VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Üstünzekalı Don Juan
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Üstünzekalı Don Juan

New York Times Bestseller listesine dört kitabıyla giren, Time dergisi tarafından dünyayı etkileyen 100 insan arasında gösterilen John Green, edebiyatın parlayan yıldızı. Katherine isimli 19 ayrı kıza âşık olan kahramanı Colin ise, sosyal hayata uyum sağlamaya çalışan üstünzekalı bir Don Juan.

ÖZLEM AKALAN



Esprili dili, keskin zekası ve gençleri merkeze koyduğu öyküleriyle John Green son dönem adından en sık söz ettiren yazarlarından. 1977 doğumlu Green, aynı zamanda bir internet fenomeni. Kardeşi Hank ile youtube için hazırladıkları video bloglar kadar, her biri 10 - 15 dakika süren hızlandırılmış edebiyat, fizik, matematik, biyoloji dersleri de tıklanma rekoru kırıyor.
John Green, genellikle 18 - 26 yaşları arasında kategorilendirilen genç yetişkinler için yazıyor. Bu yaş aralığı 16’lara kadar düşebiliyor ve elbette 40’lara kadar çıkmasında da bir sakınca yok. Özellikle okul hayatı, aşk gibi konularda karın ağrıları çeken bir ergen büyütmekle meşgulseniz, John Green romanlarını es geçmeyin derim.

Green’in Türkçeye çevrilen son romanı “İlk Aşk”ın kahramanı Colin Singleton, üstünzekalı, dolayısıyla da yaşıtları arasında pek de popüler olmayan bir gençtir. Lisenin bittiği gün, kız arkadaşı 19. Katherine’in onu terk etmesiyle yıkılır. Bugüne kadar sadece Katherine isimli kızlarla çıkmış ve hepsi tarafından da terk edilmiş olan perişan haldeki Colin’in imdadına, en yakın ve ne yazık ki tek arkadaşı Lübnanlı Hasan yetişir. Üniversiteye gitmeyi düşünmeyen, zengin babasının kazancının ona ömür boyu yeteceğine inanan ve dini bütün bir Müslüman olan Hasan, Colin’e arabaya atlayıp tatile çıkmalarını önerir.

19. Katherine’in midesinde yarattığı boşluk hissinden kurtulmak için Colin bu teklifi kabul eder. Chicago’dan Tennessee’ye kadar kazasız belasız gelen ikili, Arşidük Franz Ferdinand’ın mezarını görmek için Gutshot adlı bir kasabada mola verir. Bir aşk adamı olan ve politika ya da savaşla pek ilgisi olmamakla birlikte bir Sırp tarafından öldürülünce 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olan Ferdinand’ın mezarının Gutshot’ta ne işi vardır? Colin’in bile hiçbir kitapta okumadığı (okusa mutlaka hatırlardı) bu tarihi mezarı görmeden yollarına devam etmemeye karar vermeleri, hayatlarının dönüm noktası olur.
Gerçekten Franz Ferdinand’ın mezarı bu acayip kasabadadır! Kendilerine rehberlik edip, mezarın hikâyesini anlatan Lindsey’le arkadaş olurlar. Sadece tampon ipi üreten ve kasabanın en önemli gelir kaynağı olan tekstil fabrikasınının sahibi, Lindsey’in annesi Colin ve Hasan’ı çok sever. Onları evlerinde kalmaya davet edip bir de iş teklif eder: Kasabanın sözel tarihini ortaya dökmek için burada yaşayanlarla röportaj yapacaklardır.

ANAGRAM TAKINTISI
Ne var ki hiçbir uğraş Colin’i Katherine’lerini düşünmekten alıkoyamaz. Sonunda terk etme - terk edilme olasılıkları ve Katherine’ler üzerinden bir ilişkinin ömrünü gösteren “öngörülebilirlik teoremini” geliştirir. Ne yaparsa yapsın teorem bir türlü tutmaz. Tüm Katherine’ler tarafından terk edildiğini zanneden Colin 3. Katherine’i kendisinin terk ettiğini öğrenince, teoreme geri döner ve işlem tamamlanır! Elbette bu teoremin tutması, 19. Katherine’in Colin’e geri dönmesini sağlamaz.

Ama kendisi de başka bir Colin ile flört eden Lindsey’in ona ilgi duymasına vesile olur. Burada, üstünzekalı ve pek de popüler olmayan bir liselinin nasıl tam 19 tane sevgilisi olabileceğini düşünebilirsiniz.
Elbette Colin’in ilişkileri sıradan insanların ilişkileri gibi değildir; kimi birkaç dakika, kimi birkaç gün süren bu aşklarla ilgili Colin’in her şeyi hatırlaması bir yana, pek çoğuna gerçek bir ilişki demek mümkün değil. Duyduğu her kelimenin harflerinden yeni kelimeler türeten, anagram takıntılı Colin’in Arşidük Franz Ferdinand’ın sırrını çözmesi de uzun sürmeyecektir.

Beri yazar olmayı hayal eden John Green bu arzusunun çocukların astronot ya da futbolcu olmayı hayal etmelerinden farksız olduğunu söylüyor.
The New York Times Book Review’da edebiyat eleştirileri yazmaya başladıktan sonra ciddi bir biçimde yazar olmayı kafasına koyan Green ilk romanı “Alaska’nın Peşinde”yi 2005 yılında yayınlamış. Ardından “İlk Aşk” (2006) ve “Kağıttan Kentler” (2008) gelmiş. Neredeyse tüm romanlarının film haklarını satmış olsa da şimdiye kadar çekimi tamamlanan ve sinemaya uyarlanan tek romanı “Aynı Yıldızın Altında”yı 2012’de yayınlamış.

KİTAPLARIMI OKUMAM
Üniversitede İngiliz edebiyatı ve din (özellikle İslam) üzerine çifte lisans yapan John Green, romanında neden bir Müslüman karaktere yer verdiğini bir röportajında şu sözlerle açıklıyor: “Colin’in zıttı bir karakter yaratmak istedim; düşünceli ve dogmatik olmadan inançlı biri. Romanlarda çok fazla Müslüman karaktere rastlamıyoruz; rastladıklarımızsa hep inançlarıyla öne çıkan karakterler. İnançlı, düşünceli ancak inancı tarafından yönetilmeyen bir karakter Hasan. “Dâhi çocuk” olarak anılan ve bu kimliği tüm hayatını etkileyen Colin’in tam zıttı bir insan Hasan.” Peki, Green kahramanlarının hayatının seyrini değiştiren kişi olarak neden Arşidük Franz Ferdinand’ı seçmiş? “Ferdinand, insanlık tarihi için çok önemli ama önemli olmak için hiçbir şey yapmamış bir örnek” diyen Green ekliyor; “Colin, mühim bir şeyler yapmak konusunda takıntılı olduğu için aklıma Franz Ferdinand geldi.”

Yayınlandıklarından sonra, zaten o zamana kadar onlarca defa okuduğu için, kitaplarını hiç okumadığını söylüyor yazar. Bunun en büyük sebebi de okumaya değer bulduğu ve okumak istediği pek çok kitap olması. Ayrıca yeniden okurken “Keşke şurasını daha açıklayıcı yazsaydım”, “Keşke daha iyi bir espri yapsaydım” diyerek içinden çıkılmaz ve geri dönüşü olmayan bir noktaya gelmek istemiyor.

Bir yazara en sık sorulan sorulardan biri elbette ki John Green’e de pek çok röportajda sorulmuş: “Nereden ilham alıyorsunuz?” Soruyu cevaplarken “Gerçekten bilemiyorum. Fikirlerin nereden geldiğini bilseydim oraya gider ve daha çok fikir toplardım” diyor Green ve ekliyor: “Bir büyücü okulu kurmak ya da taşrada yaşayan vampirler hakkında yazmak gibi ‘büyük’ fikirlerim yok. Benim hikâyelerim doğrudan insanları anlatıyor.

İlk Aşkİlk Aşk

John Green

Detay için tıklayın

Paylaş