüzde yüz kapasiteyle çalışmasına sebep olunca hayatı değişiyor. “Limit Yok” yazar tıkanmasını işleyen ilk film değil; Cohen Biraderlerin filmleri “Barton Fink” ve “Tersyüz”de, Emma Thompson’un romanını bitiremediği için kıvranan bir yazar olarak karşımıza çıktığı “Lütfen Beni Öldürme”de, Billy Crystal ve Denny DeVito’nun oynadığı kara komedi “Annemi Trenden Nasıl Atarım”da, Woody Allen’in tıkanmış bir yazarı canlandırdığı “Yaramaz Harry”de, S. King romanlarından uyarlanmış “Gizli Pencere,” “Kemik Torbası” ve “Cinnet” gibi gerilim filmlerinde de tıkanmadan mustarip yazarlar sık sık görücüye çıktı. Ne de olsa bir türlü yazamayan, bu yüzden çaresizlik içinde kıvranan, bilgisayar veya daktilosunun başında saçını başını yolan, dağınız masısındaki buruşuk kağıtların ortasında kendini içki ve sigaraya vuran, aklını kaçılan, depresyona giren, cinnet geçiren dramatik kahramanları seyretmek, klavyenin tuşlarına tıkır tıkır vurarak sorunsuzca çalışan bir yazarı seyretmekten çok daha cazip. “Cinnet (The Shining)” filminde, romanını yazamadığı için çıldırıp bir otelde cinnet geçiren ve karısıyla çocuğunu öldürmeye kalkışan J. Nicholson’un oynadığı Jack Torrence karakteri bunun en çarpıcı örneği...

BOŞ EKRAN SENDROMU İÇİN YAPILMASI GEREKEN 10 ŞEY

1. Bir yazma ve çalışma programı belirleyin ve her gün o saatte alınıza geleni yazmak üzere masa başına oturun.
2. Yazarken kendinize karşı fazla eleştirel davranmayın. Eleştiriyi yazıp bitirdikten sonraki okumalara baklayın.
3. Bunu bir sanat gibi değil yapmanız gereken düzenli bir iş gibi düşünün.
4. Bir projeyi yeni bitirdiğinizde diğerine başlamadan önce biraz mola verin. Yeni şeyler yapıp ilham toplayın.
5. Kendinize bir son tarih belirleyin ve ona yetiştirmek üzere çalışın.
6. Bu tıkanıklığın ardında daha derin problemler varsa bunlara yüzleşin.
7. Aynı anda iki proje üzerinde birden çalışın, ikisi arasında gidip gelmek çalışmanın üzerine yüklediğiniz aşırı önemi hafifletir.
8. Yazma egzersizleri yapın.
9. Yazma ortamınızı gözden geçirin, gerekiyorsa değiştirin.
10. O eseri yazmaya neden başladığınızı kendinize hatırlatın.

KİMLERİ PENCESİNE ALMADI Kİ!

Elbette gerçek hayatta da yazar tıkanmasından mustarip olmuş pek çok ünlü yazar var. O güne kadar hiç zorlanmadan sağlam eserler verip sonra bir gün tek satır bile yazamaz hale gelenlerden, tek bir romandan sonra sonsuz sessizliğe gömülenlere ve tıkanmasına rağmen 30-40 yıl sonra yazmaya geri dönenlerden bu kısır duruma dayanamayıp intihar edenlere kadar bir çok örnek bu sendromun yazar, çizer ve diğer yaratıcı kişiler arasında ne denli yaygın olduğunu kanıtlıyor. İşin ilginç yanı daha çok daha çok başarılı yazarları vurması. Zira kökeninde psikolojik bir sorun yatıyor. Uzmanlar bunu çok okunan, başarılı eserlere imza atmış yazarların artık her yazısında, önceki yazılarından bir adım ileri gitmeye çabalamasına, bu yüzden yazdıklarını beğenmemeye başlamasına bağlıyor. Böylelikle başgösteren depresyon ve anksiyete yaratıcılığı alıp götürüyor.
Edebiyat tarihinde bilinen ilk yazar tıkanıklığı vakalarından birni ünlü İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in yaşadığı biliniyor. Adını tarihe yazdıran büyük eserlerinin hepsini 20’li yaşlarında yazan Coleridge, 1804’te 32 yaşına basmasının ertesinde defterine düştüğü notta bir süredir yaşadığı çaresizliği şu sözlerle açığa vurmuştur: “Dün doğumgünüm idi. Bir sene daha geldi geçti, ve benim bütün yıl yazdıklarım bir aylık bir çalışmanın ürünü bile etmez! Ey hüzün, ey utanç... Hiçbir şey yapmadım!” Nitekim Coleridge hayatının geri kalanında bir daha iddialı bir esere imza atamaz, ne zaman bunu denese “ruhunu müphem ve tarifsiz bir korku” sardığını ve kolunu kıpırdatamadını söyler ve ömrünü esrar bağımlısı olarak harcar...
İlk dört romanını üç yıl içinde seri biçimde yazan ve şöhreti yakalayan Amerikalı yazar Dashiell Hammett da romanları Hollywood filmlerine dönüştürüldüğü, yani kariyeri zirveye ulaştığı dönemde tıkanıp kalır. 1934’te 39 yaşındayken yazdığı beşinci romanı “İnce Adam” üretkenliğinin sonu olur, Hammett sonraki 30 yıl tek bir satır yazamaz. Sebebi sorulduğunda verdiği cevap bu sendromun en bariz belirtisidir: “Artık ne yazsam hep kendimi tekrar ediyormuşum gibi geliyor.”
İntiharları”yla (1993) büyük başarı yakalayan Jeffrey Eugenides, çok satan ve beyazperdeye uyarlanan romanı sonrası gerisin getiremez. İkinci romanı “Middlesex”i yayımlayabilmesi için tam dokuz yıl geçmesi gerekir. Eugenides felaketin eşiğinden dönenlerdendir, çünkü ikinci romanı ile 2002’de Pulitzer Ödülünü kazanır. Yazar tıkanıklığı yüzünden iki roman arasında geçirdiği bu uzun ve zorlu dönemi şöyle anlatır Eugenides: “İlk kitabınızı yazarken bu kitabı bekleyen hiç kimse yoktur. Bitirip bitirmediğinizi kimse umursamaz. Ama ilk kitapın ardından eğer başarı kazandıysanız artık herkesin ikinciyi beklediğini görürsünüz. Artık profesyonel bir yazar, bir yazma makinesi olarak kabul edilirsiniz, oysa öyle olmadığınızı bilirsiniz. Bir anda kaybedecek hiçbir şeyi olmayan birinden kaybedecek çok şeyi olan birine dönüşmüşsünüzdür. İşte bu paniğe sebep olur...” Elbette herkes o paniği atlatacak kadar sabırlı olmayabilir, zira ünlü yazar Jerzy Kosinsky, tıkandığı ve artık yazamadığı için intihar etmiştir. Ama çıkmayan candan umut kesilmez. Sabır, zaman ve özgüven işleri tersine döndürebilir. Zira yazar tıkanıklığının en uç örneğini sergileyen Amerikalı yazar Henry Roth, ilk romanından sonra 60 yıl durup, o 60 yılın ardından dört yeni romanla geri dönmüştür. O halde, 1960’ta yazdığı ilk roman “Bülbülü Öldürmek” ile Pulitzer Ödülü’nü kazanan ve 50 yıldır “yeni romanı” üzerinde çalışan Harper Lee de 85 yaşında yeni kitabıyla karşımıza dikilebilir. Nitekim ilham perisi dengesiz bir varlıktır, gelgitleri çoktur ve ne zaman döneceği hiç belli olmaz.


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163